BAKAN BOZDAĞ’ DAN TTB AÇIKLAMASI ÇALIŞMALARIN SONUNA GELDİK

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nca (TİHEK) Dedeman Otel’de düzenlenen “İnsan Hakları Kurulları Birinci Bölgesel Toplantısı”nda yaptığı konuşmada, Türk Tabipleri Birliği’ne yönelik açıklamalarda bulundu.

Türkiye’de çok sayıda meslek örgütünün bulunduğunu hatırlatan Bozdağ, hiçbir meslek örgütünün, amacı dışında faaliyette bulunamayacağının, anayasa hükmü olduğuna dikkati çekti.

“Çalışmalarımızın sonuna geldik”

“Bazı meslek örgütlerinin, amaçlarını bırakıp başka faaliyetlerin içerisine girdiğini” söyleyen Bozdağ, şöyle devam etti:

“Ben şimdi Türk Tabipleri Birliği’nin, siyasette olan bir kardeşiniz olarak tabiplerin hakkını savunduğuna şahit değilim. Sadece iktidarın zarar göreceği bir şey varsa orada iktidar zarar görsün diye, tabiplerin menfaati olsun diye değil. Bugüne kadar Tabipleri Birliği’nin, Türkiye’deki tabiplerimizin mesleki menfaatleri, meslekleri ve diğer alandaki işlerinin daha iyi olması için sundukları tek bir tedbir, tek bir öneri yoktur. PKK terör örgütünün, başkaca bir terör örgütünün başı dara girdiğinde ya da ihtiyacı olduğunda onların lehine açıklama yapmada yarışa girenler var. Tabiplerin lehine açıklama yok ama Türk Silahlı Kuvvetleri’ne, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ‘kimyasal silah kullandığı’ iftirası yapanlara destek verildiğini görüyoruz. Tabipleri Birliği’nin böyle bir görevi var mı? Başkaca bir meslek örgütünün böyle bir görevi var mı? Hiçbir meslek örgütü, kuruluşları, amacı dışında faaliyette bulunamaz. Bulunduğu zaman bunun hukukta bir karşılığı vardır, hukuk da bununla ilgili gereğini yapacaktır.”

Cumhurbaşkanından TTB Başkanı’na sert tepki: Yasal düzenlemeyle bu ismin değişmesini sağlayacağız

Bozdağ, “Sayın Cumhurbaşkanımızın da açıkladığı gibi, Türk Tabipleri Birliği ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ile ilgili çalışmanın da sonuna geldiğimizi ifade etmek isterim. Yakında bu çalışmayı da kamuoyumuzla paylaşacağız” ifadelerini kullandı.

Kaynak: https://medimagazin.com.tr/guncel/bakan-bozdagdan-ttb-aciklamasi-calismalarimizin-sonuna-geldik-103045

***

Yazı için 5 yorum yapılmış:

  1. Müderris Tabib dedi ki:

    Nihayet!

  2. Osman Yüksel Serdengeçdi dedi ki:

    AKADEMİK ÖZGÜRLÜK MÜ?

    Kadıncağız bir adli tıp uzmanı ve mahut kurumun hasbelkader başkanı.

    Yaptığı savunmada şu:

    ‘”Bu yaşıma kadar elimden geldiğince bir yurttaş, bir adli tıp hekimi olarak görevlerimi eksiksiz yerine getirdim. Bir adli tıp uzmanı olarak paylaştığım görüşüm, kriminalize edilmeye çalışılmaktadır. Propaganda iddiasıyla suçlandığım yayın 7 dakikalık bir konuşmadır. Bana sorulan sorulara yanıt verdim. Ben yayında kısaca bir ön tanıdan söz ettim. Yayında belirttiğim tıbbi görüş, bir ön tanıdır. Hak kullanımı suç olamaz. Tanıya erişebilmek için de etkili ve bağımsız bir soruşturma, belgeleme gerekmektedir. Neyse ki Milli Savunma Bakanlığı, Mecliste soruşturma yapacağını söyledi. Ama bağımsız mıydı, hayır. Bir insan hakları savunucusu olarak ifade özgürlüğü ve toplumun haber alma hakkını savunma sorumluluğum vardır. Bir kamusal entelektüel olarak soru sorma, kamuya hakikat bildirme talebim bilim insanı sorumluluğunun yanı sıra yurttaş olmamın sorumluluğundandır. Mesleğimi, kimliğinden bağımsız tüm insanları görünür kılma çabasıyla sürdürdüm. Takdir edersiniz ki yıllarımı verdiğim adli tıbba, iddianameyi yazan ve adli tıbbı bildiğini iddia eden savcıdan daha çok hakimim.’ (1).

    ‘görevlerimi eksiksiz yerine getirdim’ diyor yurttaş.

    Şu olayda hangi yurttaşlık vazifesi ve kime karşı sorumluluk var, bunun gibi başka hangi uluslararası suçları var merak ettim:

    ‘Bir yolunu bulup merkezi Danimarka’daki Uluslar arası İşkence Rehabilitasyon Merkezi (IRCT)’yle ilişkiye geçmişlerdi. Çocuklarının kesin ölüm nedeninin belirlenmesini istiyorlardı.

    Çözüm belli; Bahreyn’e gidilip otopsi yapılacak. Ancak ülkeyi yönetenler merkezin resmi girişini kabul etmiyor. Birleşmiş Milletler İşkence Özel Raportörünü bile kabul etmemiş Bahreyn.

    IRCT’de bu konuda görev alan 30 uzman vardı. Ülkeye resmen girilemeyeceği için Bahreyn’e turist olarak gidilecek ve otopsi gizlice yapılacaktı. İşte bu nedenlerden dolayı içlerinde en uygun olanı Şebnem Korur Fincancı’ydı. Çünkü bu ülkeye giriş için Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarından vize istenmiyordu ve Fincancı’nın tipi Batılılara pek benzemiyordu. Ancak gideceği ülkeyi ve görevini bilenler yine de çok telaşlıydı yapacağı bu işten.

    “Turist” olarak bindi Bahreyn uçağına. Havaalanından çıkarken “Giden Yolcu”ların ne kadar arandığına baktı bütün dikkatiyle. Çünkü ülkeden çıkarken; kontrollerin ne kadar sıkı, ne kadar gevşek olduğuna ilişkin bilgi çok gerekli olacaktı Şebnem Korur Fincancı’ya.

    “Kendilerini belli etmemeye çalışan” birkaç Bahreynli insan hakları savunucusu karşıladı havaalanında. Otelde kalmak tehlikeliydi. Çok sıkı polis kontrolü varmış. Ortaya çıkabilirmiş kimliği. Bu yüzden bir eve gittiler doğruca.

    Ertesi gün kafasına hicabını taktı, başını örttü, abasını giydi ve “aileden biriymiş” gibi doğruca gitti taziye evine.

    “Benim gelmeme yakın aile ‘suda boğulma’ diye verilen otopsi raporunu imzalayıp almışlar cenazeyi. Taziye evine getirmişler cesedi. Biz alet edevat bulduk otopsi için. Polis de etrafta acayip güvenlik önlemi almış. Onlar da bir şey olacak diye bekliyorlar. Ama otopsi yapmaya gelecek kişinin öncelikle bir erkek olacağını bir de batılı olacağını tahmin ediyorlar herhalde. Ben başım kapalı olarak, aileden biri gibi gittim taziye evine. Oradaki cenaze evleri ilginç. Türkiye’deki gibi değil. Ortada cenazenin hazırlandığı, yıkandığı bir yer var. Bir tarafta erkekler, diğer tarafta kadınlar duruyor. İkisinin de girişi ayrı. Ben kadınlar tarafından girdim. İçimde otopsi kıyafetlerim var. Üzerimdekileri çıkardım ve başladım otopsiye. Yapmak bir şey değil, toparlamak zor. Açıyorsun, dağıtıyorsun, örnek alıyorsun, sonra da topluyorsun. Beklediğimin aksine bir kadının bir erkek cenazesine otopsi yapmasını hiç yadırgamadılar. Kaygım boşunaymış. Çok ama çok muhteşemdiler. Hem çok yardımcı oldular, hem de çok saygılıydılar. Otopsiden sonra üstümü değiştireceğim, kanlı elbiseleri çıkartacağım. Bunu da erkekler bölümünde yapmam gerekiyor. Otopsi yapıldığını kadınlar görmemeli. ‘Arkanızı dönün’ dedim, üstümü değiştirdim. “

    Cesedin göğüs kemiğini çıkartmış, bütün olarak almış Fincancı. Çünkü polisin suda boğulma iddiası var. Bunu ancak göğüs kemiğinin üzerindeki oluşumlarla anlayabilir. Gitmiş Bahreyn’deki deniz suyundan da örnek almış. Akciğerden, karaciğerden doku parçaları da var cesetten aldıkları arasında. Elektrik işkencesi olabileceğini düşündüğü el ve ayak dokularından da örnekler almış. Hepsini küçük tüplerde koruyucu sıvılara koymuş. Ancak koca göğüs kemiği, Bahreyn deniz suyu ve koruyucu sıvılarla dolu tüpleri havaalanı güvenliğinden geçirmek kolay değil. Sıvılarla dolu tüpleri makyaj malzemesi çantasına yerleştirmiş, hani “temizleme toniği”, güzellik kremi sanılsın diye. Tek kaygısı göğüs kemiğindendi ancak ona da pek bakmamışlar. Ancak kabine almama tehlikesi var, bu yüzden bagaja vermiş doku örnekleriyle dolu çantasını.

    Bu sırada gösteriler sırasında bir genç de polisin attığı biber gazından yaşamını yitirmiş. Ona da otopsi yapmak istemiş Fincancı. Ancak ailesi korktuğu için hemen gömmüşler cenazeyi.

    Türkiye’ye gelince otopside aldığı doku örneklerini inceleyince elektrikli işkence izi bulmuş. Ama göğüs kemiğinden elde ettiği bulgulara göre de denizde boğulma belirtisi varmış. Bir de öldürülen gencin şizofren olduğu bilgisi yan yana getirilince hikâye çıkmış ortaya. Belli ki psikolojik rahatsızlığından dolayı olur olmaz yerde ileri geri konuşan genç polis tarafından gözaltına alınmış, elektrikli işkenceden geçmiş. Bu sırada “ellerinde kalınca” öldü diye denize atmış polis.

    Bu yılın ortasında Bahreyn’de yaptığı bu otopsinin Raporunu yazıp Danimarka’ya göndermiş Fincancı. Bahreyn Hükümeti itiraz etmiş “Gizlice ülkemize girip otopsi yaptı, bu işlem yasadışıdır. O dokuların o kişiye ait olduğu nereden belli” diye. “Bütün çalışılmış dokular hazır, hepsi arşivimizde. İstenirse DNA karşılaştırılması yapılabilir” yanıtı verilmiş. Sonra tahmin edilebileceği gibi Bahreyn Hükümeti “tısss…”. Ses çıkmamış bir daha’ (2).

    Devlet memurin kanunu, YÖK kanunu, TC izzet ve şerefi çiğnenmiş, Türk devlertinin kurum ve eşyaları izinsiz ve haksız uluslararası bir şebekeye peşkeş çekilmiş. Bunları yapabilen birisi daha neleri yapabilir. Bir düşünün bakalım.

    Dr. Ümit Aktaş’a ssadece fikirlerini açıkladığı için o dönem 38 defa soruşturma açan bir kurumun başkanı idi bu çok özgürlükçü şahıs….

    (1) https://tihv.org.tr/arsiv/yoksa-siz-sebnem-korur-fincancinin-kim-oldugunu-bilmiyor-muydunuz/

    (2) https://tihv.org.tr/arsiv/yoksa-siz-sebnem-korur-fincancinin-kim-oldugunu-bilmiyor-muydunuz/

  3. Osman Yüksel Serdengeçdi dedi ki:

    Bu haberin refere edildiği site mahkeme tarafından engellenmiş;

    http://www.haberdar.com/yoksa-siz-sebnem-korur-fincanci-nin-kim-oldugunu-bilmiyor-muydunuz-makale,1404.html

  4. Aziz Hikmet dedi ki:

    YORUMSUZ

    Katıldığı PKK ile iltisaklı bir televizyon kanalında, “Terör örgütü PKK propagandası” yaptığı gerekçesiyle hakkında dava açılan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı, 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılarak, tahliye edildi.

    İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Şebnem Korur Fincancı ve avukatları katıldı. Duruşmada ayrıca, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP’li Milletvekilleri Musa Piroğlu, Züleyha Gülüm, Hüda Kaya, CHP’li Canan Kaftancıoğlu, Türk Tabipleri Birliği, İnsan Hakları İzleme Örgütü, Avrupalı Doktorlar Daimi Komitesi, Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu’ndan ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarından temsilciler izleyici olarak yer aldı.

    Duruşmada savunma yapan Fincancı, “Sağlıkta şiddete karşı durduğumuz, geleceğimizi çalan şehir hastanelerini istemediğimiz, pandemi sırasında iktidarın tablosunun gerçek yüzünü gösterdiğimiz, ‘beş dakikada sağlık olmaz’ dediğimiz, doğaya, ağaca, yeşile her türlü canlıya sahip çıktığımız için hedefteyiz. Üniversitelerde özerkliği savunduğumuz, demokrasinin olmadığı bir ülkede sağlığın da olmadığını söylediğimiz, beyaz reformun aslında sağlıkta dönüşüm projesinin devamı olduğunu söylediğimiz için hedefteyiz.” dedi.

    Fincancı, ülkede düşman ceza hukuku işlendiğini öne sürerek, “Pandemi sırasında en güvenilen kurum TTB’dir. Bu ülkede, insan öldürmek insanları cezaevinde tutmaya yetmiyor ama bilimsel görüşünü vermek insanların cezaevine girmesine neden oluyor.” diye konuştu.

    Sanık Fincancı’nın savunmasını tamamlamasının ardından avukatlarının savunmaları alındı.

    Davanın karara bağlanmasının öncesinde son sözü sorulan Fincancı, “Bu hukuki bir dava değil siyasi bir dava. TTB’yi, demokrasiyi ve hak aramayı yok etmek üzere açılmış bir dava.” iddiasında bulundu.

    Mahkeme heyeti, Fincancı’nın “Silahlı terör örgütü PKK propagandası yapmak” suçundan 2 yıl 2 ay hapisle cezalandırılmasına karar verdi.

    Suçun basın yayın aracılığıyla işlendiğine kanaat getirerek cezanın 3 yıl 3 aya çıkarılmasına hükmeden mahkeme, verilen cezanın sanık üzerindeki olası etkileri nedeniyle Fincancı’nın 2 yıl 8 ay 15 gün hapisle cezalandırılmasını karara bağladı.

    Mahkeme heyeti, sanığın tutuklu kaldığı süreyi göz önünde bulundurarak tahliyesini kararlaştırdı.

    BAZI HAKLARDAN YOKSUN BIRAKILMASINA KARAR VERİLDİ
    Heyet, Fincancı hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 53’üncü maddesindeki “seçme seçilme ehliyeti ve vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmak”tan cezasının kesinleşmesinin ardından infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına da hükmetti.

    Mahkeme ayrıca, Fincancı’nın cezasının kesinleşmesi halinde infazı tamamlanıncaya kadar “bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabii bir meslek veya sanatı kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmek”ten yoksun bırakılmasını da kararlaştırdı.

    Bu arada, duruşma nedeniyle adliyenin önünde ve duruşma salonunun bulunduğu katta yoğun güvenlik önlemi alındı.

    Duruşma öncesi adliye önüne gelen grup, Fincancı’yı desteklemek için basın açıklaması yaptı.

    Kararın ardından Fincancı’ya destek için gelen grup slogan atarak adliyeden ayrıldı.

    Davanın karara bağlanmasının ardından adliye önünde açıklama yapan grup, Şebnem Korur Fincancı’ya desteklerini ifade etti.

    İDDİANAMEDEN
    TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı hakkında, terör örgütü PKK ile bağlantılı bir televizyonda, Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK) yönelik ifadeleri nedeniyle soruşturma başlatılmıştı. İstanbul’da evinde gözaltına alınan Fincancı, 27 Ekim 2022’de Ankara’da sulh ceza hakimliğince tutuklanmıştı.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucu hazırlanan iddianamede, Türk Silahlı Kuvvetlerinin meşru müdafaa kapsamındaki legal faaliyetleri ile terör örgütünün illegal faaliyetlerini bağdaştırma suretiyle “terör örgütü propagandası” yaptığı belirtilen sanık Fincancı’nın 1 yıl 6 aydan 7 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.

    Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Fincancı’nın ikamet yerinin İstanbul olması, soruşturmanın da burada yürütülmesi nedeniyle İstanbul’daki ağır ceza mahkemesinin yargılamaya yetkili olduğuna karar vermiş, dosyayı yetkisizlikle İstanbul’a göndermişti.

    Fincancı’nın yargılanmasına başlanan 23 Aralık 2022’deki ilk duruşmada, esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcılık, “basın yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçundan 1,5 yıldan 7,5 yıla kadar hapis cezası talebinde bulunmuştu.

    MAHKEMEYE ÇIKARILDI
    İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki üçüncü duruşmaya tutuklu sanık Şebnem Korur Fincancı getirildi.

    CHP TSK’YA İFTİRA ATAN FİNCANCI’NIN YANINDA
    Duruşmayı CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, İnsan Hakları İzleme Örgütü, Avrupalı Doktorlar için Daimi Komite, Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu temsilcileri ve çok sayıda kişi izledi. Fincancı’nın avukatları duruşma salonunun küçük olması nedeniyle değiştirilmesini talep ediyor.

    Gazetelerden

  5. Fuzulî dedi ki:

    Şimdi her önüne gelen şanlı ordumuza hakaret edecek Fincancı hapis cezası aldı tahliye edildi

    ORDUMUZU KORUYAN BİR KANUN YOK MU

    GAZETELERDEN

Siz de yorumunuzu paylaşın: