KORONAVİRÜS HASTA EDİYOR, ALTTA YATAN HASTALIKLAR ÖLDÜRÜYOR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

EK 1 (26.7.2020)

Çin’ in Wuhan şehrinden vakaların bildirilmeye başladığı günlerde yeni koronavirüs hakkında ilk bilgileri sadece bu ülkeye ait kaynaklardan öğreniyorduk.

Bu yeni virüs birçok bakımdan büyük ölçüde geçmiş senelerde salgın yapan SARS ve daha yerel yayılım gösteren MERS hastalıklarının etkenine benziyordu.

Çin kaynaklarından edindiğimiz bilgilere göre yeni koronavirüsler tıpkı akraba oldukları diğer koronavirüsler gibi çoğu zaman ayakta atlatılan üst solunum yolları enfeksiyonuna yol açıyorlardı ama bazı vakalarda hastane hatta yoğun bakım tedavisi gerekiyor ve ölümlere de yol açabiliyordu.

Bugün itibarıyla vaka sayısı dünya genelinde 8 milyonu geçerken 450 bine yakın insan vefat etti; ülkemizde teşhis konan hasta sayısı 200 bine hayatını kaybedenlerin sayısı ise beş bine yaklaşıyor.

Hâlâ koronavirüslere karşı etkisi ve emniyeti onaylanmış bir ilaç ve koruyucu bir aşısı bulunmamakla beraber virüsün yapısı, nasıl bulaştığı, yarattığı hastalık tabloları, risk faktörleri, tedavisi hakkında çok fazla bilgiye sahibiz.

(FOCUS)CHINA-HUBEI-WUHAN-ICU NURSE-COVID-19 (CN)

Virüs alanların yarıya yakınında belirti görülmüyor

Koronavirüs bulaşan insanların yüzde 85 kadarı hastalığı çok hafif belirtilerle hatta hiçbir belirti hissetmeden de atlatabiliyor, yüzde 10 vakada ağır, yüzde 5 vakada ise çok ağır klinik tablolar gelişiyor, ölümler görülüyor.

Asemptomatik adıyla bilinen yani virüsle enfekte oldukları hâlde hiçbir hastalık belirtisi göstermeyenlerin oranının yüzde 40-45 arasında olduğu düşünülüyor (1).

Ölenlerin neredeyse tamamında bir risk faktörü var

Koronavirüsle ağır hastalık tablosu gelişen, yoğun bakım ihtiyacı doğan ve ölenlerin neredeyse tamamına yakınında en az bir risk faktörü olduğunu biliyoruz.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ nın açıklamasına göre, vefat eden vatandaşlarımızın yüzde 91.2'si risk grubunda tanımlanan kişilerden oluşmaktadır, 60 yaş üzeri ve en az bir alt hastalığı olanların oranı yüzde 71.70'dir (2).

Dünyanın diğer ülkelerindeki rakamlar da bizden farklı değil. Mesela, hastanede yatırılarak tedavi edilmesi gereken 5 bin 700 KOVİD’ li üzerinde yapılan çalışmada hastaların yüzde 56,6’sında hipertansiyon, yüzde 41,7’sinde obezite ve yüzde 33,8’inde de diyabet olduğu, vakaların sadece yüzde 6’sında herhangi bir kronik hastalık bulunmadığı tespit edildi (3).  

CDC tarafından koronavirüse yakalanan 1.7 milyon insan ve 103.700 ölüme ait verilerden hazırlanan rapor da kalp hastalığı ve diyabet gibi hastalıkları olanların KOVİD’ e yakalandıklarında hastaneye yatma risklerinin sağlıklı insanlara göre 6 misli, ölüm riskleri ise 12 misli yüksek olduğunu gösteriyor.

Irk ve etnisiteleri bilinen 600 bin kişiye ait verilere göre ölüm oranları İspanyol kökenliler, siyahlar ve Amerikan Yerlilerinde nüfuslarına oranla neredeyse iki misli yüksek (4).

Bir özet yapalım…

BİR: Koronavirüs her bulaştığı kişide hastalık yapmıyor. Virüs alanların yarıya yakınında hiçbir belirti görülmüyor.

İKİ: Koronavirüsle enfekte olanların yüzde 85 kadarı hastalığı doktora gitme ihtiyacı duymadan hafif belirtilerle ayakta veya tamamen belirtisiz olarak atlatıyor.

ÜÇ: Koronavirüs alıp da ağır hastalık geçirenlerin yüzde 90’ ından fazlasında altta yatan kronik bir hastalık bulunuyor.

Gelelim neticeye

Koronavirüse karşı mücadelede risk grubunda olanların korunması ve risk yaratan hastalıkların önlenmesi ve tedavisine odaklanılmalıdır.

Görünüşte hiçbir risk faktörüne sahip olmadıkları hâlde ağır KOVİD tablosu gösteren ve ölenlerin yakından araştırılması ve bunlara otopsi yapılması şarttır. 

Bu vakalarda gözden kaçan bir risk faktörü veya teşhis edilmemiş bir hastalık (diyabet, kanser, hipertansiyon, bağışıklık bozukluğu…) olması kuvvetle muhtemeldir.

Koronavirüsten ölenler içinde “açlık insülin değerleri normal olan” tek bir kişi bile bulunabileceğine ihtimal vermiyorum (!).

Kaynaklar:

1. https://www.acpjournals.org/doi/10.7326/M20-3012

2. https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-saglik-bakani-vefat-orani-en-yuksek-ve-en-dusuk-ili-verdi-ankara-ve-istanbulun-vaka-sayilarini-acikladi-11-681-89727.html

3. https://jamanetwork.com/journals/jama/fullarticle/2765184

4. https://www.cdc.gov/mmwr/volumes/69/wr/mm6924e2.htm?s_cid=mm6924e2_w

***

EK 1 (26.7.2020): KOVİD’ de farklı ağırlıkta tabloların birçok sebebi olabilir. Yaş, cinsiyet, ileri obezite ve diyabetin hastalığa yakalanmayı (morbidite) ve ölüm riskini (mortalite) artırdığı iyi bilinir. İnsülin direncinin morbidite ve mortaliteyi ne kadar etkilediği belli değildir ama özellikle de hastalık şiddetinin belirlenmesinde ACE2 ligandının kritik rolü göz önüne alındığında çok önemli olabilir. Bu sebeple de insülin direncinin klinik ve biyokimyasal belirteçlerinin hastalığın akıbetini belirlemedeki rolü araştırılmalıdır. Ayrıca, insülin duyarlılığı ile COVID-19 şiddeti arasında bir münasebet bulunursa insülin duyarlılığını artırmak ve klinik gidişi iyileştirmek için tedavi müdahaleleri değerlendirilmelidir. Kaynak: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC7247836/

Yazı için 8 yorum yapılmış:

  1. Hocam o var bu var oldu oluyor yapacaklar yaptılar tuttu tutacak olmuş olacak oldu… tamamda bir de güzel haberler verilse insanların içine korku salınmasa aşıya yönelik tedaviye yönelik söylemleriniz olsa yaşama kızar gibi sürekli ölümden bahsediliyor

  2. ingiltere de bir araştırma : kovid 19 genlere göre mutasyona uğradı ,bu yüzden ispanya italya ve ingiltere de diğer ülkelere göre 10 kat öldürücü ve bulaşıcı oldu…hocam bu söylem yöneticilerin paçalarını kurtarmak için uydurulmuş gibi!

  3. Metin Eyigün dedi ki:

    Bravo rasim hocam yazdiklarinin.hepsini takip etmeye calisiyorum yine en.dogru teshisi yazmissiniz bulgaristan da bunlari 2 aydir soyluyor doktorlar

  4. CANAN KARATAY dedi ki:

    Hekimlik bir sanattır.

    Hekimlik, çok Yüce bir sanattır, bu sanatın objesi insan sağlığı ve insan hayatıdır.

    Hekimlik, objesi insan olan tek sanattır.

    Doktor, eğitici demektir. Her doktor ünvanı almış olan kişi hekim değildir.Fizik doktoru, matematik doktoru, tarih doktoru gibi.

    Asıl ciddi olan sorun insan sağlığıdır.

    İnsan sağlığı da DSÖ tanımına göre, yaşam biçimi, beslenme biçimi, eğitimi, çevre sağlığı, ruh sağlığı vs. gibi ögelerle hep birlikte irdelenerek ele alınmalıdır.

    Korkutarak, ruh sağlığını yasaklamalarla bozarak, ‘bu ilacı kullanmazsan ölürsün’ya da aşı olmazsan ölürsün’ diyerek vs. gibi söylemler hekimliğin ruhuna uymaz.

    100 firma COVİD aşısı çıkarmak için de uğraşıyormuş!!! Neden acaba, bir an önce patenti kapmak için değil mi?

    Halkın sağlığı için mi? Firmaların sağlığı için mi?

    Madam Curie, diyor ki; ‘BİLİMİN RUHU, KAR İLE UYUŞMAZ’

  5. CANAN KARATAY dedi ki:

    Saturday, June 20, 2020

    NIH halts clinical trial of hydroxychloroquine
    Study shows treatment does no harm, but provides no benefit.

    Kinin grubu ilaçlar,Hastalarda bulantı kusma, ishal ve de EKG’de QT uzunluğuna neden olmaktadır!

    COVID-19 tedavisi için de bir faydası görülmediği bildirilmiş.

  6. Rabia Çiftçi dedi ki:

    Dogru soyluyorsunuz

  7. Ziynet Kulaksız dedi ki:

    Hocam DSÖ ile birlikte dolaplar dönüyor.Üikeyi biryerlere sürükleyen ,yalanlar, algılar var.Kimler ortaklık içerisinde ise,insanlığı kötülüğe sürükleyen bir ihanetin bedelini kendi kendi lehine çevirsin.Ben hiçbir zaman bilim kurulunu ciddiye almıyorum.Çünkü ölenlere neden otopsi yapılmıyor?

  8. CANAN KARATAY dedi ki:

    Hayatını kaybedenlerin kaçı kinin alıyor, kaçı almıyordu acaba, biliyor muyuz? Kim biliyor ki?

Siz de yorumunuzu paylaşın: