KALP KRİZİ VE FELÇLERDEKİ ARTIŞIN BİR NUMARALI SEBEBİ BİTKİSEL/TOHUM YAĞLARDIR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Dikkat: Yazının sonunda ek var!

***

Tüm dünyada özellikle son yarım asırda giderek salgın şeklinde artan kalp-damar hastalıklarının en mühim sebeplerinden biri de omega 6 çoklu doymamış yağ asitlerinden (linoleik asit) zengin bitkisel/tohum yağ tüketimindeki artıştır.

Bu yağların başlıcaları ayçiçeği, soya, mısır, pamuk, kanola ve aspirden elde edilir.

Bunlara bitkisel yağ demek ve zeytinyağını da bunlarla aynı grupta değerlendirmek sahtekârlık olur.

Bu yağların elde edildikleri bitkiyle bir alâkaları kalmamıştır, bunlara endüstriyel yağlar demek gerekir.

BMJ’ de James J DiNicolantonio ve James H O’Keefe‘ nin “Omega-6 vegetable oils as a driver of coronary heart disease: the oxidized linoleic acid hypothesis” başlıklı makalelerinin özeti:

Linoleik asidin ateroskleroz (damar sertliği) ve koroner kalp hastalığına sebep olduğunu gösteren sayısız araştırma vardır:

BİR: Linoleik asit oksidasyon ürünleri LDL’ de ve aterosklerozlu hastaların plazmalarında yüksek miktarlarda bulunur.

İKİ: Linoleik asit oksidasyon ürünleri aterosklerotik plaklarda yüksek miktarlarda bulunur ve oksidasyonun derecesi aterosklerozun ağırlığını belirler.

ÜÇ: Oleik asitten zengin veya linoleik asitten fakir bir diyet LDL’ nin oksidasyona hassasiyetini azaltır.

DÖRT: Endotel hücreleri LDL oluşturan linoleik asit hidroperoksitleri okside eder.

BEŞ: LDL’ de en fazla miktarda bulunan yağ asidi linoleik asittir ve oksidasyona çok hassastır, ilk okside olan yağ asitlerinde biridir.

ALTI: Bir meta-analizde doymuş yağlar yerine omega 6 yağ asitleri tüketilmesi tüm sebeplere bağlı ölümleri, koroner kalp hastalıkları ve kalp-damar hastalıklarını artırdığı gösterilmiştir.

YEDİ: LDL’ deki linoleik asidin oksidasyonu malondialdehit ve 4-hidroksi nonenal gibi konjuge dienlerin oluşumuna yol açar. Bunlar ApoB’ ye kovalen bağlanıp yapısını değiştirerek LDL oksidasyona sebep olurlar. Okside LDL, karaciğerdeki LDL reseptörleri tarafından tanınmadığı halde makrofajlar üzerindeki reseptörler tarafından tanınır. Bu da endotel altına monosit enfiltrasyonu, köpük hücre oluşumu ve nihayetinde de ateroskleroza yol açar.

SEKİZ: Ölmüş dokularda linoleik asidin oksidasyon ürünleri (9-HODE ve 13-HODE) bulunmuştur.

DOKUZ: LDL’ de yüksek miktarda 9-HODE bulunan sağlıklı kişilerin karotis ultrasonlarında ateroskleroz işaretleri tespit edilmiştir.

ON: 9-HODE’ de artış 40-50 yaşlar arasında aterosklerozun klinik belirtilerinden önce başlar.

ON BİR: 9-HODE, okside LDL’ nin iyi bir göstergesidir; hele de enflamasyonun diğer sebepleri dışlandığında. Romatoid artritli hastalardaki artmış okside LDL ve bundan dolayı LDL’ de artmış 9-HODE ve 13-HODE bunlarda kalp hastalıkları riskinin nden arttığını izah eder.

ON İKİ: 9-HODE ve 13-HODE makrofajlardan interlökin-18 salgısını uyarır.

ON ÜÇ: Linoleik asit metaboliti olan 9-HODE enflamasyonun güçlü bir teşvikçisidir ve bundan dolayı da aterosklerozun belirteci ve endükleyicisi olabilir.

ON DÖRT: LDL’ nin oksidasyona olan hassasiyeti aterosklerozun derecesiyle bağımsız olarak ilişkilidir.

ON BEŞ: Linoleik asit serbest yağ asitleri ve 13-HODE gibi hidroksi asitler endotel üzerinde doğrudan toksik etkiler oluşturarak enflamasyonda, reaktif oksijen türlerinde ve adezyon moleküllerinde artışa sebep olabilir.

ON ALTI: Endotelin linoleik aside maruz kalmasının aterosklerozda önemli bir aşama olan endotel boyunca LDL transferini artırdığı gösterilmiştir.

ON YEDİ: Okside linoleik asit metabolitler (OXLAMs) immun hücreler tarafından tanınır ve monosit/nötrofillerin aterosklerotik lezyonlarda toplayabilir. OXLAMs, ateroskleroz oluşumunda rol oynayan doğuştan gelen bağışıklık hücrelerini aktive eden bir tehlike sinyali olarak kabul edilir.

ON SEKİZ: Linoleik asit ateroskleroz plaklarında en fazla bulunan yağdır ve bu 1960’ lardan beri de bilinmektedir.

ON DOKUZ: Aterosklerotik plaklarda okside oleik asit değil ama okside linoleik asit bulunur.

YİRMİ: Fazla miktarda linoleik asit tüketmek komplike aterosklerotik plâklardaki linoleik asit miktarını artırır.

YİRMİ BİR: Yağ dokusu ve trombositlerdeki linoleik asit koroner arter hastalığı ile pozitif korelasyon, trombositlerdeki EPA ve DHA ile negatif korelasyon vardır.

YİRMİ İKİ: Linoleik asit serum konsantrasyonları, yağ asitlerinin yüzdesinin aksine koroner arter hastalığı olanlarda yüksektir.

YİRMİ ÜÇ: Omega-6’yı omega-3’e dönüştüren ve dokularda ve organlarda yaklaşık 1:1’lik bir omega-6:omega-3 oranı oluşturan fat-1 transgenik fare modelini kullanmak, sistemik ve vasküler inflamasyonu engelleyerek aterosklerotik lezyonları azaltır.

YİRMİ DÖRT: Mısır yağı (omega-6) ile karşılaştırıldığında balık yağı (yüksek omega-3 içeriği) ile beslenen fareler, muhtemelen antioksidan enzim aktivitesindeki bir artışa bağlı olarak aterosklerotik plak oluşumunda önemli bir azalma gösterirler.

YİRMİ DÖRT: Omega 6’ dan zengin olan ayçiçek yağı verilen hastalarda kontrol grubuna göre daha az stabil plak ve plak yırtılması vardır; ince lifli aterom fazla iken kalın lifli aterom azdır.

YİRMİ BEŞ: Diyette fazla miktarda linoleik asit bulunması daha fazla doymuş yağa oranla daha fazla endotel aktivasyonuna sebep olur. Linoleik asit ateroskleroz başlamasında önemli bir adım olan endotel hücre aktivasyonuna yol açar.

YİRMİ ALTI: Linoleik asit damar endoteli için enflamatuardır.

YİRMİ YEDİ: Linoleik asit metabolitleri kalpte aritmi, hücre ölümü, organ yetersizliği ve kalp durmasını teşvik eder.

YİRMİ SEKİZ: Ani kalp ölümü olanların koroner arterlerinde trafik kazalarından ölenlere kıyasla daha fazla linoleik asit ve daha az omega 3 vardır.

Omega-6 yağ asitlerinin marifetleri:

BİR: Oksidatif strese yol açar.

İKİ: Okside LDL artar.

ÜÇ: Kronik düşük dereceli enflamasyona sebep olur.

DÖRT: Küçük yoğun LDL artar.

BEŞ: HDL azalır.

ALTI: Trigliseritler artar

YEDİ: LDL ve diğer lipoproteinlerin oksidasyona hassasiyetini artırır.

Gelelim neticeye

Muhtevası omega 6 yağ asitleri olan linoleik asit tüketimi Batı Dünyası’ nda esas olarak bitkisel yağlar şeklinde çarpıcı bir biçimde artmıştır.

Okside LDL’ nin ateroskleroz oluşumunda önemli bir rolü vardır: bununla beraber aterosklerozu ve kalp hastalıklarını tetikleyen zararlı okside linoleik asit metabolitleri oluşumuna sebep olan LDL’ de bulunan okside linoleik asittir.

Böylece, diyette temel olarak endüstriyel bitkisel/tohum yağlarından kaynaklanan linoleik asidin azaltılması LDL’ deki linoleik asidi ve muhtemelen de okside LDL gibi koroner kalp hastalıklarını azaltacaktır.

Sayısız delil, omega-6 çoklu doymamış yağ linoleik asidinin oksidatif stresi, oksitlenmiş LDL ‘yi, kronik düşük dereceli enflamasyonu ve aterosklerozu desteklediğini ve özellikle genellikle ‘bitkisel yağlar’ olarak adlandırılan endüstriyel tohum yağları şeklinde tüketildiğinde koroner kalp hastalığına sebep olmak için büyük bir diyet suçlusu olduğunu göstermektedir.

Makale: Omega-6 vegetable oils as a driver of coronary heart disease: the oxidized linoleic acid hypothesis

Kaynak: https://openheart.bmj.com/content/5/2/e000898

Why You Should Stay Away From Vegetable Oils | Healthy-ish & Happy

***

EK 1 (15.9.2022): “Soya proteini diyeti, C. difficile enfeksiyonuna duyarlılığı artırıyor.

Clostridioides difficile causes nosocomial antibiotic-associated diarrhea on a global scale. Susceptibility to C. difficile infection (CDI) is influenced by the composition and metabolism of gut microbiota, which in turn are affected by diet. However, the mechanism underlying the interplay between diet and gut microbiota that modulates susceptibility to CDI remains unclear. Here, we show that a soy protein diet increases the mortality of antibiotic-treated, C. difficile-infected mice while also enhancing the intestinal levels of amino acids (aas) and relative abundance of Lactobacillus genus. Indeed, Ligilactobacillus murinus-mediated fermentation of soy protein results in the generation of aas, thereby promoting C. difficile growth, and the process involves the anchored cell wall proteinase PrtP. Thus, mutual interaction between dietary protein and the gut microbiota is a critical factor affecting host susceptibility to CDI, suggesting that dietary protein sources can be an important determinant in controlling the disease.

Makale: Dietary-protein sources modulate host susceptibility to Clostridioides difficile infection through the gut microbiota

Kaynak: https://www.cell.com/cell-reports/fulltext/S2211-1247(22)01160-3

***

Siz de yorumunuzu paylaşın: