KOVİD ÖLÜM ORANLARI TAMAMEN YOKSULLUK VE BESLENMEYLE İLGİLİ

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Dikkat: Yazının sonunda ek var!

***

İndependent Türkçe' deki "Kovid ölüm oranları tamamen yoksulluk ve beslenmeyle ilgili" başlıklı makalede benim salgının ta ilk aylarından beri defalarca yazdığım hususların çok geç de olsa dile getirilmesi beni çok mutlu etti. 

Bilim dünyasının neredeyse tamamı ise bırakın beslenmenin önemine değinmeyi tam aksine beslenme sözünü ağzına alanlara hakaretler yağdırıyor, itibarsızlaştırma-karalama faaliyetlerine girişiyor.

Bu salgında ağır tablo ve ölümlerde işlenmemiş gıdaların, insülin direncinin en büyük risk faktörlerinden olduklarına bir kere daha dikkatinizi çekiyorum.

Bilim dünyasının bir gazetecinin kaleme aldığı bu makaleden ders almasını temenni ediyorum.

Ben de Lizzie Wingfield gibi soruyorum: Abur cubur satan gıda devlerini durduracak adımlar atmamız için daha kaç kişinin Kovid'den ölmesi gerekiyor?

NOT: Yazıda geçen "yoksulluk" ifadesi "yoksulluğa bağlı hatalı beslenmeyi, işlenmiş gıdaları fazla tüketmeyi" kastediyor. Zengin insanlar da hatalı besleniyor olabilirler.

Yazılarımdan birkaç numune:

9 Nisan 2020: USA’ nın kelle paça çorbası ekibinden beslenme tavsiyeleri

https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/04/09/yazilar/tip-yazilari/beslenme/usa-nin-kelle-paca-corbasi-ekibinden-beslenme-tavsiyeleri/

6 Mayıs 2020: Virüs ile savaşmanın yolu: bağışıklık sistemini güçlendirmek

https://www.youtube.com/watch?v=rtJHHbxYLd0

7 Mayıs 2020: Koronavirüs değil obezite ve insülin direnci öldürüyor

https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/05/07/yazilar/tip-yazilari/beslenme/koronavirus-degil-obezite-ve-insulin-direnci-olduruyor/

9 Mayıs 2020: Aşırı işlenmiş gıdalara da koronavirüs muamelesi yapılmalıdır https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/05/09/yazilar/tip-yazilari/beslenme/asiri-islenmis-gidalara-da-koronavirus-muamelesi-yapilmalidir/

14 Haziran 2020: İşlenmiş gıdalar koronavirüsten daha tehlikelidir

https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/06/14/yazilar/tip-yazilari/diyabet/iki-pandemi-birbirini-kopurtuyor/

2 Temmuz 2020: Cleveland da kelle paça yiyin demeye getiriyor

https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/07/02/yazilar/tip-yazilari/beslenme/cleveland-da-kelle-paca-yiyin-demeye-getiriyor/

24 Temmuz 2020: İngiltere abur cubur reklâmlarını yasaklıyor, kalori etiketleri geliyor https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/07/24/yazilar/tip-yazilari/beslenme/ingiltere-abur-cubur-reklamlari-yasakliyor-kalori-etiketleri-geliyor/

7 Ağustos 2020: Bilim dünyası geç de olsa uyanıyor https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/08/07/yazilar/tip-yazilari/beslenme/bilim-dunyasi-gec-de-olsa-uyaniyor/

18 Ağustos 2020: Kelle paça çorbası giren vücuda korona girmez https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/08/18/yazilar/tip-yazilari/beslenme/kelle-paca-corbasi-giren-vucuda-korona-girmez/

***

İndependent Türkçe' de Lizzie Wingfield' in yazısı:

Çok fazla işlem görmüş gıdalarla beslenmenin sizi öldürdüğüne dair kesin kanıtlar olmasa da bunların büyük kısmını tüketen gelir diliminde olmanın Kovid-19'dan ölme olasılığınızı artırdığına dair kanıtlar var.

Epidemiyolog Profesör Sir Michael Marmot'un, Kovid-19 ölüm oranlarının Greater Manchester' da yüzde 25 daha fazla olduğuna (ve genel olarak da yerel otorite ne kadar yoksullaşmışsa, ölüm oranlarının da o kadar yüksek olduğuna dair) son bulguları, bir diğer açıklayıcı çalışmanın hemen ardından geldi.

Kovid-19 araştırmaları yapan Zoe ekibi, büyük miktarda bitki bazlı gıda tüketenlerin Kovid'e yakalanma olasılığının yüzde 10, yakalandıkları takdirde de hastanede tedavi ihtiyacı duyma olasılığının yüzde 40 daha düşük olduğunu ortaya çıkardı.

Ama ne yazık ki araştırmacılar, "bitki bazlı gıda" derken çikolata, cips ve şarabı değil; meyve, sebze ve bakliyatı kastediyor. Sihirli değnek; bitki bazlı beslenmeyi günde 5 yerine 9 ya da 10'a çıkarmak. Ayrıca bu sihir evrensel: Ne kadar kilolu, hasta, yaşlı ya da yoksul olsanız da işe yarıyor.

Vitamin ve minerallerle dolu besinlerin ölümcül virüsten kurtulma şansınızı artırıyor olması elbette sürpriz değil ama bir milyondan fazla kişinin beslenme tarzı ve Kovid sağlık kayıtları üzerinde yapılan çalışma sayesinde sağlıktaki bu müthiş iyileşmenin doğrulanması, birilerinin brokoli ve nar tanelerine uzanmasına gerçekten yardımcı oluyor.

Fakat kahvaltıda yarım kilo vitamin hapı yutup günün kalanında tıka basa çörek, çikolata ve cips yemek bir işe yaramıyor. Bu büyük talihsizliği açıklamak için şimdi çok fazla işlem görmüş gıdaların "zararlılığına" kısaca göz atacağız.

Pek çok tartışma, bu tür gıdaların yüksek tuz, yağ ve şeker oranına odaklanıyor: Bu oranları bir düşürebilsek, her şey yoluna girecek. Fakat sağlığınızı bozmak için tek gereken tuz, yağ ve şeker olsaydı, İtalyanların hepsi 40 yaşında ölürdü. Çoğumuzun tabutuna çivileri çakan, yapılan işlemlerin lifin tamamını (ya da neredeyse tamamını) söküp atması.

İneğinizi ot özüyle besleyip, bol miktarda yağ, şeker, tuz takviyesiyle şişirip lezzetli hale getiriyor olsaydınız, şeker ve diğer besinlerden birkaç gram azaltınca sağlığının çok da iyileşmesini beklemezdiniz.

Böyle saçma sapan konuşan her morona, "İneğin tam gıda yemesi gerek" diye bağırırdınız. Nitekim bazı inekler abur cubur diyetinin sığır versiyonuyla besleniyor çünkü bu, onları iki kat hızda şişmanlatıyor. Bu aynı zamanda eti daha az besleyici hale getirirken, ineğin yola devam etmesi için tıka basa antibiyotikle doldurulması da gerektiriyor. İnsanla beslenmediğimiz için besin değerimize dair yorum yapamıyorum ama geri kalanı aynen geçerli.

Biz inek değiliz ama yiyeceklerdeki besinler kadar yiyeceklerin yapılarına da ihtiyacımız var. Eğer lifi çıkarırsanız, epey yıkıcı sonuçlar doğar. İlk olarak bu işlem, gıdaları santimetrekare başına daha kalorili hale getiriyor, yani tok hissetmek için çok daha fazla yemeniz gerekiyor: Sizi doyuran kalori değil, hacim.

Doyduğunuzu hissetmeden önce yemeyi bırakmak için çok az kişinin sahip olduğu demir iradeye ihtiyaç var. ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü'nün araştırmaları, çok fazla işlem görmüş gıdalardan oluşan beslenme tarzına sahip kişilerin, düzgün beslenen kişilerden günde genelde 500 kalori daha fazla tükettiğini iddia ediyor. İkincisi, sindirim hızını yavaşlatacak hiçbir şey yok. Sindirim, şekerin yükselmesine neden oluyor; bu yüzden insülin, şeker vücuda zarar vermeden önce hızlı davranıp onu yağ hücrelerinde depoluyor. Her iki madde de obeziteye ve insülin direncine yol açıp Tip 2 diyabete sebep oluyor ki bu, pandemide birçok kişinin ölümüne neden oldu.

Bu ölümcül olumsuz etki üçlüsünün mikrobiyom üzerinde yaptığı etki de cabası.

Mikrobiyom, biyolojimize dair taze alanlardan ve son zamanlarda çok moda. Vücudumuzda daha önce varolmayan bir boşlukta birdenbire ortaya çıktığını değil, nihayet orada olduğunu fark etmeye başladığımızı kastediyorum. Mikrobiyom, bağırsakta yaşayan trilyonlarca farklı türdeki mikroptan oluşan bereketli kalabalığa deniyor. Kulağa çok heyecan verici gelmeyebilir ama aralarında Soonchunhyang Medi-Bio Science Enstitüsü'ndekilerin de bulunduğu bilim insanları, akıl hastalıkları da dahil birçok hastalığın kökeninde yatan enflamasyonu azaltmak ve Kovid-19 benzeri enfeksiyonlarla mücadele etmek için mikrobiyomun son derece önemli olduğunu ortaya çıkardı.

Bereketli kalabalık diyorum ama bu bereketlilik için ev sahipleri insanların meyve, sebze, bakliyat ve öğütülmemiş tahıllar tüketip onların dişiyle tırnağıyla kendilerini vereceği lifleri sağlamasına ihtiyaçları var: Liften başka hiçbir şey midedeki sindirim sürecini atlatıp zarar görmeden bağırsağa varamıyor. Public Health Nutrition akademik dergisi, ABD'de tüketilen kalorinin yüzde 50'sinin çok fazla işlem görmüş lifsiz gıdalardan geldiğini tespit etti. Bu, içi mağara gibi bomboş bağırsaklardaki birçok sıska mikrobun sosyal mesafe uyguladığı anlamına geliyor.

Fakat çok fazla işlem görmüş yüzde 50'lik bu kaloriler nüfusta kişi başına eşit dağılmıyor: Eğer fakirseniz, çok işlem gören gıdaların yoğun bulunduğu bir beslenme tarzına sahip olma olasılığınız çok daha yüksek. Genelde suç, taze yiyeceklerin pahalı olduğu gerçeğine atılıyor, ki öyle. Yoksul bölgelerde taze gıda bulmanın zor olması da var, ki en azından bazı bölgeler için bu da doğru. Ama çok işlem gören yiyeceklerin esas özelliği lezzetli olmaları. Yüksek hacimli satışların peşinde, bu yiyecekler lezzet sihirbazlarınca aşırı leziz olacak şekilde tasarlandı. Vücudunuz için ne kadar zararlı olsalar da bunları yemek son derece keyifli.

Eğer bilfiil çikolata dolu bir rafın yanında veyahut da dışarıda cips satan bir yerde durmuyorsanız, yemek şirketleri reklam panolarıyla, televizyonla, radyoyla, internetle, otobüs reklamlarıyla daha fazla yerseniz hayatın ne kadar güzel olacağına dair sizi mesaj bombardımanına tutacaktır.

Halihazırda, çok fazla işlem görmüş gıdalarla beslenmenin sizi öldürdüğüne dair kesin kanıtlar olmasa da bunların büyük kısmını tüketen gelir diliminde yer almanın Kovid-19'dan ölme olasılığınızı artırdığına dair kanıtlar var. Ayrıca, bu besinleri tüketmemenin hayatta kalma şansınızı yüzde 40 artırdığına dair kanıtlar da mevcut.

Suç her zaman yemeyi tercih eden kişilere atılıyor, onlar bu tercihi yapsın diye elinden gelen her şeyi yapan şirketlere değil.

Pandeminin bir sonraki evresine (aşırı bulaşıcı varyant dalgasına rağmen pandemiyle yaşamayı öğrenme evresi) geçerken en fazla risk altındaki kişiler, beslenme açısından yetersiz diyetleri olanlar ve kalabalık konutlarda yaşayanlardır. Yoksullar.

Abur cubur satan gıda devlerini durduracak adımlar atmamız için daha kaç kişinin Kovid'den ölmesi gerekiyor?
https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Ata Türkoğlu

Kaynak: https://www.indyturk.com/node/389816/yazarlar/kovid-%C3%B6l%C3%BCm-oranlar%C4%B1-tamamen-yoksulluk-ve-beslenmeyle-ilgili

***

EK 1 (21.7.2021): Bşr instagram takipçimin yorumu:

Resim

***

Yazı için 1 yorum yapılmış:

  1. Sıtkı dedi ki:

    Sayın hocam biz de beslenmenin önemini biliyoruz fakat gerçek gıdalara ulaşmak hayli zor ve ulaşsanız da fiyatları el yakıyor. Biz de mecburen karbonhidratlı gıdalara yönelmek zorunda kalıyoruz. Elimizden bir şey gelmiyor.

Siz de yorumunuzu paylaşın: