SAĞLIKLI VE HİÇBİR ŞİKÂYETİ OLMAYAN İNSANLAR RUTİN OLARAK MUAYENE EDİLMELİ Mİ?
💥 Sağlıklı ve şikâyeti olmayan yetişkinlere rutin fizik muayene yapılmalı mı https://www.youtube.com/watch?v=UL86rqme6fs
***
Dikkat: Yazının sonunda ek var!
NEJM’ de yayınlanan makalede iki kaşıt görüş dile getiriliyor: Sağlıklı ve şikâyeti olmayan yetişkinlere rutin fizik muayene yapılmalı mı?
Bir taraf güven oluşturduğunu ve bazı önemli bulguların yakalanabileceğini savunuyor.
Diğer taraf ise asemptomatik kişilerde yanlış pozitif sonuçlar, gereksiz tetkikler ve fazla tedavi riski taşıdığını, genel çekap’ ların da ölüm oranını net düşürmediğini söylüyor.
Makale net bir karar vermiyor; hikâyeye ve delile dayalı önlemlere öncelik verilmesini, muayenenin ise belirtiler veya somut şüpheler olduğunda yapılmasını öneren görüş öne çıkıyor.
Benim görüşüm özetle şöyle:
💠 Şikâyeti olmayan yani asemptomatik bir yetişkine rutin, tam fizik muayene yapmanın ölüm oranını net düşürdüğünü gösteren güçlü bir delil yok. Bunun karşılığında yanlış pozitif bulgu, gereksiz tetkik, kaygı ve fazla tedavi riski gerçek. Bu yüzden asıl öncelik: iyi hikâye, müdellel tarama/önleme ve belirti, risk veya klinik şüphe varsa hedefli muayene olmalı.
💥 Hastanın dikkatle dinlenmesi, sorgulanması ve fizik muayene teşhisin temelidir. Bir kişinin doğru dürüst dinlemeden, sorgulanmadan, muayene edilmeden doğrudan tahlil ve tetkiklere yönlendirilmesi çok yanlış bir iştir.
💥 Ben tüm hastalarımı, -bilhassa da ilk defa gördüklerimi- şikâyeti ne olursa olsun, tepeden tırnağa muayene ederim ve birçok hasta da buna şaşırır. “Hayatımda ilk defa böyle muayene oldum” sözünü çok işitmişimdir. Şikâyeti olmayan kişinin de zaten benim muayenehanemde işi olmaz.
💥 Semptomu olan hasta bile kalabalık hastane polikliniklerinde uzun zamandır zaten adam gibi fizik muayeneden geçmiyor, hastaya çoğu zaman el bile değmiyor ve hatta hasta doktor ile göz göze bile gelmediği de olabiliyor. El değmeden hasta muayenesi aldı başını gidiyor.
Zona geçiren ve “Sırtım arıyor, yanıyor” şikâyetiyle doktora giden hastalar muayene edilmeden tomografi, MR gibi tetkiklere gönderilebiliyor ve neticede “Senin bir şeyin yok” denerek gönderiliyor. Oysa doktor hastayı muayene etse hiçbir tahlile tetkike gerek kalmadan “şak” diye teşhisi koyabilecek.
Gelelim neticeye
Modern Tıbbın son zamanlardaki en önemli problemleri içinde overtesting, overdiagnosis, overtreatment vardı. Ben bunlara overexamination tabirini de ekliyorum.
Overexamination, overtesting, overdiagnosis, overtreatment’ e giden yolun başı olabilir.
Hasta olmaktan korkan, hayat tarzındaki yanlışları düzeltmeye çalışmalı, doktor da zaten kısıtlı olan zaman ve emeğini hakikaten şikayeti olan hastalara yoğunlaştırmalı.
Şikâyeti olmayan birinin gereksiz muayene ve testlere maruz kalmasının risk ve masrafları bir tarafa zararı da olabilir: Sahte güven duygusu!
Karaciğer tahlilleri normal çıkan biri demek ki bana dokunmuyor düşüncesiyle “alkol içmeye”, solunum fonksiyon testleri normal çıkan biri “sigara içmeye”, şeker yükleme testi normal çıkan biri de “sağlıksız beslenmeye” devam edebilir.
✅ Aileden veya meslekten gelen ciddi risk faktörlerine sahip olanların ise şikâyetleri olmasa bile sadece fizik muayene ile de yetinilmeden, riske göre gerekli tahlil ve tetkiklere tabi tutulmaları apayrı bir mevzudur.
Kaynak: https://www.nejm.org/doi/10.1056/NEJMclde2515158
Makale: Physical Examination for Asymptomatic Adults

***
EK 1 (9.10.2026): Bir yılda 337 kez hastaneye başvurdu
Güner, İstanbul’un dünyanın sağlık başkenti olduğunu, bu yılın ilk 8 ayında 148 milyon muayene gerçekleştirildiğini ifade etti.
Vatandaşların sağlığını kaybetmeden önce koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanmaları gerektiğini anlatan Güner, birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin etkin kullanılmasının önemini vurguladı.
Güner, aile hekimlerinin İstanbulluların sağlık süreçlerinde önemli rolü olduğunu aktararak, aile hekimlerinin hastayı ve ailesini tanıyan, önceki hastalıklarını bilen ve risk faktörlerini değerlendirebilen sağlık danışmanları olduğunu ifade etti.
İstanbul’da, ihtiyaç olmadığı halde yapılan hastane başvurularıyla karşılaştıklarını bildiren Güner, şöyle konuştu:
“İhtiyaç olmadığı halde yapılan başvurular, sağlık hizmetine gerçekten ihtiyaç duyan kişilerin buna erişimini zorlaştırabiliyor. İstanbul’da bir yıl içerisinde yüzlerce kez doktora başvuran kişilerle karşılaştık. Bunun nedenini araştırdık. Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanemize 1 yılda 316 kez başvuran teyzemizle hekimlerimiz, psikologlarımız, psikiyatristlerimizle beraber görüştük. Teyzemiz yaşadığı anksiyete nedeniyle hipertansiyonla ilgili korkuyor. Acilde bir serum takarak geçebileceğine inanmış. Teyzemizi oradaki psikoloğumuzla, psikiyatristimizle, hekimimizle beraber ikna ederek artık başvurularını ayda birlere, iki ayda birlere kadar düşürdük.”
Doç. Dr. Güner, yine KOAH nedeniyle nefes darlığı hisseden ve bunu yönetemeyen bir hastanın da acil servislere çok sayıda başvurusu olduğunu tespit ettiklerini dile getirerek, “Amcamız KOAH hastalığından, nefes darlığı hissettiğinden, bunun anksiyetisini yönetemediğinden 1 yılda 337 kere hastaneye başvurmak zorunda hissetti. Aslında hem sağlık sistemini hem de kendini yordu.” diye konuştu.
Vatandaşların ihtiyaçları, korkuları ve sağlıklarını kaybetmekle ilgili çekinceleri olabileceğini belirten Güner, bu kişilerin öncelikle aile hekimlerine başvurmaları gerektiğini, aile hekimlerinin ihtiyaç halinde vatandaşları uzman hekime yönlendirebileceğini söyledi.
Güner, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun “Koruyan, Üreten, Geliştiren Sağlık Modeli” kapsamında sağlık hizmetlerinin daha etkin kullanılmasının hedeflendiğini kaydetti.
Kaynak: https://medimagazin.com.tr/guncel/bir-yilda-337-kez-hastaneye-basvurdu-121630
***














