BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ MUTASYONLARI TANIYOR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Dikkat: Yazının sonunda ek var!

***

KOVİD’ den korunmada bağışıklık sisteminin “yerinde” olmasının her şeyden önemli olduğunu bıkmadan usanmadan dile getiriyorum.

Çünkü sağlıklı bir bağışıklık tüm hastalıklardan korunmanın olmazsa olmaz unsurudur.

Nitekim “bihakkın” vazifesini yerine getiren bağışıklık sistemleri olanlara koronavirüs vız geliyor tırıs gidiyor.

Genç ve görünüşte sağlıklı olanlar hastanelerde, yoğun bakımlarda yatmak zorunda kalırken 90′ lık dedelerin, 100′ ü aşan ninelerin hastalığı ayakta ve çok hafif atlattıklarını biliyoruz.

Bunun başta gelen sebebi “güçlü bir bağışıklık” sistemine sahip olmaktır ve evvel emirdeki şartı ise kelle-paça “sembolü” ile anlatmaya çalıştığımız “adam gibi beslenmedir“.

Adam gibi beslenme atalarımız gibi beslenme demektir, işlenmiş gıdaların zerresinin bile olmadığı, hem hayvani hem zirai yiyecek ve içeceklerin mâkul miktarda ve iki öğünde yenmesinden ibarettir.

Evet, bu kadar basittir.

Bakın, yeni bir araştırma bağışıklık sisteminin mutasyonlu virüsleri de tanıyarak onları da “etkisiz” hale getirdiğini ortaya koyuyor (1). 

Koronavirüslere karşı geliştirilen aşıların hem dünya çapında uygulanmasının imkânsız olduğu hem de bazı mutasyonlara karşı aşıların etkisiz kaldığı ve kalacağı net olarak görüldü (2) .

Bu araştırmanın da bir defa daha gösterdiği gibi bağışıklık sistemi yerinde olanlarda KOVİD-19’a karşı gelişen “hücresel bağışıklık” cevabı onları mutant virüslerden de koruyor.

Birçoklarının zannettiği gibi esas mühim olan antikor cevabı değil T-hücrelerinin aracılık ettiği hücresel bağışıklıktır. 

Bu hücreler sayesinde yıllarca ve hatta belki de hayat boyu süren bir bağışıklık oluşur ve bu sayede vücut kendini mutasyon gösteren virüslere karşı da koruyabilir.

Aşı olanların antikor baktırıp yüksekse sevinmeleri, düşükse üzülmeleri anlamsızdır.

T-hücre bağışıklığı ise öyle rutin incelemelerle ölçülemez, bunun için sofistike laboratuar tetkikleri gerekir. 

Gelelim neticeye

Koronaya selâm, kelle paça çorbasına yani adam gibi beslenmeye devam!

Kaynaklar:

1. https://academic.oup.com/ofid/advance-article/doi/10.1093/ofid/ofab143/6189113

2. https://tr.euronews.com/2021/03/05/sinovac-as-s-brezilya-mutasyonuna-kars-yeterli-etkiyi-gosteremeyebilir-arast-rma

Discovery Upends Traditional View of “Killer T Cells'” Travels in the Body  - Penn Medicine

***

Euronews’ in “Sinovac aşısı ‘Brezilya mutasyonuna’ karşı yeterli etkiyi gösteremeyebilir” başlıklı haberi:

Türkiye’nin de aldığı Çinli Sinovac’ın Covid-19 aşısının ilk olarak Brezilya’da tespit edilen koronavirüs varyantına karşı yeterli antikor oluşturamayabileceği belirtildi. İlk olarak Çin’in Vuhan kentinde görüldükten sonra mutasyona uğrayarak İngiltere, Güney Afrika ve Brezilya’da ortaya çıkan koronavirüs varyantları sadece salgının hızını artırdıkları için değil, aşıların üzerlerinde etkili olamayacağı yönündeki haberler nedeniyle de endişe yaratıyor. Brezilya’da yapılan son klinik araştırma da söz konusu kaygıları doğrular nitelikte.

Aşı, P.1 mutasyonunu yeterli şekilde etkisiz hale getiremedi

Çalışmada, Sinovac’ın CoronaVac aşısı uygulanan sekiz kişiden alınan plazma örnekleri koronavirüsün P.1 adlı verilen “Brezilya mutasyonunu” yeterli bir şekilde etkisiz hale getirmede başarısız olduğu görüldü. Başkentteki Sao Paulo Üniversitesi, ABD’deki Washington University School of Medicine ve diğer bazı kurumlardan araştırmacılar, “Bu sonuçlar P.1 virüsünün, CoronaVac aşısı tarafından sağlanan antikorların nötrolize edici etkisinden kaçabileceğini gösteriyor” ifadelerini kullandı. Brezilya’da yapılan önceki klinik deneylerde de CoronaVac vurulan sekiz kişiden alınan antikorlar test edilmiş, aşı ile üretilen antikorların, P.1 varyantını durdurmada diğer tiplere göre daha az etkili olduğu bulunmuştu. 

Sinovac varyantlara karşı yeni bir aşı geliştirebilir

Türkiye, Endonezya, Çin ve Brezilya’da toplu aşılamalarda kullanılan aşının üreticisi Sinovac konuyla henüz bir açıklama yapmadı. Ancak şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Yin Weidong, geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında yaptığı açıklamada, şirketin, gerekirse varyantlara karşı yeni bir aşı geliştirmek için mevcut araştırma ve üretim kapasitesini “tam olarak” kullanabileceğini söyledi.

Kaynakhttps://tr.euronews.com/2021/03/05/sinovac-as-s-brezilya-mutasyonuna-kars-yeterli-etkiyi-gosteremeyebilir-arast-rma

***

Ntv’ nin araştırma ile ilgili “T hücresi bağışıklığı corona virüsün yeni mutasyonlarına karşı koruma sağlıyor” başlıklı haberi:

ABD’de Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü (NIAID) tarafından yapılan yeni çalışmada, önceki enfeksiyonlar ve aşılarla tetiklenen T hücresi bağışıklığının corona virüsün İngiltere, Güney Afrika ve Brezilya mutasyonlarına karşı koruma sağlayabileceği belirtildi. Corona virüsün orijinal versiyonundan daha bulaşıcı ve öldürücü olduğu açıklanan yeni varyantların aşıların etkisini zayıflatabileceğinden ve yeniden enfekte vakaların artmasından endişe ediliyordu. Ancak, çalışma bu durumun gerçekleşmesi olasılığının zayıf bir ihtimal olduğunu göstererek, salgınla mücadeleye ilişkin umutları artırdı.

Son zamanlarda yapılan birkaç çalışma, yeni tip corona virüsün belirli varyantlarının, önceki enfeksiyonlarla elde edilen antikorlardan ve aşılardan sağlanan bağışıklık korumasını zayıflatabileceğini gösterdi.

Ancak, ABD’de  Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü(NIAID) tarafından yapılan yeni bir çalışmaya göre, Covid-19’a karşı koruyuculukta antikorlar tek etken değil.Araştırmada corona virüsün yeni varyantlarına karşı T hücrelerinin önemli bir ek koruyucu rol oynadığı görüldü.

“Open Forum Infectious Diseases” adlı dergide yayımlanan çalışmada araştırmacılar, yeni ve daha bulaşıcı mutasyonların ortaya çıkmasından önce Covid-19’dan iyileşen 30 kişinin kanını analiz etti. Bu örneklerden virüse karşı aktif olan spesifik bir T hücresi formu belirlediler ve bu T hücrelerinin Güney Afrika, İngiltere ve Brezilya’daki ilgili varyantlara karşı nasıl performans gösterdiğini değerlendirdiler.

“T HÜCRESİ YANITI NEREDEYSE TÜM MUTASYONLARI TANIDI”

Sonuçlarda, T hücre yanıtlarının büyük ölçüde sağlam kaldığını ve incelenen varyantlardaki neredeyse tüm mutasyonları tanıyabildikleri keşfedildi.

Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden araştırmayı yöneten Dr. Andrew Redd, “Verilerimiz ve diğer gruplardan elde edilen sonuçlar, virüsün orijinal versiyonu ile  enfekte olmuş kişilerde T hücre yanıtının İngiltere, Güney Afrika ve Brezilya’da tanımlanan başlıca mutasyonları tanıdığını gösteriyor” ifadelerini kullandı. 

Öte yandan NIAID araştırmacıları, bulguları doğrulamak için daha büyük çalışmalara ihtiyaç olduğunu söyledi. Redd, hem antikor hem de T hücre korumasından kaçan varyantlar için sürekli izleme yapılması gerektiğini söyledi.

ANTİKORLAR VE T HÜCRELERİ ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Vücudun patojenlere (bakteri ya da virüslere karşı doğuştan sahip olduğu bağışıklık mekanizmalarının yetersiz kaldığı durumlarda,  kazanılmış (edinilmiş) bağışıklık sistemi devreye giriyor.

Kazanılmış bağışıklık sistemi ise 3 ana çeşit lenfosit hücresi oluşturuyor: B hücreleri, T hücreleri ve doğal öldürücü lenfositler (NK hücreleri). B hücreleri antikor olarak bilinen molekülleri oluşturuyor ve virüsle savaşta ilk önce devreye giriyor. Antikor proteinlerinin varlığı vücudun daha önce o hastalıkla karşılaştığını ve mücadele etmeyi öğrendiğini gösteriyor.  T hücreleri ise antikorların ardından geç bir bağışıklık tepkisi olarak ortaya çıkıyor. Antikorlar kadar hızlı hareket edemeyen bu hücreler bir enfeksiyonu kontrol etmek ve semptomları azaltma konusunda önemli bir rol oynuyor.

Kaynak: https://www.ntv.com.tr/amp/saglik/t-hucresi-bagisikligi-corona-virusun-yeni-mutasyonlarina-karsi-koruma-sagliyor,Zd9BUZCehkS_AhS1iu8i2w

***

EK 1 (7.4.2021): İlk olarak Hindistan’da görülen ‘çift mutant’ corona virüs varyantının Kaliforniya’da, Stanford Üniversitesi’ndeki bilim insanları tarafından tespit edildiği açıklandı. Geçtiğimiz haftalarda Hindistan’da tespit edildiği açıklanan ‘çift mutant’ Covid-19 varyantının Amerika Birleşik Devletleri’nde de tespit edildiği açıklandı. Tespit edildikten sonra ‘çift mutant’ varyant olarak tanımlanan corona virüs türü, genetik olarak bileşiminde iki mutasyon içerdiği için bazı bilim insanları arasında endişeye yol açmıştı. LA Times’ın haberine göre ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) tarafından yakından takip edildiği açıklanan ‘çift mutant’ varyant ile ilgili ise yeni bir gelişme yaşandığı ve varyantın Hindistan’dan sonra ABD’de de tespit edildiği bildirildi. Kaliforniya’daki Stanford Üniversitesi’ndeki bilim insanları tarafından tespit edilen açıklanan ‘çift mutant’ varyant ile ilgili Klinik Viroloji Laboratuvarı müdürü Dr. Benjamin Pinsky, “Bu iki mutasyonun eşleştiklerinde nasıl davrandıklarını bilmiyoruz” dedi.

Pinsky, yeni keşfedilen varyantın varlığının ilk olarak Hindistan hükümeti tarafından 24 Mart’ta açıklandığını, daha sonra da Maharashtra’da bir corona virüs vakası dalgalanmasının tespit edildiğini söylerken, ‘çift mutant’ varyantın bölgedeki yeni corona virüs vakalarının yüzde 15 ila 20’sini oluşturduğunu bildirdi. Yaptıkları çalışmadan bahseden Benjamin Pinsky, Hindistan’ın açıklamasının bir gün sonrasında Stanford’daki laboratuvarda incelenen bir örnekte çift mutant’ varyantın tespit edildiğini açıkladı. San Francisco Körfez Bölgesi’ndeki bir hastadan alınan örnekte tespit edildiği belirtilen çift mutant varyant ile ilgili Pinsky, “25’inde alınan örnekte tespit edilen genetik dizilimin Hindistan’da bahsedilen çift mutant varyant ile aynısı olduğunu tespit ettik” derken “Bu durum da çift mutant varyantın yayıldığını gösteriyor” ifadelerini kullandı. Kaynak: https://www.ntv.com.tr/saglik/cift-mutant-corona-virus-varyanti-abdye-sicradi,sqFfw_-qHk6GwQSfJP3nzg

***

EK 2 (18.6.2021): Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin, Rus yetkililerle video konferans yöntemiyle gerçekleştirdiği toplantıda, Kovid-19 salgınıyla ilgili durumun başkentte giderek kötüleştiğini vurguladı. Moskova’da 18 Haziran’da 9 bin günlük yeni vakanın tespit edilebileceğini belirten Sobyanin, “Moskova’daki salgın durumu hızla kötüleşiyor. Moskovalıların yüzde 60’ından fazlasının halihazırda hastalığı geçirmiş veya aşılı olması nedeniyle bu beklenmeyen bir durum. Vakalarda artış yerine düşüş bekleniyordu.” diye konuştu.

Şehirde yayılan virüsün geçen yıl ortaya çıkan virüsten farklı olduğuna işaret eden Sobyanin, Şu anda Moskova’da geçen yıl uğraştığımız Çin’den gelen virüs yerine daha agresif ve hızlı yayılan bir mutasyonla karşı karşıyayız. Durumumuzun farklı olduğunu anlamalı ve yeni çözümler üretmeliyiz.” dedi. Moskova’da salgına karşı önlemlerin sertleştirilebileceğini anlatan Sobyanin, “Sert önlemler için bazı kararlar almaya çok yakınız. Şehirdeki hastanelerin yatak kapasitelerini artırmamıza rağmen, bu kapasitelerin de bir sınırı var. Şu anda hizmet ve ulaştırma sektörlerinde çalışanları aşılamak ana hedefimiz.” şeklinde konuştu.

Rusya Koronavirüs Enfeksiyonu Kontrol ve Önleme Merkezinden yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte vaka sayısı 14 bin 57 artarak 5 milyon 264 bin 47’ye, ölenlerin sayısı ise 416 artışla 127 bin 992’ye yükseldi. Başkent Moskova’da ise son 24 saatte 6 bin 195 yeni vaka tespit edilirken, 1854 kişi hastaneye kaldırıldı. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/koronavirus/moskovada-daha-agresif-ve-hizli-yayilan-mutasyonlu-kovid-19-alarmi/2277680

***

Yazı için 2 yorum yapılmış:

  1. Ahmet Mithat CAN dedi ki:

    MANTIK BİLMEYENİN İLMİNE GÜVENİLMEZ

    İki tür insan vardır:
    1. Düşünen, aklını kullanan ve soru sorabilen insan
    2. Körü körüne taklit eden, aklını kullanmaktan kaçınan insan

    Kuran-ı Kerim’de ‘akletmiyor musunuz?’ sözü birçok ayette geçmekte ve insanları düşünmeye teşvik etmektedir.

    Mantığın amacı da; doğru düşünme ve akıl yürütmenin kurallarını öğretmektir.

    Kuş uçar.
    Uçak uçar.
    O hâlde kuş uçaktır.
    Burada öncüller doğru olmasına rağmen, akıl yürütme yanlıştır.

    Gazali der ki: “Mantık bilmeyenin ilmine güvenilmez.”
    Gazali; aklı, son derece önemsemiştir. Ona göre akıl olmadan, akıl iyi işletilmeden, ilimleri iyi anlamak mümkün olmadığı gibi herhangi bir konu ile ilgili doğru sonuçlara varmak da mümkün değildir.

    Prof.Dr.Canan Karatay da “Akıl, paraşüt gibidir, açık olunca çalışır. Akıl paraşütlerinizi açın” diyerek aklın önemine dikkat çekmiştir.

    Bir örnek olarak aşağıdaki açıklamaları mantık ve akıl yürütme ile düşünelim.

    Prof. Karatay diyor ki : “DİYABET GENETİK DEĞİLDİR. Annem, babam şeker hastası bende de olacak diye bir şey yok. Bu tamamen çevresel ve aileseldir. Aile içinde olması genetik olduğunu göstermez. Aynı ailede görülmesi, aynı aile içinde ne görüyorsak onu yapmamızın sonucudur. Annemiz börek yapıyorsa börek yapmayı öğreniyoruz. Babamız sigara içiyorsa sigara içmesini öğreniyoruz. Şeker hastalığı bunun için aileseldir, genetik değildir.

    25-30 senede artan hastalıklar genetik olmaz. Genetik hastalıkların artması, genlerin mutasyona uğramasıyla olur. Bu da ancak 150-200 senede olur, 30 sene içerisinde olmaz.

    Biz bunlara insülin yüksekliği hastalıkları diyoruz. Bu hastalıklara yakalanmamak için açlık insülin seviyenizi takip edin ve 5’i geçmemesi için beslenmenize ve yaşam tarzınıza dikkat edin.”

    Yukarıdaki açıklamalar, mantık ve akıl süzgecinden geçirdiğimizde aklımıza yatmıyorsa o zaman şu tespiti dikkate alacağız : DİYABET GENETİK’tir. Diyabet, aile geçmişinden gelen GENETİK MİRASTIR ve ömür boyu tedavi gerektiren bir hastalıktır, beslenme şekli de günde 3 ana öğün 3 ara öğün ve 8-10 dilim ekmektir.

    İkilemde kaldıysanız, varsa aile albümlerinizin 70’li yıllarına ait fotolarına bakın, ya da Google’da “70’li yıllar” yazıp aratıp çıkan sonuçta görselleri tıklayın ve inceleyin, o yıllarda yaşayan insanların neredeyse tamamının kilosuz, ince belli, göbeksiz, fit olduklarını göreceksiniz. Peki şimdi ne oldu da 40-50 yıl içinde birdenbire toplumun yarısı kilolu, göbekli, obez oldu? Bunu GENETİK MİRAS ile açıklamak mümkün mü? sorusu üzerinde düşünmeniz size akıl yürütmenizde yardımcı olacaktır.

    İkinci örnek olarak şu konuyu da değerlendirebiliriz.

    Koronavirüs salgını başlayalı bir yılı geçti. Salgının başından itibaren yapılan araştırmalar ve yayınlar; koronavirüse yakalanıp hastalığı ağır geçirenlerin önemli bir kısmının kronik hastalıkları olan ya da D vitamini seviyeleri düşük kişiler olduğunu gösterdi.

    Prof.Karatay, salgının en başından beri; adam gibi beslenen, güçlü bağışıklık sistemine ve yüksek D vitamini seviyesine sahip kişilerin koronavirüse karşı dirençli ve korunaklı olduğunu belirtiyor. Ayrıca maske, mesafe, hijyen gibi tedbirlere ilave olarak; kelle-paça, gargara gibi tedbirlerin de korumayı artırdığına dikkat çekiyor.

    Bu tespitleri mantıksız buluyorsanız kimileri gibi şarlatan ithamı yapanlar kervanına katılırsınız, ya da akıl süzgecinizden geçirip açıklamaları makul kabul ederseniz, elinizde maske, mesafe, hijyen ve kısıtlı aşı çözümlerinin yanında ilave seçeneklerin de olduğunu, koronavirüse/virüslere karşı çaresiz olmadığınızı görmüş olursunuz.

    Sağlık Bakanlığının bölgesel obezite sıklığı haritası ile koronavirüs risk haritası karşılaştırıldığında şaşırtıcı benzerlikler dikkati çekmektedir. Bazı bölgelerde obezite ve koronavirüs sıklığı birlikte yüksek, bazı bölgelerde birlikte düşük görülmektedir. Obezite-koronavirüs ilişkisini akıl yürütme ile değerlendirerek doğru sonuçlara ulaşabiliriz.

    Aklı bol olan, zamanın kıtlığından zarar görmez. (İbn-i Sina)

  2. Mustafa dedi ki:

    Konu bağışıklık sistemi ise Canan Karatay hoca bunu yıllardır dile getiriyor. Önceki yıllarda: “Aşıyla güçlenmez bağışıklık sistemi, beslenme ile güçlenir” demişti.
    Bugün Hürriyet’te Ahmet Hakan yazısının bir bölümünde Canan Karatay’a yer vermiş:

    “CANAN KARATAY’IN TÜKENİŞİ
    PANDEMİ henüz Türkiye’ye gelmemişken…
    Kendinden gayet emin bir şekilde şöyle diyordu ekranda Canan Karatay:
    “İsrail’de hiç aşı yapılmaz. Siz hiç duydunuz mu İsrail’de aşı yapıldığını.”
    Ve bugün: İsrail, dünyada aşılanmayı en başarıyla uygulayan ülke.
    Şimdi Canan Karatay’ın o eski sözleri dolaştırılıyor ortalıkta…
    Canan Karatay’ın itibarı, pandemiyle birlikte hayli yara almıştı. Doğru olmadığı kanıtlanmış bir bilgiyi, bu denli kendinden emin şekilde söylemesi ise… Tükenişini getirdi.”

    Canan Karatay’ın itibarı pandemiyle birlikte neden yara almıştı ki! Diğer konulardaki tespitlerini bırakıp sadece bir aşı konusu ile mi tükendi?

Siz de yorumunuzu paylaşın: