KOLESTEROL HAPLARI KASLARI MAHVEDEBİLİYOR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
rüşvet 1

Yeni bir araştırmaya göre, statin kullanımıyla ilişkili olan bir nekrotizan miyopati formu giderek daha fazla görülüyor.

Prag Charles Üniversitesi uzmanları, 2008-2011 seneleri arasında birkaç hastada gördükleri nekrotizan miyopati vakalarının hızla arttığını, 2012-2014 arasında 18 yeni vaka teşhis ettiklerini bildirdi.

Rheumatology’ de on-line olarak yayınlanan araştırma 27 hastada kas biyopsilerinde seyrek lenfositlerle beraber kas lifleri arasında nekroz tespit edildiğini gösteriyor (1).

Bu araştırma, statinlerin ilacın bırakılmasıyla düzelmeyen kas toksisitesinin oto-immun bir formu ile ilişkilendiren delillere bir yenisini eklemiş oluyor.

Farklı bir miyopati

Miyopati olarak bilinen bir grup hastalık, edinsel olarak proksimal kaslarda zayıflık, kreatinin kinaz yüksekliği ve elektromiyografi anormallikleri ile karakterizedir.

Miyopatilerin sebepleri arasında oto-immünite, toksisite, distrofi ve paraneoplastik tutulum vardır.

Birçok vakada klinik ve biyopsi bulguları teşhis için yeterlidir; gerekirse miyozit spesifik oto-antikorlar (signal recognition particle karşı) da bakılabilir.

2010’ da, nekrotizan miyopatisi olan 26 hastanın 16’ sında şimdiye kadar tanımlanmamış olan 200-kd ve 100-kd proteinlerine karşı antikorlar tespit edildi.

Bunların klinik özellikleri ve kas biyopsileri derinlemesine incelendiğinde bu hastaların oto-immün miyopati ailesine dâhil oldukları ve immunsüpresif tedaviye cevap verdikleri belirlendi (2).

Son senelerde polimiyozit benzeri klinik tablo gösteren ama kas biyopsilerinde beklenildiği gibi lenfosit fazlalığının değil nekrozun hâkim olduğu hastalar giderek daha çok görülmeye başlandı.

Anti 200/100 oto-antikorları olan hastalar içinde, klinik belirtileri proksimal kas zayıflığı, yüksek kreatinin kinaz seviyeleri, tipik elektromiyografi bulguları ve immunsüpresif tedaviye müspet cevapla beraber diğer oto-immun miyopatilere benzeyen hastalar vardı.

Bunların iki farklı özelliği vardı: Bazı hastalarda çok yüksek CK seviyelerine karşılık kas zayıflığı çok azdı, yüzde 60’ ı ise kas belirtilerinden önce statin kullanıyordu.

Bir başka araştırmada da oto-immün nekrotizan miyopatisi olan 25 hastanın yüzde 82’ sinin statin kullandıkları ama buna karşılık dermatomiyozitlilerin sadece yüzde 18’ inin polimiyozitlilerin yüzde 24’ ünün statin aldıkları belirlendi (3).

Çoğu statin kullanan bu hastaların prednizon, azathioprin, metotreksat, rituksimab ve IVIG gibi immün süpresif ilaçlarla tedavileri gerekiyor ve çoğuna idame tedavisi uygulanması icap ediyor.

Statin bağlantısı

Statinlerin kolesterol düşürücü etkileri HMGCR (3-hydroxy-3-methylglutaryl-coenzyme A reductase) enzimini bloke etmeleri sebebiyledir.

Statinlerin kas-iskelet belirtilerine yol açtıkları da çok iyi bilinir; bu ilacı kullananların yüzde 20’ sinde kas ağrısı (miyalji) ortaya çıkar.

Statinlerle ilişkilendirilen miyopati doğrudan miyotoksik etkiye bağlıdır ve kendi kendiyle sınırlıdır.

İmmun-mediated nekrotizan miyopati (IMNM) ise oldukça farklı bir tablodur.

Miyopatili hastalarda immun cevap ve statinler arasındaki ilişki statinlerin 200/100 oto-antijenlerin ekspresyonunu artırmasına bağlanıyor.

Statinlerin ~97-kd HMGCR ekspresyonunu artırdığı dikkate alındığında bu enzimin ~100-kd oto-antijen olabileceği de düşünülebilir.

Nitekim anti-200/100-kd pozitif hastaların serumlarının HMGCR’ nin hücre içi katalitik domainini tanıyabildiği gösterilmiştir (4).

Anti-HMGCR antikorlarını tanıyan ELISA yöntemiyle kas belirtileri olan 750 kişilik kohortta bu antikorların %6’ da pozitif olduğu bulundu.

Bu hastalardaki fenotip İMNM ile uyumlu idi ve 50 yaşın üzerinde olanların yüzde 90’ ı statin kullanıyordu.

Çek kohortu

2004-2014 arasında 357 hastaya kas biyopsisi yapıldı ve 233’ üne immun-mediated miyopati (IMM) teşhisi kondu.

Bunların yüzde 38.6’ sında dermatomiyozit ve yüzde 27.9’ unda polimiyozit tespit edildi; yüzde 11.6’ da yani 26 hastada da IMNM vardı, anti-HMGCR antikorları ise yüzde 6.9’ da pozitif idi.

IMM’ li 233 hastanın 36’ sı statin kullanıyordu; bunların 15’ i (%41.7) anti-HMGCR antikorlar vardı ve 13’ ünün (%36.1) kas biyopsilerinde nekrotizan miyopati belirlendi.

Anti-HMGCR antikorları olan 15 hastanın hepsi de statin kullanmıştı ama diğer 202 hastanın sadece 21’ inde statin kullanma hikâyesi vardı.

Tüm bu bulgular, statin kullanımı ile anti-HMGCR antikorları ve nekrotizan miyopati gelişimi arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor.

Statinlerle ilişkili IMNM’ nın belirtileri, statin miyopatilerinde olduğu gibi ilaç kesildiğinde düzelmiyor, hatta çoğunda daha da kötüleşiyor ve ömür boyu devam ediyor.

Gelelim neticeye

Statin lobisi kolesterol haplarının dünyanın en emniyetli ilaçları olduğunu, ufak tefek (!) yan etkilerinin ilaç bırakılınca tamamen düzeleceğini söyler durur ama durumun gerçekte hiç de öyle olmadığı her geçen gün daha iyi anlaşılıyor.

Immun-mediated nekrotizan miyopatinin (IMNM) de statin yazan hekimlerin çoğu tarafından adının bile bilinmediğine eminim.

İlaç kesilse de belirtileri ömür boyu devam eden hatta çoğunda belirtilerin daha da kötüleştiği, immunsüpresif tedavi gerektiren bu tablonun sapasağlam insanların başına gelmesi tam anlamıyla bir felâket.

Leblebi yazar gibi statin yazan etıbbaya önemle duyurulur.

“Önce zarar verme” prensibini unutmayalım.

Kaynaklar

1. http://rheumatology.oxfordjournals.org/content/early/2015/06/24/rheumatology.kev229.abstract?sid=f616f54a-7a99-4d4d-a995-2c2936e67125

2. http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/art.27572/abstract

3. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/?term=grable-esposito+p+katzberg+hd

4. http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/art.30156/abstract

5. http://www.medpagetoday.com/Rheumatology/GeneralRheumatology/52416

Not: Bu yazı 5 numaralı kaynaktan özetlenmiştir.

Yazı için 8 yorum yapılmış:

  1. Dr. Hakan dedi ki:

    Hocam statinler hakkında yazmaktan onları kötülemekten bıkmadınız ama şu da bir gerçek ki bizlerin de gözlerini açtınız.
    Artık statin yazarken eskisi kadar rahat değilim, aklıma hemen siz geliyorsunuz.

  2. Birgül Demircan dedi ki:

    Hap içmediği için kalp krizi felç geçirenlerin veya ölenlerin sorumluluğunu alıyor musunuz yoksa ölen ölür kalan sağlar bizim mi diyorsunuz?

  3. Burhan Kayabaşı dedi ki:

    52 yaşındayım 30 senedir sigara içerim Askerde başladım Birinci sigarasıyla sonra Avrupa sigaralara alıştım. bana da kötü kolestorum yüksek diye hemen hap yazdılar fakat hocamı takip ettiğimden almadım. Doktorum almazsan enfaktüs geçirirsin pat diye ölürsün diye korkutmaya devam ediyor fakat ben gene de inatla almıyorum. O reçeteye yazıyor ben almıyorum evde bir koca kutu Lipitor hapı birikti. Sigarayı bıraktım her gün 1-2 saat de yürüyorum bu arada 4 kilo verdim 2 ay içinde ve kendimi de çok zinde hissediyorum taşı sıksam suyu çıkarırım alimallah. Allah senden razı olsun hıacam

  4. Kamil Kuşoğlu dedi ki:

    Helal olsun hocam size, kolesterol haplarını rezili rüsva ettiniz. Doktorlar artık reçete yazarken eskisi kadar rahat değil. Babama da yazacaklardı ben doktor beye ama Ahmet Rasim Hoca bunun herkese gerekli olmadığını yan etkilerinin çok olduğunu söylüyor dediğim de adamcağız almasa da olur ama ben yazmak zorundayım dedi. yarın birgün babana bir şey olursa kalpten giderse mesela gelip benden hesap sorarsınız, ben ilacı yazarım baban ister içsin ister içmesin dedi. Aynen böyle oldu. Tıp bitmiş hocam sayende öğrendik Tıp tamamen satılmış. Bunda bence gariban doktorların da günahı yok. kapitalsit sistem böyle çalışıyor, yani kaba olacak ama yerse!

  5. Canan Karatay dedi ki:

    Kalp damarlarının tıkanması ile kolesterolün hiç bir ilişkisi gösterilmemiştir. Asrımızın en büyük, ticari yalanıdır!

    Kolesterol ilacı yazmamaktan korkan hekimlerin içi rahat olsun, vebale falan girmezler, daha da faydalı olurlar hastalarına.

    Kolesterol ilaçlarının kalp krizini önlediği henüz hiç bir bağımsız çalışma ile gösterilememiştir. Sizler ilaç firmalarının yaptırdığı ve yorumladığı sonuçlara göre ilaç yazmayınca nasıl korkuyorsunuz, telaşa kapılıyorsunuz? O denli beyniniz yıkanmış gibi geliyor bana.

    Kalp krizi geçirenlerin yarısının kolesterol değerleri ya düşüktür yada normal (?) denilen düzeydedir.

    Kan kolesterolü yüksek (?) olan insanların yarısı da yani %50 kadarı kalp krizi geçirmezler.

    Kalp krizinin nedeni kan pıhtısıdır, PIHTIDIR; PIHTI. Anjio laboratuarında, kriz geçiren kişilerin damarını tıkayan kan pıhtısı eritilerek, damar açılır! Kolesterol pıhtı yapıyorsa neden kolesterol eritilmiyor acaba?

    Ya da kol, bacak damarları ve internal meme arteri, sağlıklı ve sağlam diye, by-pass ameliyatlarında kullanıyor acaba? Aynı yüksek kolesterol (?) bu damarlara hiç uğramıyor mu? Neden tıkalı değiller!

    Kalp krizinin nedeni KOLESTEROL falan değildir, bakın nelerdir.

    Bir damarın tıkanması için binlerce faktörün bir araya gelmesi gerekmektedir. Bir okyanus gibidir insan vücudu da, okyanusun bozulmasında tek bir yosun diyelim, sorumlu olamaz, onu ortadan kaldırmanız ile okyanuzsun bozuk düzeni ve dengesi düzelmez, mümkün değildir.

    Bağımsız bilim insanlarının, EUROPEAN WARF LONDON 2104 Bilimsel toplantı özeti:

    1. Bütün kolesterol molekülleri faydalıdır ve hayati önemleri vardır.
    2. Kolesterol sentezinin bloke edilmesi son derece zararlıdır.
    3. Şekerlerin okside ettikleri LDL zararlıdır.
    4. Az şekerli beslenme ile kan yağ profilleri normalleşmektedir.
    5. Az yağlı bütün işlenmiş yiyecekler gizli şekerlerle doludur.
    6. Füktoz, glükozdan 7X daha tehlikeli ve zararlıdır.
    7. Kardiovasküler Hastalıklar, Obezite, Alzheimer ve Demans hastalıkları, ve Diabet komplikasyonları şekerlenerek bozulmuş proteinlerin-yani gliko-proteinlerin- belirtileridir.

    Kaynaklar:

    1. Wainwright G, Mascitelli L & Goldstein M R. Cholesterol Lowering Therapies & Membrane Cholesterol. Arch of Medical Science. Vol. 5 Issue 3 2009
    2. Saher et al., Highest cholesterol content in brain is found in myelin. Nat Neurosci,8(4), 2005.
    3. Thomas H. Haines. Do Sterols Reduce Proton and Sodium Leaks through Lipid Bilayers. Lower Cholesterol= Leaky Membranes Activation Failure & ‘Runaway Burn’. Progress in Lipid Research (2001) Vol.40, pp. 299-324.
    4. Seneff S., Wainwright G., Mascitelli L. Is the metabolic syndrome caused by a high fructose, and relatively low fat, low cholesterol diet? DOI:1105114/aoms.2011.20598. Arch of

  6. Dr. K.T. dedi ki:

    Önceleri Karayay’a da Küçükusta’ ya da çok kızıyordum hem halkın hem doktorların kafalarını karıştırıyorlar diye, bilhassa da Küçükusta’ ya. Bir göğüs hastalıkları uzmanı çıkmış her konuda ahkam kesiyor diye. Sen ne anlarsın kalpten kolesterolden diyordum ama yazılarını okudukça hepsinin bilimsel kaynak ve datalara dayandığını gördükçe hele de son kitabı Büyük kolesterol Yalanlarını okuyunca fikrim tamamen değişti. Bu iki değerleri hocanın binlerce meslekdaşına karşı kahramanca gerçek bilimi ve gerçek tıbbı savunduklarını gördüm. Onlara bir özür borcum var, teşekkürlerimle.

  7. C. Mert dedi ki:

    Dr. K.T. aramiza hosgeldiniz..:)
    Keske adinizi tipki onlara kizarken de yaptiginiz gibi acikca yazsaydiniz

  8. kurban dedi ki:

    ilaçlar nasıl imal ediliyor.

Siz de yorumunuzu paylaşın: