TÜRKİYE’ DE 4 KİŞİDEN BİRİNİN KARACİĞERİ YAĞLI

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Karaciğer yağlanması, modern tıbbın insanlara sağlıklı olmaları için yumurta, tereyağı, yağlı yoğurt, peynir, kaymak yerine margarin ve bitkisel yağları tavsiye etmesinin acı bir faturasıdır. 

Bilim dünyası insanlara hâlâ omega 6 deposu bitkisel yağları yiyin diyor.

Bu gidişte bizde de dünyada da karaciğeri yağlanmayan kalmayacak.

Karaciğer yağlanması bir hastalık değildir, ilacı yoktur.

Adam gibi beslenirseniz, yani işlenmiş tahıl, şeker, trans yağları kısaca hazır gıdaları yemezseniz bu dertten kurtulursunuz.

Gıda terörüne hayır!

fatty belly ile ilgili görsel sonucu

***

NTV’ nin haberi:

Yeme bozukluklarının, obezitenin ve şeker hastalığının yağlı karaciğer hastalığına sebep olduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’de 4 kişiden birinin ise bu hastalığa yakalandığını söyledi.

Yağlı karaciğer hastalığına alkol, bazı ilaçlar, hepatit C virüsü, bazı metabolik hastalıkların da sebep olabileceğini belirten Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Murat Keskin, “Ancak alkole bağlı olmayan karaciğer hastalığı teşhisi koyabilmek için karaciğerde yağlanmaya sebep olabilecek başka bir hastalık olmaması gerekir. Günümüzde yeme bozukluklarının, obezitenin ve şeker hastalığının artması ile beraber sıklığı da giderek artmaktadır. Yapılan araştırmalara göre yağlı karaciğere bağlı karaciğer iltihabı olan hastaların yaklaşık yüzde 45’inde hastalık zamanla ilerlemekte ve bu hastaların ortalama yüzde 8’i ile 26‘sında karaciğer sirozu görülmektedir” diye konuştu.

“TÜRKİYE’DE TOPLUMUN YÜZDE 30’U OBEZİTE TANISI ALMIŞTIR”
Alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığının giderek arttığına değinen Keskin, “Tüm dünyada obezite tanısı alanlar 2008 yılında 400 milyon kişi iken 2015’de 700 milyon kişiye ulaşmıştır. Türkiye’de toplumun yüzde 30’u obezite tanısı almıştır. Yani yaklaşık 23 milyon kişi. Aynı şekilde şeker hastalığı da giderek artmakta ve toplumda görülme sıklığı yüzde 9’a kadar varmaktadır. Bu bağlamda Türkiye’deki yağlı karaciğer hastalığı sıklığı yüzde 25’dir” diye konuştu.

Yağlı karaciğer hastalığının belli bir belirtisi olmadığını ifade eden Keskin, “Hastaların çoğu asemptomatiktir yani çoğunun hiçbir şikayeti yoktur. Yapılan kan tetkiklerinde ve ultrasonda tesadüfen tanı konulur. Ancak hastaların az bir kısmında halsizlik, yorgunluk, karnın sağ üst yanında ağrı, şişlik, dolgunluk hissi şikayetleri olabilir. Tanıda kanda karaciğer testlerinin (AST, ALT, GGT ve ALP gibi) tetkik edilmesi ve ultrason ile karaciğerin değerlendirilmesi en sık ve en basit uygulanan testlerdir. Daha ileri aşamalarda fibroscan denilen bir çeşit özelleşmiş ultrason cihazı, kanda spesifik bazı testler ve karaciğer biyopsisi kullanılabilir” ifadelerini kaydetti.

“YAVAŞ VE DENGELİ KİLO VERMEK ÖNEMLİDİR”

Diyet ve egzersizin şu ana kadar yağlı karaciğer hastalığının en iyi tedavi şekli olduğunu belirten Keskin, “Kilo verirken yavaş ve dengeli kilo vermek önemlidir. İlaçla kesin tedavisi henüz yoktur. Bazı tansiyon, şeker ve kolesterol ilaçlarının faydalı olduğu bulunmuştur. Bu grup hastaların alkol kullanmaması, aşırı meyve tüketmemesi, fruktoz içeren hazır meyve suları ve meşrubatlardan kaçınması önerilir. Bitkisel ve organik denilen ürünlerin araştırılmadan ve doktora danışılmadan kullanılmaması bir diğer önemli noktadır” dedi.

Kaynak: http://www.ntv.com.tr/saglik/turkiyede-4-kisiden-birinin-karacigeri-yagli,GBm1Ml9tF0qCNFOvQozG-Q

Yazı için 1 yorum yapılmış:

  1. Prof. Dr. Canan Karatay dedi ki:

    Karaciğer ve göbek yağı, insülin direncinin kesin belirtisidir! İnsülin ve Karaciğer göbek yağını iki ayrı sağlık sorunu gibi kabül etmek doğru değildir. Yanıltıcıdır….Gizli şeker belirtisidir.

    Tüm vücutta kronik bir inflamasyonun uzun süreden beri olduğunun göstergesidir!

    Göbekte yangın var demektir!

    İşte bu yangını söndürmek için kolesterol itfaiye arabası olarak görevlendirilmiştir!

    Kronik inflamasyon ve göbekteki yangınınTemel ve ana nedeni de şekerdir!

    Bu nedenle, ŞEKER EN TATLI ZEHİRDİR hatırlatmak isterim.

    22 Ekim’de Lancet: DSÖ, Dünya Sağlık Örgütü Şekere Savaş açtı diye bildirmiştir!

    2016 Ağustos Ayında da AHA, yani Amerikan Kalp Derneği, 2 yaşına kadar çocuklara şeker vermeyin, ileride kal hastası oluyorlar diye bildiri yayınlamıştır.

    BU BAĞLAMDA İKİ SORU insanın aklına geliyor:
    1. AHA neden kendi işine bakmıyor da Karatay gibi şekerle uğraşıyor?
    2. İKİ yaşına kadar şeker verilmemesi öneriliyor sa, peki ana rahmindeki 24 haftalık fetusa neden şeker veriliyor? Bu bebekler ileride kalp hastası ya da şeker hastası olmazlar mı?

Siz de yorumunuzu paylaşın: