MİSAFİR YAZAR

kasa fişi

ANNE VE BABALAR BU VEBALE KATLANABİLECEK MİSİNİZ?

Yeni Söz’ de Kemal Özer‘ in yazısı: Hürriyet gazetesi önceki gün müthiş bir manşetle çıktı. Tarihi bir nitelik taşıyan bu manşet pek çok fikri çürüttüğü gibi, bilimsel olduğu iddia edilen pek çok safsatayı da öldürdü. ‘Ayaz Bebek eroinman doğdu‘ başlıklı haberi nedeniyle muhabir Gülden Aydın’ı tebrik ediyorum. Habere göre eroin bağımlısı evli iki gencin 60 […]

» Yazının devamını okumak için tıklayın
kasa fişi

GEÇMİŞİN MİRASINI “YERKEN” DİKKAT…

Vatan gazetesinde Ahmet Örs‘ ün yazısı: Geçmiş dönemlerde yaşayanları bizden daha ilkel, bilgisiz, damak zevkinden yoksun varsaymak kendini beğenmişlikten başka bir şey değildir. Erich von Daniken’i genç kuşaklar pek bilmezler. Arkeolojiyle astronomiyi “asparagas“ kazanında yoğurarak 1970’lerde birbiri ardından yazdığı kitaplar 32 dile çevrilip toplam 63 milyon tiraja ulaşmış, bazıları da sinemaya aktarılmıştı. Tezlerini sahte belgelere […]

» Yazının devamını okumak için tıklayın
kasa fişi

DR. ÖMER COŞKUN’ UN ÖLÜMÜ

Sabah gazetesinde Mevlüt Tezel‘ in köşesinden:  Hastalara bitki kürleri satan medyatik doktor, bitki uzmanı Dr. Ömer Coşkun, önceki gün böbrek yetmezliği yüzünden 47 yaşında hayatını kaybetti. Allah rahmet eylesin, sevenlerinin başı sağ olsun. Ölünün ardından konuşmak olmaz ama ortada ders çıkarılması gereken trajik bir durum var. Halkımız Ömer Coşkun’a ilgi göstermişti, kendisini dikkate almıştı. Elbette […]

» Yazının devamını okumak için tıklayın
kasa fişi

​KENDİ SATTIĞI İLAÇLARI İÇİP KURTULSAYDI YA

Yeni Birlik gazetesinde Alican Değer‘ in köşesinden: Kaç insanı kandırdı. Bitkisel ilaç maskesi altında bir sürü hastalığa çare bulduğunu iddia ediyordu. Abuk subuk ne bulduysa sattı. Kansere iyi geldiğini iddia etti sattı, iktidarsızlığa, kelliğe, ağrılara aklınıza ne gelirse, her derdin dermanının kendisinde olduğunu iddia etti sattı. Adının başında kullandığı unvan  “Doktor”du. Ama doçentliğinin sahtecilikten geri […]

» Yazının devamını okumak için tıklayın
kasa fişi

GIDA TARİHİMİZDE ÖĞLE YEMEĞİ YOKTUR

İstanbul’da doğduk; büyüdük ve yaşıyoruz. Gözümüzü açtığımızdan beri sabahleyin kahvaltıyı öğrendik. Öğleyin de akşam olduğu gibi yemek yendiğini gördük. Yalnız evin efendisi bulunduğundan en mutena yemeklerin akşama bırakıldığını ve öğleyin mutlaka kurulan sofraya daha hafif yemeklerin konduğunu da hep biliriz. Eh bütün dünyada da böyle. Bunda şaşacak Bir şey yok. Fakat Anadolu’da dolaşırken görüyoruz ki […]

» Yazının devamını okumak için tıklayın