KORONAVİRÜSÜN LABORATUARDA ÜRETİLDİĞİNE DAİR YENİ İDDİA

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Dikkat: Yazının sonunda ek var!

***

Koronavirüsün tabii bir değişim sonucu değil laboratuarda üretildiğine dair yeni bir iddia ortaya atıldı.

Bu iddiaları doğrulayabilecek veya yalanlayabilecek bir bilgiye sahip değilim ama bu virüsün hakikaten “acayip” bir virüs olduğuna inanıyorum.

Bunun bir laboratuar virüsü olması ihtimali bana göre artık daha yüksek.

Hani belgesi nerde diyenlere cevabım şudur: Her şeyin belgesi olmaz!

Özel olarak dışarı verilmek üzere tasarlanmamış olsa bile kazara dışarı kaçmış olması ihtimali kuvvetlidir.

Yeni virüsün bazı çevreler tarafından kendi menfaatleri doğrultusunda kullanıldığına inancım ise tamdır.

Not: Anadolu Ajansı’ nın “Kovid-19’un laboratuvarda üretildiğine dair yeni iddia” şeklindeki başlığı yanlıştır. Kovid-19 hastalığın adıdır, virüsün değil. Doğrusu, KOVİD-19 virüsü veya yeni koronavirüs olmalıdır. KOVİD bir akronimdir ve büyük harflerle yazılması daha doğru olur, tıpkı SARS ve MERS gibi.

Coronavirüs (COVID 19) BİLGİ KAYNAKLARI | Recep Tayyip Erdoğan ...

***

Anadolu Ajansı’ nın haberi:

Forbes dergisinde yer alan habere göre, Norveçli virolog Birger Sorensen ve İngiliz onkoloji uzmanı Angus Dalgleish, sonuçlarını “Quarterly Review of Biophysics” dergisinde yayımladıkları çalışmada, Kovid-19’un insan vücuduna tutunmasını sağlayan “çivi proteinin” DNA dizisine yapay olarak eklenmiş kodlar olduğunu ileri sürdü.

Sorensen ve Dalgleish, virüse karşı nasıl bir aşı geliştirilmesi gerektiğini tartışan, “Biovacc-19” adlı aşı adayını ele aldıkları çalışmada, Kovid-19’un ortaya çıkmasından bu yana mutasyona uğramaması ve insan vücuduna doğrudan uyum sağlamasının bunun için tasarlandığının göstergesi olduğunu savundu.

Doğada bulunmayan özellikler

Sorensen, araştırmayla ilgili Norveç televizyon kanalı NRK’ya yaptığı açıklamada, Kovid-19’un benzer yapıdaki Şiddetli Akut Solunum Enfeksiyonuna (SARS) yol açan koronavirüsten farklı olarak doğada hiç görülmeyen özelliklere sahip olduğunu belirtti.

ABD ve Çin’in yıllar içinde koronavirüs çalışmaları konusunda iş birliği yaptıklarına dikkati çeken Sorensen, her iki ülkenin de virüslerin “işlev kazanması” üzerine çalışmalar yürüttüğünü, bu çalışmalarda salgın yaratan virüsleri daha iyi anlamak için patojen ve bulaşıcı niteliklerinin arttırıldığını ifade etti.

Sorensen, kendi çalışmalarına kaynaklık eden gen dizisinin ilk kez Çinli bilim insanları tarafından yayımlandığını, Çin devletinin daha sonra bu tür çalışmaların üzerini örtüğünü dile getirdi.

Eski MI-6 şefi de iddiaya destek veriyor

Öte yandan İngiliz istihbarat teşkilatı MI-6’in eski İstihbarat Şefi Richard Dearlove, Sorensen ve Dalgleish’in bulgularının Kovid-19’un laboratuvarda üretildiği tezini kanıtladığını savunarak iddiaya destek verdi.

1999-2004 yıllarında İngiliz dış istihbarat teşkilatının başında bulunan Dearlove, Daily Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada, virüsün, yarasalardaki koronavirüsler üzerine yapılan bir deney sırasında hata sonucu laboratuvardan çıktığını tahmin ettiğini söyledi.

Virüsün bilinçli şekilde dışarıya çıkarıldığını sanmadığını, ancak bir kez dışarı çıktıktan sonra Çinli yetkililerin gizlemeye yönelik açık çabalarının görüldüğünü ifade eden Dealove, “Bence bu bir kaza olarak başladı. Ancak bu durumda Çin’in sorumluluğu üstlenip üstlenmeyeceği, tazminat ödeyip ödemeyeceği sorusu gündeme geliyor. Bence bu diğer ülkeleri Çin’le ilişkilerini gözden geçirmeye, Çin yönetimine nasıl bir tavır alacağını belirlemeye yöneltecek.” değerlendirmesinde bulundu.

Dearlove, Sorensen ve Dalgleish’in çalışmasının, Çin’in tepkisini çekmek istemeyen birçok bilimsel yayın tarafından geri çevrildiğini ileri sürdü.

Daha önce Kovid-19’un Vuhan’daki Viroloji Enstitüsü Laboratuvarından çıktığı iddiaları ortaya atılmıştı. ABD istihbaratının araştırdığı iddialar Çin tarafından yalanlanmıştı.

Kovid-19’un laboratuvarda üretilip üretilmediği sorusuna yanıt olarak bir grup bilim insanı, 17 Mart’ta “Nature” dergisinde “SARS-Cov-2’nin (Kovid-19) Yakınsal Kökeni” başlıklı bir analiz yazısı yayımlamıştı. Yazarlar burada yeni tip koronavirüsün genetik dizilimine bakarak, virüsün insan vücuduna tutunmasını sağlayan DNA dizilerinde doğal seçilimin izleri olduğu, dolayısıyla virüsün laboratuvarda yapay olarak üretilmiş olmayacağı sonucuna varmıştı.

Çin’in Vuhan kentinde Aralık 2019’da ortaya çıkan yeni tip koronavirüs 200’den fazla ülke ve bölgeye yayılarak küresel salgına dönüştü. Dünya genelinde vaka sayısı 7 milyonu aşarken, 400 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/kovid-19un-laboratuvarda-uretildigine-dair-yeni-iddia/1869356

***

EK 1 (24.5.2021): Amerikan Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin ABD istihbaratının bir raporuna dayandırdığı özel haberi, Kovid-19 salgınının ilk kaynağının Vuhan’daki laboratuvar olabileceğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

Haberde, ABD istihbaratının ilgili raporuna göre, Kasım 2019’da Vuhan Laboratuvarı’nda çalışan 3 araştırmacının virüs ve mevsimsel grip belirtilerine benzer şikayetlerle hastalanıp hastaneye başvurduğu öne sürüldü. Gazeteye konuşan ve adının açıklanmasını istemeyen bazı yetkililer, söz konusu istihbaratın hala destelenmesi gereken bir güvenilirlik seviyesinde olduğunu dile getirirken, bazıları ise raporun konuyla ilgili en güçlü ve sağlam istihbaratlardan biri olduğuna inandıklarını belirtti. Önceki ABD Başkanı Donald Trump, görev süresi boyunca pek çok kez virüsün yayılmasından dolayı Pekin’i suçlamış, ABD istihbaratının geçen yılın sonunda yayımlanan raporunda, Kovid-19’un Vuhan’daki laboratuvardan çıkmış olabileceğine ilişkin bulgulardan bahsedilmişti. Çin yönetimi söz konusu iddiaları kesin bir dille yalanlarken, Dünya Sağlık Örgütünden konuyu araştıran bir heyet de virüsün söz konusu laboratuvardan yayıldığı iddialarının gerçekçi olmadığı sonucuna ulaştıklarını açıklamıştı. Kaynakhttps://www.aa.com.tr/tr/dunya/wsj-vuhan-laboratuvarindaki-3-arastirmaci-salgindan-once-kovid-19-belirtileriyle-hasta-olmustu/2252001

***

EK 2 (8.6.2021): Dünyayı etkisi altına alan koronavirüsün (Kovid-19) Çin’deki bir laboratuvardan sızdığı iddiası ABD’den gelen yeni bir rapor ile yeniden gündemde. Wall Street Journal, ABD hükümetine bağlı bir laboratuvarın Kovid-19’un kökeni hakkında hazırladığı gizli rapora ulaştı. İşte raporda yer alan ezber bozan ifadeler…

Yaklaşık 2 yıldır hayatımızda olan koronavirüs – Çin bağlantısı ile ilgili ABD’den çarpıcı bir rapor geldi. Wall Street Journal (WSJ), ABD hükümetine bağlı bir laboratuvarın Kovid-19 kökeni hakkında hazırladığı gizli rapora ulaştı. Söz konusu rapor, virüsün Wuhan’daki bir Çin laboratuvarından sızdığını iddia eden hipotezin makul olduğu ve daha fazla araştırılmayı hak ettiği sonucuna vardı. WSJ’nin haberine göre, çalışma Mayıs 2020’de Kaliforniya’daki Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı tarafından hazırlandı. Haberde söz konusu raporun Trump yönetiminin son aylarında Dışişleri Bakanlığı’na gönderildiğinin altı çizildi.

WSJ, Lawrence Livermore’un değerlendirmesinin Kovid-19 virüsünün genom analizine dayandığını yazdı. Ancak habere konu olan laboratuvar iddialar ile ilgili herhangi bir yorumda bulunmadı. WSJ, daha önce Wuhan Viroloji Enstitüsü’ndeki üç araştırmacının Kasım 2019’da yani koronavirüs salgınından önce bilinmeyen bir hastalıkla hastaneye kaldırıldığına dair bir rapor da dahil olmak üzere bir dizi belge yayınlamıştı. Bunun üzerine ABD Başkanı Joe Biden bu iddiaların araştırılması emrini vermişti. Biden açıklamasında şu ifadelere yer vermişti; ‘İstihbarat Topluluğundan, bizi kesin bir sonuca daha da yakınlaştıracak bilgileri toplama ve analiz etme çabalarını iki katına çıkarmalarını ve bunu bana 90 gün içinde rapor etmelerini istedim’. Eski Başkan Trump ise görev süresi boyunca pek çok defa Çin’i suçlamış, Çin’in tazminat ödemesi gerektiğini iddia etmişti.

Kaynak: https://www.msn.com/tr-tr/haber/dunya/son-dakika-abd-nin-gizli-kovid-raporu-s%C4%B1zd%C4%B1/ar-AAKPyWE?ocid=msedgntp

***

EK 3 (16.6.2021): Kovid-19 virüsünün Aralık 2019’da ABD’ye ulaşmış olduğuna dair kanıtlar artıyor

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin (CDC) geçen yılın başlarında 24 bin Amerikalıdan alınan kan örnekleri üzerinde yaptığı geniş çaplı analize göre, Kovid-19 vakalarının Aralık 2019’da ülkenin bazı bölgelerinde görüldüğüne olan inancın arttığı belirtildi.

CDC yetkilisi Natalie Thornburg, “Çalışmalar oldukça tutarlı. Muhtemelen burada bildiğimizden daha önce çok seyrek de olsa vakalar vardı ancak şubat sonuna kadar yaygınlaşmadı.” dedi.

Kovid-19, 2019’un sonlarında Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkmış, 15 Ocak’ta Wuhan’dan dönen ve 19 Ocak’ta Washington eyaletinde bir klinikte tedaviye alınan bir Amerikalıda görülen enfeksiyon ise ABD’de görülen ilk vaka olarak kabul edilmişti.

Aralık 2020’de yayımlanan ve Amerikan Kızılhaç kan bağışlarından alınan 7 bin örneği analiz eden CDC liderliğindeki bir çalışma da virüsün Aralık 2019’un ortalarından itibaren bazı Amerikalılara bulaşmış olabileceğini göstermişti.

Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/kovid-19-virusunun-aralik-2019da-abdye-ulasmis-olduguna-dair-kanitlar-artiyor/2275081

***

EK 4 (30.7.2021): HİKMET GEÇKİL: Yeni…Utanmazlık! Virüsün “yapay” olma ihtimalinin de göz ardı edilmemesini söyleyenleri “komplocu” olmakla suçlayan, Ancak, hiç bir veriye dayanmadan, virüsün %100 doğal olduğunu @NatureMedicine‘da ilan eden “utanmazlar” şimdi ne düşünüyor acaba! Kaynak: https://twitter.com/HikmetGeckil/status/1419746333313863684?s=20

***

EK 5 (12.1.2022): HİKMET GEÇKİL ” Çanlar kimin için çalıyor!!!  Virüsün (orijinal virüsün!) lab sızıntısı, genetik manipülasyon, WIV’ye akan paralar konusunda sıkıştığı köşeden, görevi bırakarak paçayı kurtaran (şimdilik!) NIH direktörü, giyotinin ucunda İtalyan’ı bıraktı!!!

Resim

Kaynak: https://twitter.com/HikmetGeckil/status/1481207083248795655?s=20

***

Yazı için 2 yorum yapılmış:

  1. Berkan dedi ki:

    bu virüs bir biyoterör silahıdır geris boş laftır boş

  2. Emre dedi ki:

    Bence de bunun öyle yarasadan yılandan kurttan kuştan gelmesi tamamen hikaye bizi kandırıyorlar oyuna gelme eyyy vatandaş.

Siz de yorumunuzu paylaşın: