BİLİM DÜNYAMIZ FARA BAKAN TAVŞAN GİBİ…

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Doç. Dr. Kemal Yeşilçimen‘ in yazısı:

Çözümü, farklı düşünen insanlar bulacaktır. Farklı fikirleri bilim dünyası tartışacak, milli irade de imkan ve ihtiyaçlara göre karar verecektir. Sömürü sistemi de engellemek için çalışacaktır. Her yönden güçlü olan kazanır. 4 asırdır oynanan oyunları anlayıp buna göre strateji geliştiremediğimiz için kaybettik.

Tartışma yeri medya ve kongrelerdir. Ancak küresel iradenin medyası ve düzenlediği kongrelerde çözüm aramak aptallıktır. Milli medya ve milli kongrelere ihtiyaç duyuyoruz.

Dış güçlerin uydurduğu sanal gündemlere, geyik mevzulara ve kurgulanmış haberlere yüzlerce yorum yapılırken bilim ve teknoloji konusunda yorum yapamayan bilim ve aydın dünyamızın fara bakan tavşan gibi donup kalması, zihinsel dünyamızın bitkisel hayatta olduğunu gösteriyor. Bu yüzden öncelikle beyin nakli gerekiyor. Bilim dünyamızın bayi toplantısı denilen kongrelere gösterdiği ilgiyi kendi ülkesinin bilim ve teknolojideki geriliğe göstermesinin yolu da yine beyin naklinden geçiyor. Belki o zaman yardıma koştuğumuz Koreyi taklid etmeyi akıl ederiz. Belki o zaman aşağıdaki sorunlara çözüm buluruz.

Her yıl 4 milyar doları aşıya, 4 milyar doları şeker ilaçlarına, 4 milyar doları da kansere ödüyoruz. 150- 200 tane uçak için ödenecek para ne kadar? Son 10 yılda cep telefonlarına ve geyik muhabbete ödediğimiz çeyrek trilyon doları, Bilim ve Teknoloji Merkezleri için harcasaydık ve şimdiye kadar satın aldığımız teknolojik ürünleri, tam tersine biz üretip doğal pazarımız olan İslam alemine satar hale gelseydik, bunları yıllardır bize satanlar ne yapardı? Adamlar buna müsade eder mi? Tabii ki etmez.

İşte bu oyunu anlatmaya çalışıyoruz. Da Vinci şifresini çözmek bu nedenle önemli. Bu şifreyi çözemediğimiz için kendini bilim adamı zanneden yüzbinlerce insanımız yıllardır havanda su dövüyor. Herkes bilim yapacağız diye kıt kaynakları, kuruş para getirmeyen sözde araştırmalara gömüyor. Arabın gülyağı misali, her yerine sürüyor, çarçur ediyor. Trilyon dolarları cebe indiren batı dünyası da bizim bu ahmaklığımızı, bu zavallı halimizi zevkle izliyor.

Dünyadaki donanım, yazılım, bilgi teknolojileri ve telekomünikasyon pazarı yılda dört trilyon dolara yaklaşıyor. Dünya bu dört trilyon doları paylaşırken, halkımız sadece telekominikasyonda şimdiye kadar 250 milyar dolar harcadı. Nasıl mı? Geyik muhabbetle! Her yıl yeni modelini aldığımız telefon, ayfon, aypedlerle… Peki, bir karış boyumuz mu büyüdü? Sosyal ilişkilerimiz mi düzeldi? Tam tersine, konuşma adabından uzak bir topluma dönüştük. Üretmeden, keşfetmeden, hazıra konduğunuz, tükettiğiniz her şey sizi de tüketir, ülkeyi de. Bu harcamalar, ne yazık ki akıl ve bilim olarak geri dönmüyor. Peki neden?

Bilim dünyamız ve üniversiteler, asırlardır bilim ve teknolojik yönden kastre edilmiş ve ülkeyi pazar haline getiren küresel sisteme harem ağası gibi bağlanmış bulunuyor. Harem ağası yapmanın yolu, önce bilim ve teknoloji üreten yolu budamak, sonra da teknolojik üretime ve kazanca dönüşmeyen sözde bilimsel çalışmalarla kıt kaynakları tüketmek : Bilimde kendi kendini tatmin. Yapılan anlamsız araştırmalar ve ithal edilen akıllı telefonlar kendini tatminden başka bir işe yaramıyor.

Yaşamsal sorunlarımız çözüm beklerken, başkalarının güdümündeki araştırmalarla oyalanmamız, sürüngenliğin ve bağımlılığın asıl nedeni. Dün Hintlilere logaritma cetvellerini ezberleterek beyinleri körelten anlayışın bugünkü yöntemi çok farklı. Çağımızda asgari ücretli köleleştirmenin en kestirme yolu bu. Modern sömürgecilik işte bu! Adamlar, bizi otla çöple, alternatif masallarla meşgul ederken milyarlarca dolarlık yapay kalp cihazlarını, ilaçları ve yüksek teknolojiyi bize satarak köşe oluyorlar. Yıllardır insanımızın korkulu rüyası olan Kanamalı Kırım Kongo hastalığının aşısını bile üretemedik ama lafa gelince herkes araştırma yapıyor.

Bilim dünyamız medyada bıcır bıcır konuşma yeteneğini bu konularda gösterse sorun çözülecek ama para ve gezmelere gitme dışındaki konular onu ilgilendirmiyor. Bu yüzden bilim deyince hemen para diyor.
Önce parayı haketmesi gerektiğini bilmiyor.
Para kazanmanın yolu önce bilim ve teknolojide keşif, patent, projeden geçiyor, onu da bilmiyor. Hastalıkları önlese tasarruf edilen hastalık harcaması kendi cebine girecek ama onu da beceremiyor. Tek bildiği diplomalı işsiz üretmek, sürüngenliğin nedeni bu.

Siz de yorumunuzu paylaşın: