MODERN TIP, İNSANLARA ARTIK TIPTAN KORUNMALARINI TAVSİYE EDİYOR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

💥 Modern tıp, insanlara artık tıptan korunmalarını tavsiye ediyor https://www.youtube.com/watch?v=JhXYb1-ZyIU

***

Dikkat: Yazının sonunda ek var!

***

Tıp o kadar ilerledi, ilerledi, ilerledi ki bir de baktı ki gidecek yer kalmamış.

Bu sefer tuttu, geriye döndü; hem de ta 2.500 sene öncesine Hipokrak dönemine.

Tıbbın Babası Hipokrat, henüz hiçbir ilacın, tetkikin, ameliyatın, hastanenin olmadığı bir devirde “Önce zarar verme” demişti doktorlara.

2.500 sene sonra Modern Tıp da bu hakikati görmek zorunda kaldı ve insanlara sağlıklı olabilmeleri için “tıbbın kendisinden de korunmaları gerektiği” ikazını yapmaya başladı.

Tıbbın kendini, sigara, alkol, hareketsizlik, uykusuzluk, stres gibi bir risk faktörü ilan etmesi bir devrimdir.

Sağlıklı yaşamada, hastalıklardan korunmada aşamalar

🩺 Sıfırdan (Primordial) korunma: Hastalığın ortaya çıkmasına zemin hazırlayan risk faktörlerini engellemek

Örnek: Sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmak (çocukları küçük yaşlarda sebze-bakliyat, et-sakatat-balık yemeye alıştırmak; paketli gıda ve fast food’ dan uzak tutmak), sigaraya başlanmasını önlemek

🩺 Birincil korunma: Hastalık oluşmadan önce risk faktörlerini ortadan kaldırmak

Örnek: Sigarayı, alkolü bıraktırmak; adam gibi beslenmesini sağlamak; hareketli olmasını, egzersiz yapmasını sağlamak

🩺İkincil korunma: Hastalığı erken yakalamak ve ilerlemesini durdurmak

Örnek: Hiç şikâyeti olmayan kişide tansiyon ölçüp hipertansiyon, kan şekeri ile diyabeti yakalamak, taramalarla erken kanser teşhisi,

🩺 Üçüncül korunma: Hastalık artık başlamış, bunun ilerideki tahribatlarını önlemek. Olan olmuş artık, bari daha kötü olmasın.

Örnek: İnme geçiren hastaya fizik tedavi, kalp krizi geçirenlerin rehabilitasyonu, ikinci kriz ve felci önlemek, kalp yetersizliğini geciktirmek, diyabette ayak bakımı, hayat kalitesini artırmak

🩺Dördüncül korunma: “Faydadan çok zarar getirecek tıbbi müdahaleden hastayı koruma yani bizatihi tıbbın kendisinden korunma.  Çünkü fazla tıp zararlıdır. Bu aşama, özellikle zengin ülkelerde ve özel sektör ağırlıklı sistemlerde “fazla tıbbın” (overmedicalization) yarattığı zararı tanımlıyor.

Örnek: Gereksiz taramalar; gereksiz tomografi, anjiyo, endoskopi gibi uygulamalar; gereksiz tahliller, biyopsiler, ilaçlar, stentler… ve buna benzer daha neler neler!

Gelelim neticeye

Yerinde, zamanında ve doğru uygulanan tıp insanların sağlıklı olmasını sağlarken, gereksiz, aşırı tıbbi uygulamalar ise tam aksine bizi sağlığımızdan eder, ölümümüze de sebep olabilir.

Modern Tıbbın bu hakikati görmesi ve insanları bizden uzak durun diye ikaz etmesi tıptaki en önemli keşiflerden biridir.

Allah herkesi, gereksiz tıptan, aşırı tıptan korusun.

Sağlıklı ve uzun yaşamanın hastalıklardan korunmanın tıpla fazla bir alakası olmadığını unutmayın.

Tıp Anayasası’ nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen ilk maddesi “primum non nocere” yani “önce zarar verme”‘dir. Günümüz “ticari modern tıp” çağında bu maddenin yerini “Önce kendini koru” prensibi almalıdır.

Evet, hastalar da doktorlar da önce kendilerini korumalıdır.

▪ Quaternary prevention: reviewing the concept https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC5795741

▪ Quaternary prevention https://en.wikipedia.org/wiki/Quaternary_prevention

▪ Quaternary Prevention: Need of the Hour https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC4311333/

***

EK 1 (1.5.2026): İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner diyor ki:

▶ İstanbul’ da bir senede 207 milyon muayene.

▶ 43 milyon radyolojik görüntüleme

▶ 2.600.000 ameliyat

▶ Yoldan geçerken acile uğrayım diyenler var

▶ İnsanlar hastaneleri sosyalleşme aracı olarak kullanıyorlar.

▶ Senede 300 kere randevu alan insanlar var

▶ Vatandaşımız ya gereksiz yere doktora gidiyor ya sağlığını korumuyor, doktora gidiyor.

💥 Böyle bir sağlık hizmeti sürdürülebilir değildir. Belli hastalıklar dışında bedava ilaç, bedava tetkik, bedava sağlık hizmeti olmaz.

Kaynak: https://x.com/drahmetrasim/status/2050223039279710617?s=20

***

EK 2 (9.5.2026): Muayene olmada Avrupa’ da1, OECD’ de 2.yiz.

Kaynak: https://x.com/drahmetrasim/status/2052802406052676056?s=20

***

EK 3 (9.10.2026): Bir yılda 337 kez hastaneye başvurdu

İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, kentte sağlık sorunları ve kaygıları nedeniyle hastanelere sık başvuran hastalarla karşılaştıklarını belirterek, bir kişinin bir yılda 337 kez hastaneye başvurduğunu söyledi.

Güner, İstanbul’un dünyanın sağlık başkenti olduğunu, bu yılın ilk 8 ayında 148 milyon muayene gerçekleştirildiğini ifade etti.

Vatandaşların sağlığını kaybetmeden önce koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanmaları gerektiğini anlatan Güner, birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin etkin kullanılmasının önemini vurguladı.

Güner, aile hekimlerinin İstanbulluların sağlık süreçlerinde önemli rolü olduğunu aktararak, aile hekimlerinin hastayı ve ailesini tanıyan, önceki hastalıklarını bilen ve risk faktörlerini değerlendirebilen sağlık danışmanları olduğunu ifade etti.

İstanbul’da, ihtiyaç olmadığı halde yapılan hastane başvurularıyla karşılaştıklarını bildiren Güner, şöyle konuştu:

“İhtiyaç olmadığı halde yapılan başvurular, sağlık hizmetine gerçekten ihtiyaç duyan kişilerin buna erişimini zorlaştırabiliyor. İstanbul’da bir yıl içerisinde yüzlerce kez doktora başvuran kişilerle karşılaştık. Bunun nedenini araştırdık. Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanemize 1 yılda 316 kez başvuran teyzemizle hekimlerimiz, psikologlarımız, psikiyatristlerimizle beraber görüştük. Teyzemiz yaşadığı anksiyete nedeniyle hipertansiyonla ilgili korkuyor. Acilde bir serum takarak geçebileceğine inanmış. Teyzemizi oradaki psikoloğumuzla, psikiyatristimizle, hekimimizle beraber ikna ederek artık başvurularını ayda birlere, iki ayda birlere kadar düşürdük.”

Doç. Dr. Güner, yine KOAH nedeniyle nefes darlığı hisseden ve bunu yönetemeyen bir hastanın da acil servislere çok sayıda başvurusu olduğunu tespit ettiklerini dile getirerek, “Amcamız KOAH hastalığından, nefes darlığı hissettiğinden, bunun anksiyetisini yönetemediğinden 1 yılda 337 kere hastaneye başvurmak zorunda hissetti. Aslında hem sağlık sistemini hem de kendini yordu.” diye konuştu.

Vatandaşların ihtiyaçları, korkuları ve sağlıklarını kaybetmekle ilgili çekinceleri olabileceğini belirten Güner, bu kişilerin öncelikle aile hekimlerine başvurmaları gerektiğini, aile hekimlerinin ihtiyaç halinde vatandaşları uzman hekime yönlendirebileceğini söyledi.

Güner, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun “Koruyan, Üreten, Geliştiren Sağlık Modeli” kapsamında sağlık hizmetlerinin daha etkin kullanılmasının hedeflendiğini kaydetti.

Kaynak: https://medimagazin.com.tr/guncel/bir-yilda-337-kez-hastaneye-basvurdu-121630

***

EK 4 (11.10.2026): Cleveland Clinic, “yaklaşan felaket hissi”ni anlatıyor:

▶ Aniden bir şeylerin çok kötü gideceği, duvarların üstüne geldiği gibi yoğun ve açıklanamayan bir korku duygusu.

▶ Bu his sadece kaygı veya panik atak kaynaklı olmayabilir; kalp krizi, akciğer embolisi, anafilaksi (şiddetli alerjik reaksiyon), aort diseksiyonu gibi ciddi tıbbi acil durumların erken uyarı belirtisi olabilir.

▶ Bu his aniden ve özellikle göğüs ağrısı, nefes darlığı, terleme gibi fiziksel belirtilerle birlikte ortaya çıkarsa “sadece anksiyete” diye geçiştirilmemeli, acil tıbbi yardım alınmalıdır. ARK: Zaten her an hasta olabilirsin, hapşırmak kansere yol açabilir diye dellendirilen insanların iyice kafayı yemeleri için yazılmış olmalı. Keyfinize bakın, kaale almayın.

Kaynak: https://x.com/ClevelandClinic/status/2108313236101845098?s=20

***

Siz de yorumunuzu paylaşın: