ERSAN ŞEN: AŞILAR ASKER ZORUYLA YAPILSIN, OLMAYAN HAPSE ATILSIN

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Dikkat: Yazının sonunda ek var!

***

Son Dakika‘ nın 13.6.2021 tarihli haberi: 

Ceza Hukukçusu Prof. Dr. Ersan Şen, katıldığı bir canlı yayında koronavirüs aşısı olmayanları hedef alan açıklamalarda bulundu. Şen, zorunlu aşı uygulamasının başlatılması gerektiğini belirtip “Mazeretin yoksa bunun da yaptırımı şudur; 2 yıl, 3 yıl, 4 yıl hapis cezası. Hatta ben zorunlu aşıyı gelir evinde iş yerinde tatbik ederim. Asker ve polis zoruyla evlerine iş yerlerine girip yaparsın.” ifadelerini kullandı.

Dün akşam HaberTürk ekranlarında bir canlı yayına çıkan hukukçu Prof. Dr. Ersan Şen, koronavirüs sürecinde yaşanılanlara ve aşılama uygulamasına ilişkin değerlendirmeler yaptı.

HAPİS CEZASI ÖNERDİ

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’ın da konuk olarak yer aldığı programda Şen, aşı olmak istemeyen vatandaşlara yönelik konuşurken, “Zorunlu aşıyı çıkarırsın. Dersin ki kardeşim, tıbbi geçerli mazeretin olmamak kaydıyla eğer bu mazeretin yoksa bunun da yaptırımı şudur; 2 yıl, 3 yıl, 4 yıl hapis cezası. Hatta ben zorunlu aşıyı gelir evinde iş yerinde tatbik ederim. Bu gücün varsa uygularsın.”

“ASKER ZORUYLA EVE, İŞ YERİNE GİRİP YAPARSIN”

Şen, tepki çeken açıklamalarına şu şekilde devam etti: “Benim sıram geldiyse, ben aşıya gitmediysem, haklı bir mazeretim yoksa, yaptırımın neyse tatbik edersin. O insanları aşıya mecbur edersin. Veya öyle bir günler olur ki, asker ve polis zoruyla evlerine iş yerlerine girip yaparsın. Bu hayat, her şey mümkün.”

AÇIKLAMALARI TEPKİ ÇEKTİ

Şen’in sözleri kısa sürede sosyal medyada gündem yarattı. Kullanıcılar duruma tepki gösterirken Twitter’ da #HaddiniBilErsanŞen hashtag’ı kısa sürede TT oldu.

Kaynak: https://www.sondakika.com/haber/haber-canli-yayinda-tepki-ceken-asi-sozleri-prof-dr-14197725/

Gelelim neticeye

Ersan Şen’ den benim ve muhtemelen de bu ülkede yaşayan aklı başında herkesin kafalarını meşgul eden aşağıdaki tivitlerimdeki sorulara cevap vermesini rica ediyorum. 

***

Mevzu ila alakalı tvitlerim

Ersan Şen, hangi aşının, hangi aralıklarla, kaç kere yapılmasını zorunlu kılınmasını istiyor? Bunların yan etkilerinin mesuliyetini üzerine alıyor mu? Asker ve polis zoruyla aşı fikrinde ısrarcı mı? @ProfDrErsanSen

sondakika.com/haber/haber-ca

Resim

“Aşının %90 veya %99′ ların -tahmini olarak söylüyorum- başarıya ulaştığı bir aşamada…” Tahmine dayalı zorlama hukuki midir? Tahmininiz hangi aşı için, kaç doz için, % kaç tuttu? Aşılananların da bulaştırıcı olmasına ne diyorsunuz? sondakika.com/haber/haber-ca@ProfDrErsanSen

Canlı yayında tepki çeken aşı sözleri! Prof. Dr. Ersan Şen: Asker zoruyla yapılsın, olmayan hapse atılsın

Tıp “yanlışlanabilir” bir bilim diye tarif edilir. Hukuk da öyle midir? Yanlışlanabilir bir bilime dayalı suçlama ve cezalandırmalar hukuki ve ahlaki midir?  @ProfDrErsanSen

Tıp bilimi büyük ölçüde endüstrinin yani ticaretin hegemonyası altındadır. Tıp, yeni araştırmalara dayanarak bugün ak dediğine yarın kara diyebilir. Hukuk da böyle midir? Ticarete alet olmuş bir sektörün aklına uyarak “zorlama/dayatma” yapmak hukuki midir?

***

EK 1 (17.8.2022): PROF. DR. TEVFİK ÖZLÜ: BİLİM İLE GERÇEK İLİŞKİSİ

Geçmişte papazlar mevcut statülerini kaybetmemek uğruna, dini kullanarak bilimin önünü kesmeye çalışmışlardı. Aslında kavga din adına değil, din kisvesi altında sürdüre geldikleri sınıfsal ayrıcalıklarının ve sömürülerinin devamı uğruna yapılmıştı. Bilim, din dışı ilan edildi. Bilimle uğraşanlar dışlandı, öldürüldü. Ne var ki, bilimin önü alınamadı. Bilim, çağdaş dünyanın en fazla itibar edilen değeri haline geldi. Kilise geriledi.

Günümüze gelindiğinde, bilimden sağladıkları toplumsal statülerini ve sınıfsal çıkarlarını koruma kaygısı altındaki bazı çevrelerin, dünkü kiliseye benzer bir konuma düştüklerini görüyoruz. Bilim, adeta dinleştiriliyor. Dogma haline getiriliyor. Bilim adına, düşünce ve kanaat özgürlüğünün önü kesilmeye çalışılıyor. \”Bilimsel gerçeklere …\” vurgu yapan keskin söylemlerle, farklı düşünenler dışlanıyor, horlanıyor, hakarete maruz bırakılabiliyor.

Öncelikle şunu belirtmekte yarar var ki, bilim ve gerçek asla bir arada olamaz. Bilim, gerçeğin olmadığı yerde vardır. Eğer, siz elinizdeki bilginin gerçek olduğunu düşünüyorsanız ve buna inanmışsanız, bilime ihtiyacınız kalmamıştır. Çünkü bilim, gerçeği arama çabasıdır, gerçeğe ulaşma sürecidir.

Varlıklar ve olaylar karşısında sahip olduğunuz açıklama biçiminizden kuşku duymuyor, yanılma olasılığını hesaba katmıyorsanız ve \”Gerçeklere ulaştım!\” kolaycılığına ve bunun getirdiği rahatlığa kendinizi kaptırmış iseniz, sizin bilim yapmanız söz konusu olamaz. Bilim, kuşku üzerine kuruludur. Ancak, elinizdeki bilgiden kuşkulanma, onu sorgulama sonucunda gelişme ve ilerlemeler elde edilebilir.

Bilimsel bilgi, yanlışlanabilir bilgidir, değişkendir. Bugün için varlıkları veya olayları açıklamak için kullandığımız bir açıklama biçimi, farklı bakış açılarından ve ileri sorgulamalarla yanlışlanabilir veya yetersiz kalabilir. Bunun üzerine yeni hipotezler kurulur, yeni gözlemler, araştırmalar yapılır. Bilimsel gelişme denilen süreç böyle işler. Bu çabaların sonucunda elde edilen bulgularla yeni teoriler geliştirilir ve bir öncekine göre daha tatminkar açıklamalara ulaşılır. Bu yeni verilerin de akıbeti, öncekilerle benzerdir.

Dolayısıyla bilimsel bilgi, mutlak doğruları değil, doğruya şu an için en yakın olanı yansıtır. Bununla yetinmemizin nedeni ise, daha geçerli olana henüz sahip olamamış olmamızdır. Bu nedenle bilim adamı \”bilimsel gerçekler\” yerine şu anda sahip olduğumuz \”bilimsel veriler\” ışığında konuşur. Söylediklerinin bir kısmının yanlış olduğunu; yani, gelecekte yanlışlanacağını bilir; ama hangi kısmının yanlış olduğunu bilmemektedir. Daima yanılma payı bırakır. Bağnaz, fanatik, katı değildir. Tartışmaya, aykırı düşünmeye, farklı görüşlere açıktır. Tezini savunur, karşıt görüşü eleştirir ama, inat etmez, toptan reddetmez. Yarın, bulguların, gözlemlerin değiştiğinde fikirlerinin, uygulamalarının da değişebileceğini düşünerek hep ihtiyatlı davranır. Olaya bakış tarzının da çok önemli olduğunu bilir ve daha geniş perspektiften, hatta muhalif tarafın penceresinden olaya bakmaya çalışır, insaflıdır. Oysa, bilimsel davranış geleneğine sahip olmayan kişiler, kesin konuşurlar, baskın üslup ve ses tonlaması kullanırlar. Ya tam onaylarlar veya tam reddederler. Kendilerini aydınlığın, diğerlerini ise karanlığın temsilcisi olarak tanımlarlar. Siyah ve beyaz arasında renk ve tonaj kullanmazlar. Kendilerinden, düşünce ve görüşlerinden çok emindirler. Fikirlerinin kesin doğru olduğunu ve asla yanılmayacaklarına inanmışlardır. Onlar gibi düşünmeyen, olayları ve varlıkları onların gözüyle yorumlamayanların yanlış yaptığına kesin olarak inanırlar. Bundan dolayı muhaliflerine hakaret etmekte, aşağılamakta tereddüt etmezler. Başkalarına hayat hakkı tanımazlar. Kendilerini aydınlığın ve bilimin savaşçıları olarak görüp, yaptıklarının kutsal bir iş olduğunu kabullendiklerinden, bunu yapmaya haklarının olduğuna inanırlar ve sloganlar atarak karanlığa saldırmayı kutsarlar.

Bilimsel bilginin değişime ve yanlışlanmaya elverişli olma özelliği, kendini en fazla tıpta hissettirir. Her gün yayınlanan binlerce bilimsel yazı, hastalıkların nedenleri, oluş mekanizmaları, teşhis ve tedavileri konusundaki sahip olduğumuz yaklaşımları hızla geçersiz hale getirmekte, yeni yöntemleri ortaya çıkarmaktadır. Tıbbi bilginin birkaç yıl içinde yarı yarıya değiştiği bildirilmektedir. Bir tıp kitabının birbiri ardınca yapılan iki baskısı karşılaştırıldığında ilk baskısındaki bilgilerin 1/3\’ünün yanlış olduğu; 1/3\’ünün ise yanlış olmasa da daha güncel ve kabul gören bilgiler nedeniyle terk edilmiş olduğu kalan 1/3\’ünün ancak halen geçerli olduğu görülmüştür. Şimdi yeni baskısını okumamış bir hekimi göz önüne alırsanız, elinde bulunan aynı kitabın eski baskısında yer alan bilgilerle hastasını muayene ve tedavi ettiğinde, her şeyi kitaba uygun bir biçimde ve hatasız olarak yapsa bile, zaten yüzde 50 civarında yanılma riski vardır.

Bu durumun farkında olan bilim adamı, kendini yanılmaz kabul edebilir mi? “Bilim böyle diyor” diyerek, farklı düşünenlerin kafalarına giyotin geçirmeye kalkışır mı? Bunu yapanlar bilimi tabulaştırmakta ve geçmişteki kilisenin rolüne soyunmaktadırlar.

Unutmayalım ki gerçek, evrendeki varlıklar ve olaylardır. Gerçekler, kişilerden bağımsızdırlar ve değişmezler. Bilim ise, gerçek değil, gerçeğin bizim tarafımızdan bir algılanma biçimidir, bir yorumdur. Bu yorum ise, yorumcunun durduğu yere ve önceki donanımına bağımlıdır. Öyleyse, bulunduğumuz yeri ve bakış açımızı sürekli yenilemeli, genişletmeliyiz. Böylece, gerçeğe doğru olan serüvenimizde, ona daha yakın bir konumda olabiliriz. Bu noktaya, doğru bildiklerimize ters düşenleri dışlayarak değil; en aykırı düşünceleri deneyip, test ederek ulaşabiliriz. Farklı düşünemeyenler, mevcudu sorgulayamayanlar bilime ve insanlığa artı değer katamazlar. Statükoya karşı “dünya dönüyor” diyebilenler sayesinde bilim ve insanlık gelişmiştir. Bilimsel gelişme, elindekini savunma refleksiyle değil, sorgulama, eleştirme, yanlışlama üzerinden elde edilebilir.

Kaynak: https://www.medimagazin.com.tr/authors/tevfik-ozlu/tr-bilim-ile-gercek-iliskisi-72-45-1497.html

EK 2 (17.8.2022): FERHAT ARSLAN “Attık tuttuk mu? Müneccim miyiz? Çok mu zekiyiz? Hayır efendim! Sadece satır aralarını ve önemli bilim dergilerini okuyarak bu kanaati aktardık. Bu işi bilim kurulu yapacaktı. Bak kaynağı da koyacağım. nature.com/articles/s4158 Yani sadece okumak Mucize yok, atma yok!

Makale: Intracellular mRNA transport and localized translation

K: https://www.nature.com/articles/s41580-021-00356-8

Kaynak: https://twitter.com/Ferhatarslandr/status/1559817328862314502?s=20

***

FERHAT ARSLAN “The mRNA vaccines that are based on in situ transcriptomic technologies are developed under operation warp speed and may be the trigger of non-physiological processes due to mRNA localization challenges Neyi tetikler demişiz, fizyolojik olmayan süreçleri! Beni azade tutunuz.”

Peki başka ne demişiz? Ortada aşı yok ne aşısı? However, a live attenuated vaccine does not seem to be in the foreground of SARS-COV-2 vaccine pipeline Ayrıca dümencilerin istatistik çarpıtmalarını da anlatmışız.

To date, human measles and smallpox viruses have not been shown to cause non-human diseases. This discrepancy supports the non-biological root theories of SARS-CoV-2 virus. No definite data have yet been revealed about the zoonotic source of SARS-CoV-2. E bi de bunu dedik.

Kaynak: https://twitter.com/Ferhatarslandr/status/1559688043388338181?s=20

***

EK 3 (17.8.2022): OP. DR. MEHMET OKAN ÖZDEMİR “Gece gündüz #mRNA #deneyselsıvılarının reklamını yapmak için yarışan siyasiler, ünlüler, komedyenler, yazarlar, TV programcıları, #Profizerler,doktorlar, hemşireler, tereddütlü olanlara küfredenler, sıvılanmayanları işlerinden çıkaranlar, mobbing uygulayanlar. Son el,#GeliyorRıfkı

Kaynak: https://twitter.com/opdrokanozdemir/status/1559820279639154688?s=20

***

EK 4 (17.8.2022): NEVA ÇİFTÇİOĞLU BANES “Bu adamin, Bunun gibi konusanlarin ve de pesinden gidenlerin Bizim Persembe pazarindaki one guzel domatesleri dizip curukleri kakalayan pazarcidan zerre farki yok!”

K: https://twitter.com/i/status/1559271940895932423

Kaynak: https://twitter.com/NevaCiftcioglu/status/1559764519592812544?s=20

***

EK 5 (17.8.2022): FAHRETTİN KOCA “Türkiye bu kadar zavallı mı, sonuçlarını bilmediğimiz deneysel bir enjeksiyonun 83milyona yapılmasının sorumluları kimler?” 8 Aralık 2020.

Resim

Kaynak: https://twitter.com/ProfFatihACanli/status/1559647020276654083?s=20

***

EK 6 (17.8.2022): FERHAT ARSLAN “Bilim dersleri 1 Bir hipotez tüm sonuçları ile ele alınır. Yani mRna covid-19 hastalığını önlüyor olabilseydi bile yan etkiler kısmını atlayamazsın.”

Bilim dersleri 2 Muhtemel olasılıklar gözardı edilerek teoriler pratiğe aktarılmaz RNA virüsler mutasyona eğilimlidir. Yaptığın iş mutasyonları tetikler.

Bilim dersleri 3 Çekirge hep sıçramayabilir. Aşırı özgüvenle verdiğiniz vaatler boş çıktı. Şimdi saçmalamaya ve suçu virüse atmaya başladınız.

Bilim dersleri 4 Temel bilgiler ihmal edilemez alanlardır. Mukozal immuniteyi ve temel viroloji bilgilerini ihmal edip yüksek teknoloji ile bunu örtmeye çalıştınız

Bilim dersleri 5 Bilim yolunda yapılan hatalar birçok gelişmenin yolunu da açabilir. Evet muhtemelen kanser tedavilerinde önemli bir yol alınacak. Umarım bunlar neden olduğunuz türde kanserler olmaz.

Kaynak: https://twitter.com/Ferhatarslandr/status/1465046835672891393?s=20

***

EK 7 (17.8.2022): PETER DOSHI: “None of the trials currently under way are designed to detect a reduction in any serious outcome such as hospital admissions, use of intensive care, or deaths. Nor are the vaccines being studied to determine whether they can interrupt transmission of the virus.

Makale: Will covid-19 vaccines save lives? Current trials aren’t designed to tell us

Kaynak: https://www.bmj.com/content/371/bmj.m4037

***

EK 8 (17.8.2022): ESAT “50 yaş altı vaka/ölüm oranı ilk günden beri ~%0,01’leri geçmeyen ve genel aşılamayla bitmeyeceği 100 senedir bilinen hipermutasyona meyilli bir viral üsye’ye karşı belirsiz bir kürü vücuduna tam 3 kere enjekte ettiren adamla benim oyumun bir olduğu siteme demokrasi diyoruz işte.”

Kaynak: https://twitter.com/EsatRevolutions/status/1559840473098977280?s=20

***

Yazı için 1 yorum yapılmış:

  1. Müderris Tabib dedi ki:

    Yanılmıyorsam zorla aşıyı yaparım diyen kişi anayasa hukukçusu….

    Vah memleketimin haline!…

    Öğretim üyeleri dökülüyor.

    E, ne ekerseniz onu biçersiniz, fulbright ekince bu çıkıyor demek ki, bakınız Ahmed Doğan İlbey ne güzel anlatmış;

    https://www.yenisoz.com.tr/yazarlar/milli-egitim-milli-ve-bagimsiz-midir/

Siz de yorumunuzu paylaşın: