VİRÜSÜN KÖKENİ LABORATUARDIR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Dikkat: Yazının sonunda ek var!

***

Ey Dünya, bunu unutma!

2.5 senedir göz göre göre aldatıldık. Gözümüzün içine baka baka yalan söylediler.

***

KORCAN AYATA “%99.9 Laboratuvarda yapıldığını söylüyorduk. Netekim, SARS-CoV2’nin ABD finansmanı ile laboratuvarda nasıl değiştirildiğinin raporu, virüs üzerindeki bu değişikliklerin bir kısmını bilen bilim insanları tarafından Amerikan Kongresine sunulmuş. Pek yakında detaylarını öğreniriz.”

https://twitter.com/korcanayata/status/1572850405813387265?s=20&t=_cm9rY8vH-u5SmosJlTwMw

HÜSEYİN ALTINDAĞ “Dr.Andrew G. Huff Ph.D. M.S. (Eski EcoHealth Alliance başkan yardımcısı): “Geçen hafta ABD Senatosu ve Kongresi’ne gönderilen SARS-COV2’nin GERÇEK KÖKENİyle ilgili raporun kopyasının Linki aşağıdadır. Belgedeki beyanım ‘yalan yere yemin etme cezası ile yemin altında verildi'”

SARS-CoV2’nin hikayesi birçok hükümet yetkilisi/ajansı/akademik araştırma merkezleri ve finansman kaynaklarını dahil ediyor. Rapor’da SARS-COV-2’nin sorumluluk taşıyanlardan birkaçı: Dr. Peter Daszak-EcohealthAlliance Dr. Anthony Fauci-NIAID Dr. Shi Zhengli-Wuhan Lab Dr. Ralph Baric Dr. Fauci’nin Patronu NİH-Başkanı Dr.Francis Collins

“Wuhan Laboratuvarı’nı Finanse Ettiklerini itiraf ediyor ve Ne Yaptıkları konusunda hiçbir kontrolümüz yoktu” diyor

Wuhan’a giden hibe Fonları ‘EcoHealth’den bir Taşeronluktu, hedef: Virüsleri sınıflandırma

https://thenationalpulse.com/news/faucis-boss-admits-funding-wuhan-lab-we-had-no-control-over-what-they-were-doing/

1-ABD Hükümeti: 123 Milyon $

Pentagon: 39 Milyon $

Bu paralar,2013 ve 2020 yılları arasında ‘Wuhan-Laboratuvar’ı finanse eden ‘EcoHealth’e verilen paralar. ‘Dailymail’ tarafından görülen ‘Federal Veriler’, Pentagon’un ‘EcoHealth Alliance’a 39 Milyon Dolar https://dailymail.co.uk/news/article-9652287/The-Pentagon-funneled-39million-charity-funded-Wuhan-lab.html

https://twitter.com/informatiker4tj/status/1572852865663631360?s=20&t=_cm9rY8vH-u5SmosJlTwMw

HİKMET GEÇKİL “PANDEMİK Virüsümüzün bir dizisi (bkz. en üst sıra), hiçbir aile üyesinde (Sarbekovirüsler) yok (orta kısımdaki boşluk)! Ancak sütçüde var! Ölümcül fakat ENDEMİK, MERS’in bu bölgesini (şekilde gösterilmemiş), yeni virüsümüze kim “monte” etti! Tanrı (doğal) mı! Yoksa Wuhan/UNC mi!”

Kaynak: https://twitter.com/HikmetGeckil/status/1572956462825046016?s=20&t=_cm9rY8vH-u5SmosJlTwMw

Resim

KORCAN AYATA “SARS-CoV2’nin bir biyolojik silah olarak geliştirildiğini düşünmüyorum. Yapılmaya çalışılan otomatik bir aşılama altyapısı. Çok bulaşıcı bir ÜSY virüsü alıp içine artık hangi patojense, onun proteinleri ekleniyor ve birkaç noktadan dünyaya salınıyor. Virüs yayıldıkça aşılıyor.”

SARS-CoV2’nin içindeki HIV (gp120) protein kısmı tüm bunların en büyük delili bence. Ayrıca hastalığı geçiren herkes gp120 dışında aynı zamanda SARS ve MERS’e karşı da aşılanmış oldu. Tek sorun daha optimizasyon bitmeden virüsün laboratuvardan sızması oldu.

Bir diğer teorim ise Omicron’un yukarıda yazdığım “optimize” varyant olarak serbest bırakılmış olması. Yani çok daha bulaşıcı ve hafif hastalık yapan versiyon.

Şimdi Omicron’u alıp, içine başka patojenlerin proteinlerini kodlayan sekanslar eklerlerse, bu otomatik aşılama devreye girebilir. Tabi ki etik değil, güvenliliği asla test edilemez. Yapılır mı? “Yok canım bu kadarını da yapmazlar” diyebilen var mı?

Kaynak: https://twitter.com/korcanayata/status/1572951269211533315?s=20&t=_cm9rY8vH-u5SmosJlTwMw

HÜSEYİN ALTINDAĞ “s.6: “Andrew G. Huff PhD. has earned a Ph.D. in the fields of bioterrorism, bio-warfare, chemical warfare, pandemics, and emerging infectious disease”

s.10: Chimeric viruses have been considered as potential bioweapons due to the increased lethality…

s.11 biological weapons..

Kaynak: https://twitter.com/korcanayata/status/1572951269211533315?s=20&t=_cm9rY8vH-u5SmosJlTwMw

FERHAT ARSLAN  Yeminli ifade ile virüsün kökeninin laboratuvar kaynaklı olduğu bilgisi Amerikan kongresine aşağıdaki rapor ile bildirilmiştir. Bu saatten sonra bizimle cedelleşen ne dernek ne oda ne de bir kurul üyesinin söz hakkı kalmamıştır. Vazifelerinden istifaları bekliyorum. Duyuralım.

https://twitter.com/Ferhatarslandr/status/1572870294100123653?s=20&t=_cm9rY8vH-u5SmosJlTwMw

Below is link to the copy of the report about the REAL Origin of SARS-CoV2 sent to the US Senate and Congress last week. My declaration in the document was provided under oath with penalty of perjury.

Resim

Kaynak: https://docs.google.com/viewerng/viewer?url=https://renz-law.com/wp-content/uploads/Senator-Johnson-Final.pdf

***

EK 1 (21.10.2022): Endonuclease fingerprint indicates a synthetic origin of SARS-CoV-2

To prevent future pandemics, it is important that we understand whether SARS-CoV-2 spilled over directly from animals to people, or indirectly in a laboratory accident. The genome of SARS-COV-2 contains a peculiar pattern of unique restriction endonuclease recognition sites allowing efficient dis- and re-assembly of the viral genome characteristic of synthetic viruses. Here, we report the likelihood of observing such a pattern in coronaviruses with no history of bioengineering. We find that SARS-CoV-2 is an anomaly, more likely a product of synthetic genome assembly than natural evolution. The restriction map of SARS-CoV-2 is consistent with many previously reported synthetic coronavirus genomes, meets all the criteria required for an efficient reverse genetic system, differs from closest relatives by a significantly higher rate of synonymous mutations in these synthetic-looking recognitions sites, and has a synthetic fingerprint unlikely to have evolved from its close relatives. We report a high likelihood that SARS-CoV-2 may have originated as an infectious clone assembled in vitro.

Kaynak: https://www.biorxiv.org/content/10.1101/2022.10.18.512756v1

***

EK 2 (23.10.2022):

Almanya’da henüz yayınlanmamış bilimsel bir araştırma Sars-CoV-2 virüsünün laboratuvarda üretilme ihtimalinin yüzde 99,99 olduğunu ileri sürdü. 

Üç Alman araştırmacının kısa süre önce çevrimiçi olarak yayınladıkları ve henüz bilimsel bir inceleme sürecinden geçmemiş olan ön yayında, Sars-CoV-2’nin kasıtlı olarak genetiği değiştirilmiş bir virüs olduğuna dair argümanlar sunuldu.

Araştırmanın yazarlarından Valentin Bruttel ntv.de’ye verdiği demeçte, 2021 yazının başlarında Sars-CoV-2’nin genomundaki ilk anormallikleri fark ettiğini söyledi.

“Bruttel, “Diğer moleküler ipuçlarıyla birlikte, sonuçlarımız bu virüsün yüzde 99,9 oranında yapay, muhtemelen doğal bir virüsün manipüle edilmiş bir kopyası olduğunu gösteriyor. Muhtemelen bunun için kullanılan yöntemler, sentetik virüsler üretmek için bireysel viroloji laboratuvarları tarafından da çok benzer bir biçimde kullanılıyor”dedi. 

Sars-CoV-2 koronavirüsü resmi rakamlara göre altı milyondan fazla kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Bu rakamın gerçekte 18 milyon olabileceği tahmin ediliyor. Böylesine ölümcül bir virüsün kaynağı konusunda ise sis perdesi henüz resmi anlamda kalkmış değil. 

Şubat ayında ABD’de yapılan iki bilimsel araştırma araştırma, Covid-19’un kaynağının Çin hükümetine bağlı bir laboratuvar değil, Vuhan’daki hayvan pazarı olduğuna işaret etmişti. Fakat bu araştırmadan sadece bir sene önce Dünya Sağlık Örgütü Covid-19’un laboratuvar sızıntısı olduğu teorisini yok saymak için henüz “erken” olduğunu işaret etmişti. 

“Covid-19 genomunda düzenli parmak izleri”

Sars-CoV-2 genomunda hedefe yönelik manipülasyon için bir tür “parmak izi” keşfettiklerini belirten Alman araştırmacılar, bunun virüsün genomunda düzenli olarak tekrar eden bir model olduğunu söylüyor. Bruttel, Sars-CoV-2 gibi RNA virüslerini genetik olarak değiştiren laboratuvarların, önce genetik materyali tek tek DNA yapı taşlarından bir araya getirdiğini açıklıyor. Bu yöntemde, genomda bu yapı taşlarının birleşme noktalarının yakınında görünür “tanıma bölgeleri” kaldığını işaret eden araştırmacı, bu bölgeler sayesinde birçok farklı yapay virüs varyantının kolayca oluşturulabildiğini de ifade ediyor. 

Araştırmalarında bilinen yapay olarak yaratılmış virüslerin genomları ile doğal “model” virüsleri karşılaştıran Bruttel ve meslektaşları, doğal virüslerde tanıma bölgelerinin “tamamen rastgele dağıldığını” bununla birlikte genetik olarak bir araya getirilmiş virüslerde ise “her zaman belirli bir düzen” görüldüğünü söylüyor. Elde ettikleri ilk sonuçların ise doğal evrimin bu modeli tesadüfen üretmiş olma olasılığının “en fazla 100’de 1, muhtemelen çok daha düşük” olduğunu gösterdiğini sözlerine ekliyor. 

Araştırmanın Sars-CoV-2’nin bir laboratuvarda sentetik olarak yaratıldığının bir kanıtı olmadığını ifade eden Alman araştırmacılar, virüsün desenini “bir cinayet silahı üzerindeki parmak izi”ne benzetiyor. “En az on başka sentetik RNA virüsünde de bulunan böyle bir modelin burada tamamen tesadüfen ortaya çıkmasının son derece düşük bir ihtimal olduğunu gösterdik” diyerek ihtimalin kuvvetli olduğunu vurguluyor. 

“Saçma bir araştırma”

Araştırma dünyasının virüsün kaynağı konusunda ikiye bölünmüş olması nedeniyle araştırmaya bir kısım bilim insanı sert eleştiriler yöneltti. ABD’deki Scripps Araştırma Enstitüsü’nden immünolog Kristian Andersen Twitter’dan yaptığı paylaşımlarda çalışmayı “saçmalık” olarak nitelendirdi. Andersen, çalışmanın “bir moleküler biyoloji anaokulunda bile geçemeyecek kadar kusurlu” olduğunu yazdı. 

Alman virolog Friedemann Weber de Andersen’in ön baskıya yönelik eleştirilerini Twitter üzerinden yineledi. Giessen Üniversitesi Viroloji Enstitüsü’nün başında bulunan Weber, mesajlarında Bruttel ve meslektaşlarının bahsettiği izler olmadan da virüsleri genetik olarak manipüle etmenin mümkün olduğunu savundu. 

Bruttel, yapay virüsler tarafından kazara tetiklenen bir pandemi riskinin hala hafife alındığı uyarısında bulunuyor. “Yapay olarak üretilen pek çok virüs, Sars-CoV-2’den kat kat daha ölümcüldür.” Yaklaşık on yıl önce son derece tehlikeli kuş gribi üzerinde yaptığı genetik deneylerle infial yaratan virolog Ron Fouchier’i hatırlıyor. Bruttel şu uyarıda bulunuyor: “Bu şekilde değiştirilmiş bir virüs kaçarsa, karmaşık tedarik sistemlerimizin tamamen çökmesine yol açabilir.”

Kaynak: https://tr.euronews.com/2022/10/23/arastirma-covid-19a-yol-acan-sars-cov-2nin-laboratuvar-kaynakli-olma-olasiligi-yuzde-9999

***

EK 3 (9.11.2022): HALUK VAHABOĞLU “SARS2 pandemisinin ilk merkez üssü Wuhan Deniz Ürünleri Pazarı’dır. Piyasa ortamından geri kazanılan tüm diziler > %99.9 özdeştir (sıfır adaptasyon mutasyonu) Biri kasıtlı olarak bir kültür şişesini pazarın her yerine aynı anda mı yerleştirdi? kim ve neden?”

Makale: SARS-CoV-2 is well adapted for humans.
What does this mean for re-emergence?

K: https://www.biorxiv.org/content/10.1101/2020.05.01.073262v1.full.pdf

Kaynak: https://twitter.com/HalukVAHABOLU/status/1590300102203437063?s=20&t=Zs-GoZtje0LMhirCs7nLgg

***

EK 4 (4.12.2022): Wuhan laboratuvarında çalışan ABD’li bilim adamı, Kovid’in genetik olarak tasarlandığını ve buradan sızdırıldığını iddia ediyor ve araştırmayı finanse ettiği için ‘ABD hükümeti suçludur’ diyor.

Kaynak: https://www.dailymail.co.uk/news/article-11498155/Whistleblower-worked-funded-Wuhan-lab-claims-Covid-genetically-engineered-leaked.html

***

EK 5 (4.12.2022): 2 yılı aşkın süredir koronavirüs ile mücadele eden dünya ABD’den gelen haber ile sarsıldı. Bir dönem Çin’de çalışan ABD’li bilim insanı ‘koronavirüs gerçeği’ni açıkladı. İşte dünyanın gündemine bomba gibi düşen o sözler…

2019’un son aylarında hayatımıza giren Koronavirüs (Kovid-19) dünya genelinde milyonlarca hayata mal oldu.

Pek çok alışkanlığımızı geride bırakmamıza neden olan virüs tabiri caizse kabuk değiştirmeye devam ediyor.

Bilim dünyası daha ölümcül bir varyanta dair uyarılarını sıklaştırırken koronavirüs ile ilgili gündeme bomba gibi düşen bir iddia geldi.

Virüsün kökeni, nasıl ve ne zaman ortaya çıktığına dair henüz net bir bilgiye sahip olmayan bilim dünyası ABD’li bilim insanı Andrew Huff’ın sözlerini tartışıyor.

2019’un son günlerinde Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan korovirüs kısa sürede dünyanın dört bir yanına yayılmıştı. Bölgedeki laboratuvar ise o tarihten beri pek çok teorinin merkezinde yer almıştı.

ESKİ ÇALIŞANDAN KORONA İTİRAFI

New York Post’ta yer alan habere göre, bir dönem Wuhan’daki tartışmalı laboratuvarda çalışan ABD’li bilim insanı ‘koronavirüs gerçeği’ olarak adlandırdığı bilgiyi açıkladı.

Huff virüsün insan yapımı olduğunu ve pandemiden 2 yıl önce Wuhan’daki laboratuvardan sızdığını öne sürdü.

‘Wuhan gerçeği’ isimli bir kitap kaleme alan bilim insanı yaşanılanları ABD istihbaratının ’11 Eylül’den sonraki en büyük başarısızlığı’ olarak nitelendirdi.

Çin’in işlev kazanma deneylerinin gevşek güvenlikle yapıldığını belirten Huff, bunun Wuhan laboratuvarında bir sızıntıya yol açtığını söyledi.

SIZAN YAZIŞMALAR 2017’Yİ İŞARET EDİYOR

EcoHealth Alliance ile ABD hükümeti fon sağlayıcıları arasındaki elektronik posta yazışmalar ortaya çıkmış yazışmalarda yarasalar ve diğer yüksek riskli türlerden alınan viral DNA’lar Haziran 2017 ile Mayıs 2019 arasında Wuhan’daki tesise gönderildiği bilgisi yer almıştı.

Hem Yunnan hem de Laos’tan toplanan genetik diziler, Wuhan enstitüsünde çevrimiçi bir veri tabanında tutuldu. Ancak bu bilgilerin tamamı Eylül 2019’da Çin tarafından kaldırıldı.

Çin’in bu hamlesi ile uzmanların laboratuvarda tam olarak hangi suşların çalışıldığından emin olmamasının önü kesilmiş oldu.

Bazı uzmanlar, virüsün enfekte bir bilim insanı yoluyla veya tesisteki atıkların uygunsuz bir şekilde bertaraf edilmesi yoluyla kaçmış olabileceğine inanıyor.

ÇİN’İN KORONA BELGELERİNDEKİ ŞOKE EDEN İFADELER

Geçtiğimiz dönemde Çin’in ‘Koronavirüs belgeleri’ ABD’li yetkililer tarafından ele geçirilmiş ve Çin’in sır gibi sakladığı proje deşifre olmuştu.

ABD basınında geniş yer bulan söz konusu belgelere göre, Çinli bilim adamları son altı yıldır Koronavirüs dahil biyolojik ve genetik silahlar üzerinde araştırmalar yürütüyor.

Aynı belgelere göre, 2015’ten beri SARS koronavirüslerinin askeri potansiyelini değerlendiren Peki yönetimi bu projeyi olası bir ‘Üçüncü Dünya Savaşı’ senaryosu için hazır tutuyor.

Gözden Kaçmasın

Söz konusu belgelerde bu proje bir savaş durumunda ‘zaferin temel silahı’ olarak adlandırılıyor ve detaylı incelemeler sunuyor. Belgelerde Üçüncü Dünya Savaşı’nın beklenenin aksine kimyasal ve nükleer silahlar ile değil, biyolojik silahlar ile yapılacağı tezi yer alıyor.

ABD tarafından Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atılan iki atom bombasına atıfta bulunan belgelerde biyolojik silahların yeni bir Dünya savaşında ‘zafer için temel silah’ olacağının altı çiziliyor.

Halk Kurtuluş Ordusu’nda görev alan bilim adamlarının hazırladığı dosya, hastalıkların ‘daha önce hiç görülmemiş bir şekilde’ silah yapmak için manipüle edilmesini incelediğini iddiası yer alıyor.

Belgelerde biyolojik silahların maksimum etkiyi göstermesi için gereken koşullar da özetleniyor. Belgelerde ‘biyolojik saldırı gece veya şafak vakti sabit rüzgar yönü olduğu zamanda yapılmalı’ ifadesi yer aşıyor.

Kaynak: https://www.hurriyet.com.tr/dunya/koronavirus-gercegini-yillar-sonra-acikladi-wuhanda-calisan-bilim-insanindan-itiraf-gibi-sozler-42181925

***

Siz de yorumunuzu paylaşın: