İLAÇLAR FIKRADA DEĞİL GERÇEKTE HAYATTA ÇÖPE ATILIYOR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Dikkat: Yazının sonunda ek var!

***

“Hasta olunca doktora gidiniz ve muayene olunuz. Çünkü doktorların yaşaması gerekli. Doktorun verdiği reçeteyi almak için eczaneye gidiniz. Çünkü eczacıların da yaşaması gerekli. Ancak sakın aldığınız ilaçları kullanmayınız. Çünkü sizin de yaşamanız gerekli!”

***

Yukarıdaki bu paylaşımım, “doktor ve eczacıları değersizleştiren ticari modern tıp sistemini” hicveden bir fıkradır.

Gereksiz sebeplerle doktora gitmek, gereksiz ilaç kullanmak, ilaç israfı gibi sağlık sistemindeki önemli yanlışları tenkit eden bu güzel “fıkrayı” ben de hastalarımdan duydum.

Amacım, milletimizin dişinden tırnağından artırdığı “milyarlarca liranın çöpe gitmesine” ve “hekimlik itibarını yerle yeksan eden” gereksiz ilaç yazılması ve ilaç israfına dikkat çekmektir.

Bu fıkra, “doktor ve eczacıları değersizleştiren modern tıp sistemini” mizahi olarak tenkit etmektedir.

Benim halk sağlığının korunması, tıp eğitimi ve ticari amaçlı olmayan hakkaniyetli sağlık hizmetleri için çalıştığımı; tıbbın ticarileşmesine, ilaç endüstrisinin pazarlama oyunlarına ve her alanda reklâma şiddetle karşı durduğumu, sadece sosyal medya takipçilerim değil, yüzlerce yazı, konuşma ve kitaplarımdan neredeyse tüm Türkiye gayet iyi biliyor.

Bu fıkra Hacettepe Üniversite’ sindeki bir etkinlikte de anlatılmıştır

Daha sonra Rahmi Turan’ ın Sözcü’ deki yazısından bu fıkranın seneler evvel Hacettepe Üniversitesi’nde izleyenlerin büyük çoğunluğunun doktor ve tıp öğrencisi olduğu büyük konferans salonundaki bir etkinlikte de anlatıldığını öğrendim:

“Hasta olunca doktora gidiniz ve muayene olunuz. Çünkü doktorların yaşaması gerekli. Doktorun verdiği reçeteyi almak için eczaneye gidiniz. Çünkü eczacıların da yaşaması gerekli. Ancak sakın aldığınız ilaçları kullanmayınız. Çünkü sizin de yaşamanız gerekli!”

https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/rahmi-turan/vergiler-can-yakmamali-5511284/

Makalede de belirtildiği üzere fıkra izleyicileri güldürmüş ve büyük alkış almıştır. Kimsenin aklından doktorların ve eczacıların küçük düşürüldüğü gibi bir düşünce geçmemiştir, çünkü bu bir fıkradır.

Keşke anlattığım bir fıkra olsaydı. İlaçta israf acı bir hakikattir.

Bu anlattığımın gerçekten sadece bir fıkra olması beni çok mutlu ederdi ama ne yazık ki bu fıkrada anlatılanlar “uydurma” değil bilakis “acı hakikattir”.

Şu bilgiler fıkra ile dikkat çekilen ilaçta israfın ulaştığı “utandırıcı” boyutları açık ve net olarak ortaya koyuyor:

BİR: Sağlık Bakanlığı’nın “Atık İlaç Hareketi” araştırmasına göre eve giren her 100 ilaçtan 45’i hiç açılmıyor, çöpe gidiyor. https://www.sabah.com.tr/ekonomi/2011/12/15/7-milyarlik-soygun

İKİ: Türk Eczacıları Birliği Başkanı Erdoğan Çolak, “Türkiye’de reçeteye yazılan her iki ilaçtan birinin gereksiz şekilde reçetelendiğini düşündüklerini söylüyor. https://www.haberturk.com/saglik/haber/664503-ilac-israfi-tam-gaz

ÜÇ: Medicana’ nın patronu Dr. Hüseyin Bozkurt da “Türkiye’de ilaç yazmayan doktor makbul değildir” diyerek ilaç israfının bir başka boyutuna dikkat çekiyor. http://www.milliyet.com.tr/her-yil-2-milyar-dolarlik-ilac-hic-kullanilmadan-cope-gidiyor-ekonomi-1445951/

DSÖ verilerine göre de “ilaçların yaklaşık yüzde 50’si yanlış ya da gereksiz kullanılıyor ya da kutusu bile açılmadan çöpe atılıyor”. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/ilac-israfina-onlemler-19325215

Hem DSÖ hem bizim doktor ve eczacılarımızın verdikleri bu bilgiler bile benim anlattıklarımın fıkra olmayıp hakikatin ta kendisi olduğunun ispatıdır: İLAÇLAR FIKRADA DEĞİL GERÇEK HAYATTA ÇÖPE ATILMAKTADIR.

Çöpe giden her ilaç halkın doktora ve yazdığı ilaçlara güvenmediğini, saygı duymadığını gösterir, tıbbın itibarını zedeler

Anlattığım fıkra değil, asıl, ilaçların yarısının gereksiz reçetelendirilmesi iddiası ve çoğunun kutusu bile açılmadan çöpe atılması gerçeği tıp adına utandırıcı bir durumdur.

Birkaç örnek:

İstanbul’ da “Sadece bir yıl içinde 30 tonun üzerinde ilaç toplandı.

https://www.ntv.com.tr/saglik/istanbulda-30-ton-suresi-gecmis-ilac-toplandi,gInsgSy5xkC5qi6824fMvQ

İzmir’ de bir senede 7.5 “ton” atık ilaç toplanarak geri dönüşüme gönderildi.

https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/07/25/yazilar/elestirel-yazilar/ilac-endustrisi/7-5-ton-atik-ilac-geri-donusume/

Tonlarca ilaç çöpe gidiyor.

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/tonlarca-ilac-cope-gidiyor-264248h.htm

Bu haberlerin hiçbirine doktor ve eczacılardan tepki geldiğine rastlamadım. Tıp dünyasından tek bir kimsenin bile bu nasıl bir rezâlettir, bu tıbba hakarettir, bu para bizim paramızdır diye isyan ettiğini duymadım.

Hastalar da “Hekime sormuyoruz istediğimiz ilacı yazdırıyoruz” sözleriyle hekimlere itimat etmediklerini açıkça ortaya koyuyorlar.

https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-arastirmada-carpici-sonuc-hekime-sormuyoruz-istedigimiz-ilaci-yazdirmak-istiyoruz-11-681-79924.html

Gereksiz ilaç yazılması ve ilaç israfının ne kadar vahim olduğunu Sağlık Bakanı’ nın şu cümleleri de gayet güzel ortaya koyuyor:

Çok ilaç yazan doktorları takibe alacağızhttps://ahmetrasimkucukusta.com/2019/07/19/yazilar/elestirel-yazilar/saglik-sistemi/cok-ilac-yazan-doktorlari-takibe-alacagiz/

Halkımızın sağlığını rekabet ve promosyonlara teslim etmeyeceğiz

https://ahmetrasimkucukusta.com/2018/10/28/etibba-diyor-ki/halkimizin-sagligini-rekabet-ve-promosyonlara-feda-edemeyiz/

Bunlar da gazetelerde yer alan ve her doktor ve eczacının yüzünü kızartan bazı haberlerin başlıkları:

İlaçta rüşvet çarkını anlatıyorhttps://www.sabah.com.tr/ekonomi/2011/12/16/ilacta-rusvet-carkini-anlatiyor

Promosyonla yazılan ilaçların faturası 1.8 milyar doları buluyorhttp://www.hurriyet.com.tr/gundem/promosyonla-yazilan-ilaclarin-faturasi-1-8-milyar-dolari-buluyor-9110831

Rüşvet tatil devlettenhttps://www.sabah.com.tr/ekonomi/2011/12/17/rusvet-tatil-devletten

İlaç firmalarından doktorlara umre promosyonuhttps://www.risalehaber.com/ilac-firmalarindan-doktorlara-umre-promosyonu-55991h.htm

Yedi milyarlık soygun” https://ahmetrasimkucukusta.com/2011/12/15/yazilar/elestirel-yazilar/ilac-endustrisi/7-milyarlik-soygun/

Bu haberlerin tek biri için bile doktorlardan ve meslek odalarından bir tepki geldiğini duymadım.

Çöpe giden aslında ilaçlar değil milli servetimizdir

Tüm dünyada olduğu gibi bizde de inanılmaz miktarda ilaç israfı var ve ne yazık ki hastaların da o ilaçları yazan doktorların bir kısmının da bu gerçeğin yeterince bilincinde olmadıkları veya umursamadıkları aşikârdır.

Böyle olsaydı, bu israfa tıp fakülteleri, doktorlar, tıp dernekleri, tabip odaları cephesinden çok ciddi itirazlar, isyanlar gelmesi, kampanyalar düzenlenmesi gerekirdi ama ne yazık ki hiçbirinde çıt bile çıkmıyor!

Üstelik de çöpe giden ilaçlar değil bizim milli servetimizdir.

Endüstrinin kontrol ettiği modern tıp ilaç israfını pompalıyor

İlaç israfı sadece doktorlar tarafından yazılan ilaçların neredeyse yarıya yakın kısmının hem de kutuları bile açılmadan çöpe gitmesiyle sınırlı değildir.

Bir de ilaç endüstrisi tarafından kontrol edilen modern tıbbın bilimsel araştırmaları gerekçe göstererek pompaladığı, çöpe atılmayıp senelerce kullanılan ama hiçbir işe yaramadıkları gibi aksine birçok sağlık problemine yol açan ilaçlar meselesi vardır.

İlaç kullanımına dayanak olarak gösterilen bilimsel araştırmaların çok büyük bir kısmının bu ilaçlardan kazanç sağlayan endüstri tarafından yapıldığını veya desteklendiğini hatırlamak bile durumun vahametini kavramak için yeterlidir.

Buna ait sayısız örnekten ikisi yeterlidir:

BİR: Kanser ve antidepresan dâhil olmak üzere ilaçların yüzde 38 ila 75’inin hastalara bir yararı olmuyor.  https://www.haberturk.com/tv/saglik/haber/1919160-saglik-bakani-danismani-dr-ayse-turan-ilaclarin-75inin-hastalara-yarari-yok

İKİ: Antidepresan kullananların yüzde 69’ unda depresyon kriterleri, yüzde 38’ inde ise obsesif kompülsif hastalık, panik hastalığı, sosyal fobi veya yaygın anksiyete bozukluğu kriterleri bulunmuyor. https://www.psychiatrist.com/jcp/article/Pages/2015/v76n01/v76n0106.aspx

ÜÇ: Astım KOAH ilaçları gereksiz yere yazılıyor http://ahmetrasimkucukusta.com/2015/04/10/yazilar/tip-yazilari/astim/astim-koah-ilaclari-gereksiz-yere-yaziliyor/

DÖRT: Amerikan Psikiyatri Derneği antipsikotik ilaçların gereksiz ve fazla kullanıldığını bildirerek doktor ve hastaları uyarıyor. http://www.choosingwisely.org/societies/american-psychiatric-association/

Muteber tıp dergilerinin editörleri bile isyan ediyor

Dergiler ilaç firmalarının kirli çamaşırlarını yıkadıkları makalelerle dolu” diyen Richard Horton baş editörü olduğu Lancet’ de de “yayınlanan araştırmaların büyük bir kısmının tamamen hileli ve yanlış olmasa bile en iyimser yaklaşımla güvenilmez olduğunu” yazıyor. http://www.thelancet.com/pdfs/journals/lancet/PIIS0140-6736(15)60696-1.pdf

NEJM’ nin eski editörü Marcia Angell: “Çok çeşitli numaralarla sonuçlar çarpıtılmaktadır. Toplum sağlığı ile ilgili kolektif bilimsel bilginin bir kısmı, yöntemi ile oynanmış ya da verileri taraflı olarak yorumlanmış çalışmalardan oluşmaktadır” diyor.

Prof. Dr. Cem Terzi: “Hekimler geçerli ve güvenilir bilgi için tıbbi literatüre güvenemezler…” https://ahmetrasimkucukusta.com/2019/11/25/hakkimda/bilim-tip-ve-kanit/

Daha fazla ilaç yazılmasını sağlamak için rüşvet dağıtılıyor

İlaç endüstrisi daha fazla ilaç satabilmek için bin bir türlü pazarlama oyununu sahneye koyuyor.

Aşağıda yer alan haber ve makalelerin başlıklarını okumak bile yeterlidir:

ÇİN’DEN GLAXOSMİTHKLİNE’A 490 MİLYON DOLAR RÜŞVET CEZASI https://www.bbc.com/turkce/ekonomi/2014/09/140919_glaxosmithkline_cin.shtml?ocid=socialflow_twitter

DEV İLAÇ ŞİRKETİNE 390 MİLYON $ RÜŞVET CEZASI Dünyanın önde gelen ilaç üreticilerinden Novartis ilaçlarının satışını artırmak için eczanelere rüşvet verdiği suçlamalarına karşı 390 milyon dolar ceza ödemeyi kabul etti. https://www.reuters.com/article/us-novartis-pharmacies-kickbacks/novartis-to-pay-390-million-in-u-s-settlement-over-pharmacy-kickbacks-idUSKCN0T92MR20151120

Endüstrisinin USA’ da 2014’ de doktor ve hastanelere 6.5 milyar$ harcadığı bildirildi. https://www.wsj.com/articles/drug-and-medical-device-makers-paid-6-49-billion-to-doctors-hospitals-in-2014-1435694053

Johnson & Johnson, ilaçlarının satışını artırmak için “illegal pazarlama taktikleri” uygulamak ve “doktor ve eczacılara rüşvet vermekle” suçlandığı davalara karşı 2.2 milyar dolar ceza ödemeyi kabul ettihttp://www.nytimes.com/2013/11/05/business/johnson-johnson-to-settle-risperdal-improper-marketing-case.html?_r=0

Kâr edememekten yakınan ilaç firmaları, tıp kongrelerine yılda milyarlık faturalar ayırıyor. Bu bütçeyle doktorlar tatil beldelerindeki 5 yıldızlı otellerde günlerce konaklatılıyor. Parayı ise dolaylı olarak devlet ödüyor. https://www.sabah.com.tr/ekonomi/2011/12/17/rusvet-tatil-devletten

İLAÇ FİRMASINA SAHTEKÂRLIKTAN 3 MİLYAR DOLAR CEZA http://health.usnews.com/health-news/news/articles/2012/07/02/glaxosmithkline-to-pay-3-billion-for-health-fraud

Pfizer aralarında Viagra ve Lipitor’ un da bulunduğu 13 ilacının endikasyon dışı tanıtımı için 2.3 milyar dolar, Lilly firması da Zprexa isimli psikiyatri ilacı için 1.4 milyar dolar tazminat ödemeyi kabul etti. http://ahmetrasimkucukusta.com/2012/07/04/yazilar/elestirel-yazilar/ilac-endustrisi/tavukgotu-tovbe-tutar-mi/

MODERN AKADEMİK TIBBIN YOZLAŞMASI-DOKTORUNUZ NASIL SATIN ALINIYOR https://medium.com/@drjasonfung/the-corruption-of-modern-academic-medicine-how-your-doctor-was-bought-fe8c250d7a46

BİR DİLİM PİZZA BİLE DOKTORLARIN PAHALI İLAÇ YAZMASINA YETİYOR https://jamanetwork.com/journals/jamainternalmedicine/fullarticle/2528290

KANSER İLAÇLARININ SEÇİMİNİ DOKTORLARA YAPILAN ÖDEMELER BELİRLİYOR

İnsanların ölümle pençeleştikleri kanser hastalığının tedavisinin ilaç şirketlerinden elde edilen avantalarla belirlenmesi modern tıbbın nasıl ticarileşmiş olduğunu, nasıl dibe battığını apaçık ortaya koyuyor. http://ahmetrasimkucukusta.com/2018/04/12/yazilar/elestirel-yazilar/ilac-endustrisi/kanser-ilaclari-sirketlerin-doktorlara-yaptigi-odemelere-gore-belirleniyor/

DOKTORLARA İLAÇ TANITIMI AYIPTIR

İlaç şirketi, bağımlılık yapıcı etkileri olan ağrı kesicileri aldatıcı pazarlama yöntemleriyle tanıttıkları iddiaları üzerine satış elemanlarının yarısını işten çıkardığını ve bu ilacın doktorlara tanıtımını durdurduğunu açıkladı http://ahmetrasimkucukusta.com/2018/02/20/yazilar/elestirel-yazilar/ilac-endustrisi/doktorlara-ilac-tanitimi-ayiptir/

İlaç geliştirmenin çok masraflı ve zahmetli bir iş olduğunu biliyor, endüstrisinin ürünlerini bedava dağıtmasını da beklemiyorum. Lâkin sırf daha fazla ilaç satabilmek için yapılan katakulliler mide bulandırıyor. Bir molekülün ilaç olabilmesi için yapılan her türlü masrafa evet ama pazarlama numaralarına, tıp âlemine dağıtılan hediye ve rüşvetlere hayır, hayır, hayır! http://ahmetrasimkucukusta.com/2018/10/14/yazilar/elestirel-yazilar/ilac-endustrisi/tibbin-karanlik-yuzu/

İlaç israfının sebepleri ve önlenmesi için tavsiyelerim

İlaçların gereksiz kullanılmaları sadece külliyetli miktarda paranın heba edilmesiyle kalmıyor, bu ilaçların yol açtığı ölüme kadar varabilen ciddi yan etkiler insan sağlığını tehdit ediyor.

Tıbbın temel prensiplerinin birinin “Önce zarar verme” ve ilaçların ise gıda değil “yan etkisi olan kimyasal maddeler” olduğu gerçeği unutulmamalıdır.

Hipokrat’a atfedilen “Önce zarar verme” ikazının bundan 2500 sene evvel, bugünkü ilaçların da tıp teknolojisinin de esamesinin okunmadığı bir dönemde yapıldığına dikkat etmek gerekir. Hipokrat bugünkü “binlerce” ilacı, tıbbi alet edevat ve malzemeyi görseydi, kim bilir neler derdi?

İlaç israfının sebepleri ve önlenebilmesi için yapılması gerekenleri anlatan birçok makalem var, bunların bir özetini “İlaç israfının sebepleri nelerdir ve önlenmesi için neler yapılabilir” başlıklı makalemde bulabilirsiniz. http://ahmetrasimkucukusta.com/2011/10/09/yazilar/elestirel-yazilar/ilac-endustrisi/ilac-israfinin-sebepleri-nelerdir-onlenmesi-icin-neler-yapilabilir/

Meslekdaşlarımın bazıları beni doğru anlamıyor olabilir ama halk beni çok iyi anlıyor

Meslekdaşlarımın bir kısmının beni hakikaten anlamadıklarını, bir kısmının ise (ki bunların neredeyse tamamı tıbbın kaymağını yiyen kesimdir) gayet iyi anladıkları hâlde, işlerine gelmediği için sözlerimi bilinçli olarak başka taraflara çekmek istediklerini düşünüyorum.

Tıp, endüstri tarafından kontrol ediliyor

Modern tıbbın, sayısız insanın derdine derman olduğunu, hayatını kurtardığını, sağlıklı yaşamasını sağladığını görmezden gelmek nasıl mümkün değilse modern tıbbın tıp endüstrisi tarafından yönetildiğini, tıbbın ticarileştiğini görmemek de olamaz.

Etıbbanın da bu kaçınılmaz durumun farkında olduğundan şüphem yok ama ne yazık ki bu gerçeği dürüstlükle dile getirenlerin ve bu duruma çözüm ve çare arayanlarının sayısı bir elin parmaklarının sayısını geçmediği gibi tıbbın ticarileştiğini söyleyenler tıp dünyasından tepki görüyor!

Hatta önemli bir kesim de bu sakat durumu kendi lehlerine kullanıyor, sistemin kaymağını yemede beis görmüyor.

Biz hekimler, nasıl kullanıldığımızı bilincinde olmadan tababet yaptığımızda sadece halkın parasının değil sağlığının da “harcanmasına” sebep olacağımızı, bindiğimiz dalı kesmekte olduğumuzu bilmek zorundayız.

Doktorlar derin narkozda iken tıpla ilgisi olmayanların bu gerçeğin farkında olmaları çok acı!

Cumhurbaşkanımızın eşi Sayın Emine Erdoğan’ ın şu sözleri adeta benim sitemdeki makale ve kitaplarımın bir özeti gibi:

“Ne yazık ki tüm dünyada ilaç endüstrisi, tıp mesleğini kontrolüne almış durumdadır. Sağlık bütçemizin önemli bir kısmı ilaçlara ayrılıyor. …Şifa, bizim yediğimiz temiz gıdalarda, yaptığımız sporda, kimyasallardan uzak durmamızdadır. Şartlar elveriyorsa çocuklarımızı normal doğumun mucizevi kazanımlarından mahrum etmemektedir. GDO’suz tohumda, anne sütündedir”. http://ahmetrasimkucukusta.com/2018/04/20/bir-tavsiye/ilac-endustrisi-tip-meslegini-kontrolune-aldi/

Gazeteci-yazar Mehmet Şevket Eygi de aynı minvalde konuşuyor:

“Sağlık durumumuzu son derece kötü görüyorum. Tıp ve ilaç sanayii bir sektör olmuştur. Hasta ikinci plana atılmış, yerini müşteri almıştır. Gereksiz yere pahalı tahliller yaptırılmakta, lüzumsuz ilaçlar yutturulmaktadır. Yine hiç gereği olmadığı halde ameliyatlar yapılmaktadır. Tıp, endüstri haline gelince sağlık çöker”. http://www.ivek.org.tr/tip-endustri-haline-gelince,-saglik-coker-3175h.htm

Etıbba, halkın çok iyi bildiği bu gerçekleri doktorlar da haykırmadıkça bu bozuk sistemin düzelmesi mümkün değildir.

Artık hasta yok, müşteri veya tüketici var

Endüstri tarafından kontrol edilen modern tıpta zaten “hasta” kavramı yerini artık tüketici veya müşteri kavramlarına bırakmıştır.

Memleketimizin en büyük özel hastaneler zincirlerinden olan Acıbadem Sağlık Grubu’nun Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar “Hekimlere hastaların aynı zamanda hastanenin de MÜŞTERİSİ olduğunu anlatmak hiç de kolay olmuyor” diyerek senelerdir yüzlerce makale ve kitap yazdığım hâlde maalesef anlatmaya muvaffak olmadığım olayı tek cümlede özetliyor. https://www.yenisafak.com/gundem/kendimi-hastalarin-yerine-koydum-2452544

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Üyesi Ali Selman Erkuş, “Tıp davalarında hasta ya da sağlık hizmetinden faydalanan yerine TÜKETİCİ tabiri kullanıldığını ve  tıbbi hataya maruz kaldığını düşünen kişilerin artık tüketici sıfatıyla tüketici mahkemelerinde haklarını arayacaklarını” beyan ediyor.

https://www.haberler.com/kayseri-tip-hukuku-gunleri-8273243-haberi/

Bu sözler, hastaların artık TÜKETİCİ veya MÜŞTERİ, doktorlar ve sağlık personelinin İŞ ADAMI veya SATIŞ TEMSİLCİSİ, hastanelerin de TİCARETHANE olduğunun belgesidir.

Tıbbın artık tamamen” TİCARİ BİR FAALİYET” olması sadece bizim için değil modern tıbbın uygulandığı tüm ülkeler için de geçerlidir ve nitekim bu durum İngilizce tıp literatüründe (commercialisation  of medicine) tabiri ile ifade edilmektedir. https://www.thelancet.com/journals/lancet/article/PIIS0140-6736(96)91323-9/fulltext

Prof. Dr. Gazanfer Aksakoğlu’ nun aşılarla ilgili şu sözleri ilaçlar ve tıp endüstri için de geçerlidir:

Bağışıklama da, aşı üretimi de devletin elinden ve kamu görevi olmaktan çıkarıldı, sermayeye teslim edilerek tatlı kârlar için yatırım aracına dönüştürüldü. Artık bebeklerin ve erişkinlerin bağışıklanmaları üzerinde kişisel, kurumsal ve sınıfsal çatışmalar, uluslararası sermayenin kanlı çıkar oyunları yer alıyor”. http://webb.deu.edu.tr/halksagligi/doc/yazilar/ga-uluslararasibagisiklamapazari.pdf

Kışkırtılmış sağlık talebi

Kışkırtılmış sağlık talebi, gereksiz muayenelere, gereksiz tetkiklere, gereksiz ilaçların yazılmasına sebep oluyor. İlaçların çöpe gitmesi bunların kaçınılmaz çok tabii bir sonucudur.

Türk Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Tuncay Hazırolan “Çekilen 150 MR veya tomografiden 120′ si gereksiz. Karnı ağrıyana, öksürene tomografi yazılıyor” diyor. https://www.dw.com/tr/haz%C4%B1rolan-%C3%A7ekilen-150-mr-veya-tomografiden-120si-gereksiz/a-51009098   

Hastaneye gidiyorum, efendim gelmişken bir check-up yapalım, MR çekelim, tahlil yapalım diyorlar. İstemiyorum diyorum. İlla hastalık icat edecekler” sözleri bir iktidar partisi milletvekiline aittir. https://www.sozcu.com.tr/2019/ekonomi/vekile-bile-hastalik-uydurmak-istediler-5233955/

Türkiye, nüfusundan fazla sayıda acile başvuru sayısı olan tek ülke. Acil sağlık hizmetlerindeki yığılma, gerçek acillerin saatlerce sıra beklemesine, malpraktislere, sağlık personelinde tükenmişliğe ve sağlıkta şiddete yol açıyor. https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-acile-gidenlerin-yuzde-70i-birinci-basamakta-tedavi-edilebilecek-hastalar-11-681-80209.html

Sağlık hizmetlerinin eskiye göre büyük oranda artması bizim toplum olarak daha sağlıklı olduğumuz anlamına gelmiyor, tam tersi anlama geliyor. Daha çok sağlık hizmeti, daha çok tıp iyi bir şey değil kötü bir şeydir. Çünkü koruyucu sağlık hizmetleri, koruyucu tıp denen şey çok büyük ölçüde geriledi, neredeyse unutuldu. Sistem artık daha çok hastalanmamızı ve daha çok tedavi edilmemizi buyuruyor. Daha çok hastalanalım ki, daha çok hizmet verilsin, daha çok kazanç sağlansın. Yeni dünya düzeninin yıkıcı sağlık politikası bunun üstünedir. Bizim yıkmaya çalıştığımız paradigma budur.

TTB’ye yön veren hekim arkadaşlarımız uzun bir süredir emekçi doktorların ve halkın sağlık sorunlarını gözden çıkarmış durumdalar. Zengin doktorların borusu ötüyor TTB’de.

Kaynak: https://odatv.com/her-seye-ses-cikaran-turk-tabipler-birligi-kapitalist-tibba-neden-sessiz-kaldi-2508121200.html

 

Mizah hayatın temel unsurlarındandır

Beni tanıyanların, yazılarımı ve kitaplarımı okuyanların, konuşmalarımı dinleyenlerin bu fıkradan “derin mânâlar” çıkarması mümkün değildir çünkü hem bunlarda hem sosyal medyadaki hesaplarımda bu minvalde yani ironi ve mizah yüklü yüzlerce paylaşımım var.

Halkımızı için kaleme aldığım kitaplarımın bazılarının isimleri bile böyle bir karara varmak için kâfidir: “Biri Bizi Hasta Ediyor” / Bu İşte Bir Domuzluk Var/ Hasta Etmeyin Adamı/Adamın Biri Doktora Gitmiş, Gidiş O Gidiş/ Tomografiyi, Anjiyoyu, Endoskopiyi Bırak, Kalbime Koy Başını Doktor”…

Tıp öğrencileri ve doktorlar için yazdığım kitaplarda da fıkra, şiir, anekdotlar vardır; ders anlatırken de bu unsurlardan hep faydalandım.

Mizah, insanı insan yapan vasıflardan biridir. Ben de yazı, konuşma ve sosyal medya paylaşımlarımda sıklıkla mizahtan, müzikten, edebiyattan faydalanırım. Halkımızın da mizahtan hoşlandığını çok iyi biliyorum. Bizler Nasrettin Hoca gibi dünyanın en büyük mizah ustasının torunlarıyız.

Halkımızın anlattıklarımın bir “fıkra” olduğunu gayet iyi bildiklerine, bu paylaşımı seyredip de ilaçlarını çöpe atan tek bir Allah’ ın kulunun olamayacağına adım gibi eminim.

Sağlık sadece beden sağlığı demek değildir, ruh sağlığı ve sosyal sağlık da yerinde olmalıdır ki mizah bunun en iyi devasıdır. Mizah olmayan bir dünyada sağlıklı bir hayattan da bahsedilemez.

Ayrıca, insanın başkalarını tenkit etmeden önce kendi özeleştirisini yapması, kendi hatalarını görmesi ve açıklaması gerekir. Halk da kendi kusurlarını, eksiklerini dürüstçe ortaya koyan doktorlara daha çok güvenir.

İlaçlar benim için mukaddes ürünlerdir

Hâlen aktif tababetle iştigal eden yani hasta muayene eden ve reçete yazan bir hekim olarak “ilaçları çöpe atın” demem ancak benim kendi yazdığım ilaçların da gerçekten çöpe atılmasını istemem veya “aklımı yitirmiş olmamla” izah edilebilir.

Hastalarıma gereksiz ilaç yazmamaya, gereksiz yere uzun süre ilaç kullanmamalarına çok dikkat eden ve önem veren bir hekimim ama endikasyonu olduğunda da elbette ilaç yazıyorum, aksi düşünülemez bile.

http://ahmetrasimkucukusta.com/2010/02/05/yazilar/elestirel-yazilar/ilac-endustrisi/ilaca-degil-ilac-ticaretine-hayir/

Bugün milyonlarca insan yuttukları ilaçlar sayesinde sağlıklı ve mutlu yaşıyorlar, birçok bulaşıcı hastalık aşılar sayesinde tarihten silindi ama hiç gerekli olmayan bir ilaç yüzünden sakat kalan veya ölen insanlar da var. İlaç, üreticilerinin gözünde ‘nasıl ederiz de daha çok satarız’ diye kafa patlattıkları sıradan bir tüketim ürünü belki ama benim için çok mukaddes bir madde. http://ahmetrasimkucukusta.com/2017/04/09/bir-tavsiye/adamin-biri-doktora-gitmis-gidis-o-gidis-2/

Kitaplarımda ve sitemde Sağlık Sistemi/ Tıp Eğitimi/ İlaç Endüstrisi/ Doktorlar/Alternatif Tıp bölümlerindeki sayıları birkaç yüzü bulan “eleştirel yazılarımda” okuyucularımı ilaç şirketlerinin pazarlama oyunlarından modern tıp, sağlık sistemi ve tıp eğitimindeki yanlış ve eksiklere, çok geniş bir yelpazede bilgilendiriyor, tavsiye ve uyarılarda bulunuyorum.

Benden “İlaç şirketlerine tapan doktorları kudurtan prof” diye bahsedilmesi boşuna değildir.

Gelelim neticeye

BİR: Gereksiz sebeplerle doktora gitmek, gereksiz ilaç kullanmak, ilaç israfı gibi sağlık sistemindeki önemli yanlışları hicveden bu sosyal medya paylaşımım halkın da bildiği bir fıkradır.

İKİ: Bu milletin dişinden tırnağından artırdığı milyarların gereksiz ilaçlar için sarf edilmesi, bunların yarısının çöpe gitmesi umurlarında olmayanların bu fıkrayı anlamaları da beklenemez.

ÜÇ: Mizah, sanattır, sevgidir, eleştiridir, hoşgörüdür. Kıssadan hissedir. Anlamak isteyene bilgidir. “İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır” diye bir atasözümüz vardır. Fıkralardan yarası olanlar gocunur.

***

EK 1 (21.5.2022): GÜLÜMSER HEPER “Çok Acil! Hasta bir doktora gidiyor! Bir ilaç alıyor. Bazen 10 ilaç alıyor. Çoğu 3 aylık! Sonra yine doktora gidiyor. Diyor ki bu ilaç bana yaramadı! Şak bir başka reçete! Evlerde birikmiş ilaç depoları! Bu ilaçları geri toplayacak bir sistem yok. Akıbeti, çöp ve tuvalet…”

Kaynak: https://twitter.com/Gulumser_Heper/status/1527950707436953605?s=20&t=UKUJUNr91is4pkmCJo_w6Q

***

Siz de yorumunuzu paylaşın: