TÜRK KARDİYOLOJİ DERNEĞİ İLAÇ ENDÜSTRİSİYLE İLİŞKİLERİNİ AÇIKLAMALIDIR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
çıkar ilişkisi

Dikkat: Yazının sonunda ek var!

***

Metin Münir’ in “Kardiyoloji Derneğinin yanıltıcı istatistikleri” başlıklı makalesinde Türk Kardiyoloji Derneği’ nin (TKD) cevabı da yer alıyor.

TKD şunları söylüyor:

“Türk Kardiyoloji Derneği halk sağlığını tehdit eden ciddi bir durum gördüğü için konuya müdahil olmuştur. Bu konuyla alakalı olarak en küçük bir çıkar ilişkisi yoktur. Türk Kardiyoloji Derneği’nin endüstriyle ilişkisi tamamen ulusal ve uluslararası yasalar ve etik kurallar içerisindedir. Dernekler kanunu çerçevesinde denetlenmekte ve her türlü denetime de her zaman açıktır.”

Çıkar ilişkisi nedir?

Medyada ilaç endüstrisi ile hekimler arasındaki çıkar ilişkilerinden bahsedildiği zaman iki farklı durumun anlaşılması gerekir.

Bunlardan biri doktorların maddi bir çıkar karşılığı bir firmanın ilaçlarını gerekli gereksiz yazmasıdır ki bu durum tamamen gayrikanunî ve etik dışı bir olaydır; üzerinde durmaya değmez.

Asıl önemli olan, TKD’ nin cevap yazısında belirttiği gibi “tamamen ulusal ve uluslararası yasalar ve etik kurallar içerisindeki ilişkilerdir”.

Tüm dünya işte bu tamamen kânuni ve ahlâki olan bu ilişkileri tartışmaktadır.

Bir ilaç firmasının bir doktoru bir kongreye davet etmesi, yol parasını, konaklama parasını, kongre kayıt ücretini ödemesi elbette yasaldır.

Bir firmanın bir doktora verdiği kalem, bloknot, kupa gibi maddi değeri düşük olanlar da bilgisayar, cep telefonu gibi çok pahalı promosyon ürünleri de yasaldır.

Bir firmanın bir doktoru kendi tertip ettiği bir toplantı, seminer, fabrika ziyaretine davet etmesi, gezdirip tozdurması ve tüm masraflarını karşılaması da yasaldır.

Bir doktorun bir ilaç firmasına danışmanlık yapması, bilgi ve tecrübelerini onlarla paylaşması, elamanlarını eğitmesi ve bunun karşılığında maddi çıkar elde etmesi de yasaldır.

Bir doktorun bir kongre veya benzeri toplantıda bir hastalık veya ilaç hakkında konuşma yapması ve karşılığında ilaç firmasından maddi çıkar elde etmesi de yasal olabilir.

Her zaman maddi çıkar sağlamış olmak da gerekli değildir. Bu sayede prestij veya akademik kariyer için avantaj sağlamak da bu kapsamda değerlendirilir.

Belki şu an aklıma gelmeyen benzeri başka durumlar da olabilir ama bu doktor bir ilaçla ilgili bir araştırma yaptığında veya bir makale yazdığında veya onun hakkında konuşma yaptığında bu durumu mutlaka açıklaması gerekir.

Son senelerde dünyanın en muteber tıp dergilerinde yer alan tüm tıbbi yayınlarda yazarların endüstri ile ilişkilerinin bildirilmesi şart olmuştur.

Yayının sonunda her yazarın hangi firma ile çıkar ilişkisi olduğu ayrıntılı olarak belirtilir. Bunlar yasal ilişkilerdir.

Sadece doktorların değil tıp derneklerinin de ilaç endüstrisiyle kongre, eğitim, yayın, danışmanlık ve benzeri hizmetler ve destekler karşılığında çıkar ilişkisi vardır ve bunlar da yasaldır.

Doktorların çoğunun çıkar ilişkisi var

Archives of Internal Medicine’ de yayınlanan bir araştırmaya göre Amerika’ da doktorların yüzde 84’ ünün ilaç firmaları ile çıkar ilişkileri var. Bu ilişkilerden eşantiyon ilaç ve küçük büyük çeşitli hediyeler almak; yol, konaklama ve diğer tüm masrafları firma tarafından karşılanan kongre davetleri; danışmanlık, eğitim ve seminer adı altında nakit para ödenmesi gibi şeyler kastediliyor.

Bu tür çıkar ilişkileri başka alanlarda “rüşvet” adı altında değerlendiriliyor ve ağır şekilde de cezalandırılıyor: Bir hâkimin bilgi ve görgüsünü artırması için cebinden bir kuruş çıkmadan bir toplantıya götürülmesi, bir polise cep telefonu hediye edilmesi, bir memura çeşitli mesleki harcamalarına karşılık para verilmesi gibi.

Bu tür ilişkiler tıpta ve medyada ise genellikle “eğitim toplantısı” veya “tanıtım” ya da “bilgilendirme” gibi isimler altında çok mâsum hatta olmazsa olmaz bir alış-veriş olarak görülüyor. 

TKD de ilişkilerini açıklamalıdır

TKD’ nin kolesterolün mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu ısrarla ve buna karşı çıkanları suçlayarak bildirmesi elbette sadece “hastaların sağlığını korumak” amacını taşıyabilir.

Halkın bu açıklamayı doğru değerlendirebilmesi ve akıllarda bunun reklâm veya ilaç satışlarına bir zarar gelmemesi amacıyla yapıldığına dair bir şüphe doğmaması için TKD’ nin ve üyelerinin ilaç endüstrisi ile olan “yasal ilişkilerinin” mutlaka açıklanması gerekir.

Gelelim neticeye

Kimse ne TKD’ nin ve ne de üyelerinin kanun ve etik dışı ilişkileri olduğunu iddia etmiyor ama “bu konuyla alakalı olarak en küçük bir çıkar ilişkisi olmadığı” şeklindeki açıklaması, ne derneğin ve ne de dernekte görevli olanların hiçbirinin ilaç endüstrisiyle yukarıda saydığım ilişkilerinin olmadığı manasına geliyor mu?

Durum gerçekte böyle midir?

Kamuoyu, doğru değerlendirme yapabilmek için TKD’ den derneğin ve üyelerinin yasal ve etik olan ilişkilerini açıklamasını istiyor ve bekliyor.

KAYNAKLAR

http://archinte.ama-assn.org/cgi/content/short/170/20/1820

http://www.ahmetrasimkucukusta.com/2010/11/10/yazilar/elestirel-yazilar/ilac-endustrisi/doktorlarla-ilac-firmalari-arasindaki-seviyeli-iliski-bozuluyor/

http://www.ahmetrasimkucukusta.com/2010/12/13/yazilar/elestirel-yazilar/ilac-endustrisi/darisi-bizim-basimiza-2/

http://www.ahmetrasimkucukusta.com/2010/09/15/yazilar/elestirel-yazilar/ilac-endustrisi/tip-endustrisinin-doktorlara-odemeleri-tam-aciklanmiyor/

http://www.annals.org/content/153/3/158.abstract

***

EK 1 (8.1.2026): ABD Sağlık Bakanı, tüm dünyanın her tavsiyesini, uyarısını emir telakki ettiği Amerikan Kalp Derneği’ nin içinden geçmiş.

Amerikan Kalp Derneği’ni büyük gıda şirketleri tarafından satın alınmakla suçlayarak sert bir dille yerden yere vuruyor:

Amerikan halkının, bazen kendilerine verilen tıbbi tavsiyelerin ekonomik çıkarları olan kişiler tarafından verildiğini bilmesi önemlidir. Amerikan Kalp Derneği, bu ülkedeki en büyük işlenmiş gıda üreticilerinden milyonlarca dolar almaya devam ediyor. Bu durum, iyi yiyecekleri kötüleyen ve şeytanlaştıran bir dogmayı destekledi ve güçlendirdi; dolaylı olarak da finansmanını sağlayan işlenmiş gıda üreticilerinin ekonomik ve ticari hırslarını destekledi.

Bilen bilir, ben bunları 30 senedir anlatıyorum, yazıyorum.

Sayın Bakanın bir eksiği var ve o da şu: Sadece Amerikan Kalp Derneği değil, tüm tıp dernekleri endüstriden nemalanıyor. Bu, yasal olan ama asla etik olmayan, halk sağlığına çok ciddi zarar veren bir ilişkiler yumağıdır. Bu ilişkiler sıfırlanmalıdır.

Kaynak: https://x.com/drahmetrasim/status/2009342519411396703?s=20

***

EK 2 (8.1.2026): Sağlık Gönüllüleri – Türkiye’nin Kalp Sağlığı Alanındaki İlk Büyük Ödülü TKD’nin

Değerli Üyemiz,

Sağlık Gönüllüleri – Türkiye’nin (SG-T) 2007 yılından beri gerçekleştirdiği ödül törenlerinin altıncısı Ankara’da, Ramada Plaza Otel’de yapıldı. Türk Kardiyoloji Derneği, ilk kez verilen Kalp Sağlığı Alanında Sosyal Sorumluluklarını En İyi Yerine Getiren Sivil Toplum Örgütü ödülünü aldı.

TKD’nin Becel’in koşulsuz desteğiyle sürdürdüğü Kalbini Sev projesi de En Başarılı Proje olarak ödüllendirildi.

Törende TKD adına ödülü alan TKD Gelecek Başkanı Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu “Türkiye’de her yıl ölümlerin yarısından sorumlu olan kalp ve damar hastalıklarının yüzde 85’i bireylerin sağlıksız yaşam tercihlerinden kaynaklanıyor. İnsanlarımızı sağlıklı yaşam tercihlerine ikna edebilirsek kalp damar hastalıklarına yakalanma ve bunlardan dolayı ölme yaşını yükseltebiliriz. Bu yüzden, gelecek yıl 50. Yaşını kutlayacak olan derneğimiz, hekimlerimizin ve tüm ilgili sağlık profesyonellerinin mezuniyet sonrası eğitimleri kadar toplum eğitim ve bilinçlenmesine de birinci derecede önem ve öncelik veriyor,” dedi.

TKD 2005’te başlattığı ve hala çeşitli kentlerimizin büyük hastanelerinde kurduğu Tansiyon Ölçüm Köşeleri ile sürdürdüğü 12/8 Hipertansiyon Farkındalık Kampanyası, 2007’de başlattığı ve hala sürdürdüğü Kalbini koru, içinde sevdiklerin var kampanyası ve 2008’den sonra her yıl devreye soktuğu “Kalbini sev, kırmızı giy”, Kalbini sev, değerini bil” ile Kalp Yaşı” kampanyalarını gerçekleştirdi. Bu yıl da Dünya Hipertansiyon Günü 17 Mayıs’ta hipertansiyon hastalarının ikincil korunmaları yanında onların yakınlarından başlayarak geniş toplum kesimlerinin, özellikle de gençlerin kalp sağlığı bilincini ve birincil korunmalarını geliştirmek amacıyla Hipertansiyon Avcıları projesini, “İcat Çıkar, Sağlık Olsun” sloganıyla uygulamaya koydu. Bu kampanyada, hipertansiyonu olan hasta yakınlarını uyarmak amacıyla gençlerin özgün anımsatma yöntemleri ve araçları geliştirmeleri öngörülüyor. Seçici kurulun finale bırakacağı projeler sosyal paylaşım ortamlarında halk tarafından oylanarak kazananlar belirlenecek ve ödüllendirilecek.

Sağlık Gönüllüleri – Türkiye (SG-T) ilk üç yılında sağlık sektörünün tüm alanlarını bir arada değerlendirerek ödül sahiplerini belirlemişti. 2007, 2008 ve 2009’da Sağlıkta Sosyal Sorumluluklarını En İyi Yerine Getiren Sivil Toplum Örgütü ödüllerini hep TKD almış; 2010 yılından sonra SGT Ödülleri her yıl başka bir sağlık alanında verilmeye başlamıştı. 2010’da Organ Bağışı ve 2011’de Kanser konularında verilen ödüller 2012’de Kalp Sağlığı alanında dağıtıldı ve bu ilk özel ödüle de yine TKD değer bulundu.

El birliğiyle daha büyük başarılara birlikte erişmek ve kalp damar hastalıklarına yakalanma yaşını yükseltip bu hastalıklardan ölüm oranını düşürmek en büyük dileğimizdir.

Prof. Dr. Mustafa Kemal Erol
Genel Sekreter

Kaynak: https://tkd.org.tr/duyuru/658/saglik-gonulluleri-turkiyenin-kalp-sagligi-alanindaki-ilk-buyuk-odulu-tkdnin

***

EK 3 (8.1.2026):  Margarin kadar ‘ucuz’ kalp uzmanları

Halk sağlığını önemseyen uzmanların tüm çabalarına rağmen, sanayicilerin destekçisi haline getirilmeye çalışılan sağlık alanından pis kokular yükseliyor. Margarin sanayicileri ile kalp hastalıkları vakıflarının arasında alenen süren sponsorluk ilişkileri, Türkiye’nin sağlığını tehdit ediyor.

soL (HABER MERKEZİ) Sağlığa zararlı bir yağ türü olduğu bilinen margarinin kitlesel tüketiminin terk edilmeye başlanması, Türkiye’de yürütülmeye başlanan büyük ölçekli bir kampanyanın konusu oldu. Margarin sanayicileri, bu yılın ilk aylarında başlattıkları ve medyatik isimleri de dahil ettikleri kampanyayla, margarin satışlarını özlenen günlerdeki gibi yükseltmeye soyundu. Türkiye’deki margarin pazarının iyiden iyiye daralması karşısında, pazarı paylaşan üretici şirketlerin destekçisi sadece “ünlüler” olmadı, margarin tüketiminin en önemli etkenlerden biri olduğu bilinen kalp hastalıkları alanında faaliyet gösteren bir takım vakıf ve dernekler de, sponsorluk anlaşmaları yoluyla kirli bir işbirliğinin tarafı haline geldi. Türk Kalp Vakfı, İstanbul Kalp Cerrahisi Vakfı ve Dünya Kalp Federasyonu, hem yönetim kurullarında yer verdikleri margarin şirketleri temsilcileri, hem de margarin sanayicileri ile girdikleri kirli sponsorluk ilişkileri ile bir kez daha masaya yatırılmayı hak etti.

Halk sağlığı margarin kadar ucuz değil
Margarinin, beslenmenin temel yapı taşlarından olan yağların sağlıklı olan türlerine göre ucuz bir sanayi ürünü olması nedeniyle daha fazla oranda girdiği evlerin düşük gelirli olması, tüketimi artırması hedeflenen kitlenin de aynı olduğu gözden kaçırılmaması gereken bir gerçek. Oysa ki, yapılan araştırmalar, ilk olarak 1. Dünya Savaşı’nda cephedeki askerlere “ucuz tereyağı” sağlamak amacıyla geliştirilmiş bir yöntemle üretilmeye başlanan, üretimin hızla kitleselliştiği ve en fazla yoksul evlerin mutfağını işgal eden margarinin, insan sağlığına çok zararlı olduğunu ortaya koydular.

Bilim adamlarının, halkın “ucuz yağ” tüketmesini engelledikleri suçlamasıyla aynı lobilerin hedef tahtasına yerleştirilerek “halk düşmanı” ilan edildiği dönemlerden geçen Türkiye’de, artık daha fazla sayıda araştırmacı ve klinisyenin, çeşitli mekanizmalarla -en fazla da sağlık alanının ticarileştirilmesinin bir sonucu olarak- margarin lobisinin yanında yer alması mümkün hale geldi, margarinin paketlenmesi kayan banttan “uzman” ellere terfi ettirildi.

Margarin sanayicileri lobisinin “tam teşekküllü” giriştiği kampanyada, reklam amaçlı habercilikten kalp vakıflarına, uzman görüşçülerden ünlülere margarin güzellemesi yapıldı. Lobiye, belli bir kitlenin okuduğu Cumhuriyet gibi yayınlar da, karşıt görüşlere sayfalarında yer vermediği yanlı haberleriyle hizmet etti, uyarıları dikkate almayıp bu medya-reklam kampanyasının destekçisi oldu.

Kalp vakıfları hangi şirketlere çalışıyor
Ülker’in “Kalbim” adlı yağ markasının destekçisi İstanbul Kalp Cerrahisi Vakfı ve Türk Kalp Vakfı. Ürünün piyasa sürülmesi öncesinde Çırağan Sarayı’nda yapılan “Ülker Kalbim Benecol” tanıtım toplantısında İstanbul Kalp Cerrahisi Vakfı Başkanı Prof. Dr. Tayyar Sarıoğlu, konuşmasının büyük bölümünü Kalbim Benecol’e övgüye ayırmıştı. Sarıoğlu, Ülker Grubu’nda çalışan bir yönetici gibi konuşarak, “burada duyarlı, toplumsal bir olay için buluşuyoruz. Ülker Grubu’na böyle bir yağ yaptığı için teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu. İstanbul Kalp Cerrahisi Vakfı Başkanı Sarıoğlu’na, vakfın Kalbim Benecol margarinine neden destek verdikleri sorusuna “biz öyle uygun gördük” açıklaması yapmıştı. Tesadüf olamayacak bir gerçek de, vakfın yönetim kurulunda, Ülker Grubu şirketlerinden Bizim Marketler Zinciri’nin müdürünün de yer alması.

Türk Kalp Vakfi da, bu yıl düzenlenen Kalp Haftası’nin 20.’sini, Ülker Kalbim Benecol işbirligi ile 12-20 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirmişti. Ülker Grubunun, Kalbim Benecol markasını piyasaya çıkardığı son üç yılda Kalp Haftası etkinliklerine destek verdiği, Ülker Kalbim’in, bu iki vakfın da desteğiyle margarin pazarındaki liderliğini yüzde 80’lik payla pekiştirdiği biliniyor.

Türk Kalp Vakfı’nın “destek verdiği” bir diğer şirket de Aymar… Koç Grubu ve Unilever bünyesinde yer alan Aymar 2003’te Antep merkezli Toros Gıda’ya satıldı. Türk Kalp Vakfı, Aymar’ın yabani bir otsu bitki olan Kanola’dan üretilen Kanola Yağı’nı destekleme kararı aldığını kamuoyuna duyurdu. Kansere yol açtığı yönünde araştırma sonuçlarının yayımlanmaya başladığı kanola yağına sunulan bu destek, margarin gibi katı yağlar grubunda olmasa da, yağ sanayi ile sektör haline getirilen sağlık alanının ilişkilendiği düzenin bir figürü…

“Margarin mecburen tüketilecek”
Margarin tüketimini artırmaya soyunan lobinin öncülüğüyle, Dünya Kalp Federasyonu tarafından kalp ve damar hastalıklarına dikkat çekmek amacıyla düzenlendiği iddia edilen “Kalbini Sev Kırmızı Giy Kampanyası” Türkiye’de de başlatılmıştı. Kampanyanın sponsoru Unilever’in Becel markası oldu. Konunun “önemi”ne dikkat çekeceği ileri sürülerek hazırlanan kırmızı bilekliklerin de satışa çıkarıldığı kampanyada, elde edilecek gelirin, Türk Kardiyoloji Derneği’nin kalp ve damar hastalıkları araştırmalarında kullanılacağı fona aktarılacağı belirtildi. Margarin pazarının baş aktörlerinden Unilever’in Türkiye Gıda Pazarlama Direktörü Özgür Kölükfakı, bu kampanyaya destek vermekten mutluluk duyduklarını söylerken, kalp hastalıklarında margarin yağının tetikleyici olduğunun hatırlatılması üzerine, artık margarinin farklılaştığını, yağın sağlıklı beslenmenin bir parçası olduğunu ve margarini alternatif bir yağ olarak önerdiklerini iddia etmişti.

Prof. Dr. Oktay Ergene de, Türk Kardiyoloji Derneği olarak “zeytinyağını bırakıp margarin tüketin” demediklerini söyleyip, “tükettiğimiz gıda maddelerinin içinde margarin var. Margarin üreticileri dünyada 1990’lı yıllardan sonra yağın katılaştırma tekniğini değiştirdiler. Margarinlerin kötü ünü 1990’lı yıllardan önceki trans yağ içeriklerinden kaynaklanıyordu, ama Türkiye için söyleyeyim, 1997-1998 yıllarından sonra birçok margarin yağ üreticisi katılaştırma tekniğini değiştirdi. Margarin diğer yağlara göre daha ekonomik bir yağ ister istemez tüketilecek” diyerek, margarinden uzak durmanın “mümkün olmadığı”nı bilim cephesinden “kanıtlayan”lardan oldu.

Yazı için 7 yorum yapılmış:

  1. S.Kadanalı dedi ki:

    TKD veya yasa gereği TKD nin iktisadi işletmesi adı geçen ilaç firmalarından bağış veya müşteri gibi ödeme almış mıdır. Yani TKD yapmış olduğu kongrelerden ve toplantılardan adı geçen firmalardan aldığı stand ücreti ve katılımcı ücretleri var mıdır. Eğer kongreyi ve toplantıları turizm firmasına “garanti para” karşılığı ihale etmişler ise turizm firması aracılığı ile TKD ye para aktarılmış mıdır? TKD ve ona bağlı iktisadi işletmesinin kasasında ne kadar para vardır(7-8 milyar-eski para ile trilyon-) ve bu paranın kaynakları neresidir? TKD üyeleri “honorarium” adı altında bu ilaç firmalarından para almışlar mıdır?

  2. Ün peşindesin yineeeee….. -12.12.2011 15:36

    Meslektaşlarından kimsenin seni önemsediği yok…Hasta potansiyelini arttırıyorsun…Polemik yapıyorsun…Reaksiyonersin aksiyoner tarafın yok…Müzmin muhalefet senin işin…Kendi kendine ego pompalıyorsun…Tıp eğitimi görmeyen insanların güvenini kazanman daha kolay bunu biliyorsun…Yıkıcısın yapıcı değil….Ah ki ne ah…

  3. hehe – 12.12.2011 17:27

    bu ilaçların fiyatı 1 – 2 milyar olmalı.

  4. ??!!?? – 13.12.2011 18:46

    Ün peşinde olmayan vatandas bir grup meslektasinla nicin kendini o kadar cok onemsiyorsun?.. Tip/eczacilik egitimi almis olmak toplumda sade vatandaslardan ayri bir sinif olusturmani mi gerektiriyor?.. Ilac firmalarinin verdigi esantiyonlar/rusvet turu fon veya paralar var mi yok mu? Tip/eczacilik egitimi almis olanlar bunlardan sahsi cikar temin ediyor mu etmiyor mu?.. Etik/profesyonel olmayan bu tur davranislara isin ic yuzunu bilenlerin reaksiyoner olmasi gerekmez mi?… Vatandasin sagligini butcesiyle birlikte dusunmek konusunda biraz duyarli/vicdanli olmak bir ego ise bu sizin gibilerde nicin yok? Iyi ki birer diplomaniz var.. size ne hale getirmis… Vah ki vah…

  5. Prof. Dr. E. Murat Tuzcu:

    Değerli Meslektaşım,
    Yazınızı aldım okudum.
    Dediğiniz gibi çıkar çatışmasının birçok şekli var.
    Hepsi aynı değil.
    Para pulla ilgili de olmayabilir.
    Kişinin kendisiyle değil de kurumuyla ilgili olabilir.
    Çıkar çatışmasının gerçek olması da şart değil, böyle bir izlenim oluşmasından bile kaçınmak gerekli.
    Bu geniş tanım içinde her türlü çıkar çatışmasının aynı kefeye konulmasının önüne geçmek icin tek yolu, sizin de değindiginiz gibi, şeffaf olmak. Evrensel standartlar da bunu gerektiriyor.
    Teşekkür ederim.

  6. mehmet eldem dedi ki:

    Ahmet hocam sizi çok seviyorum. iyiki varsınız.

  7. Yenal Kullap dedi ki:

    Doktorların halkın sağlığını önce düşünmelerinde farkındalığa sebeb olduğunuz için teşekkürlere eski öğrenciniz Dr. Yenal Kullap

Siz de yorumunuzu paylaşın: