ACİL KULLANIM İZNİ RASTGELE VERİLMEMELİDİR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Salgında en çok zarar gören kesimlerden biri de tıp olacak” başlıklı makalemde “KOVİD salgınının, ticarete âlet olduğu artık genel kabul gören modern tıbbın dibine kadar siyasete de bulaştığını görmeyen gözlere gösterdi, sağır kulaklara duyurduğunu” yazmıştım (1).

Bir başka önemli tehlike de tüm dünyanın değer verdiği ama ne yazık ki bunu hiç de hak etmeyen bazı bilim kuruluşlarının yaptıkları yanlışlar.

Plazma tedavisinin, etkinliği ve emniyetini ispat eden yeterli bilimsel veriler olmadığı hâlde Başkan Trump tarafından “tarihi bir dönüm noktası” olarak sunulması ve yanında bulunan FDA Başkan Hahn’ ın da bunu onaylayan sözleri bilim dünyasından büyük tenkit aldı.

Hele de Hahn’ ın gözleme dayalı çalışmalardan elde edilen “nispi faydayı mutlak fayda gibi göstererek “Plazma tedavisi uygulansaydı koronavirüse yakalanan 100 kişiden 35’i hayatta kalabilirdi’’ ifadesi toplumu ve bilim dünyasını aptal yerine koymaktan başka bir şey değildi (2).

Hahn’ a gerekli cevabı Eric Topol verdi (3).

FDA's Emergency Use Authorization - EMMA International

Acil kullanım izni titizlikle verilmelidir

Tıbbın itibarını zedelemesi mümkün olan bir başka uygulama da acil kullanım iznidir (emergency use authorization=EUA).

EUA, tıbbi fetva kurumu FDA’ nın herhangi bilinen bir tedavisi olmayan ve tüm dünyada yaygın olarak görülen pandemi gibi bir durumda bazı tedavilerin yeterli bilimsel deliller olmadan hastalar üzerinde denenmesine müsaade etmesi manasına geliyor.

Bu izin, bu tür tedavileri uygulayanların kafasında siyaset, ticaret ve ihanet ve hastaların iyiliği dışında bir düşünce yoksa elbette kabul edilebilir bir uygulamadır.

FDA, daha önce sıtma ilaçları olarak bilinen klorokin ve hidroksiklorokine verdiği kullanım iznini çalışmaların hiçbirinde ilaçların etkili ve emniyetli olduğu gösterilemediğinden geri çekmişti (4).

FDA, “Kararlarımız her zaman bilimsel verilerin objektif ve titiz bir değerlendirmesine dayanacaktır. Bu asla değişmeyecektir” dese de bugüne kadar olan bitenler sebebiyle bu sözler bilim dünyasında itibar görmüyor.

JAMA’ da yayınlanan bir makalede de halkın, hükumetin ve ilaç endüstrisinin acil kullanım izni için FDA’ ya baskı yapabileceklerine dikkat çekiliyor (5):

FDA, bu baskılara boyun eğmek yerine, acil kullanım izninin sadece yeterli bilimsel delillerle desteklendiklerinde yayınlanmasını ve bu delillerin hepsinin yayınlanma anında kamuya açık olmasını sağlamalıdır.”

Biz tabiban "Önce zarar verme" ikazını aklımızdan çıkarmamalıyız.

Gelelim neticeye

Acil kullanım izni rastgele değil mutlaka yeterli bilimsel destek varsa verilmelidir.

İzin verilen tedavinin daha sonra etkisiz ve/veya zararlı olduğunun ortaya çıkması toplumun tıbba zaten her geçen gün eriyen güvenini tamamen yok edebilir.

Bunun kimlerin işine geleceğini iyi düşünmek gerekir.

Kaynaklar:

1. https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/08/30/yazilar/tip-yazilari/corona-virus/salginda-en-cok-zarar-goren-kesimlerden-biri-de-tip-olacak/

2. https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/08/26/yazilar/tip-yazilari/corona-virus/plazma-tedavisinin-etkinligi-nasil-abartildi/

3. https://www.medscape.com/viewarticle/936611

4. https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/06/16/yazilar/elestirel-yazilar/ilaclar/fda-hidroksikloroinin-kovid-tedavisindeki-acil-kullanim-iznini-geri-cekti/

5. https://jamanetwork.com/journals/jamainternalmedicine/article-abstract/2766372

Yazı için 1 yorum yapılmış:

  1. HASAN TAHSİN TÜZEL dedi ki:

    KONUYU DEGERLENDİRİRSENİZ SEVİNİRİM :
    * 1700lü yıllarda aşı yokken sığırların toplu ölümüne yol açan kıran hastalığı ( sığır vebası) sığırlara birbirinden bulaştığı ve bulaşanlarda toplu ölümlere yol açtığı için zamanın yöneticileri bulaşmayı önleme adına hastalanan hayvanların parasını ödiyerek itlaf etmeyi uygun görmüşler bu şekilde uygulama yapmışlar.
    Yetişticilerden birisi devletin parasını heba etmiyelim biz bunu tedavi edebiliyoruz demiş nasıl yaptığını sormuşlar
    Hayvanların hepsini yemliyoruz su vermiyoruz tüm hayvanları güneşe çıkarıp bir süre bekletiyoruz hastalıktan ateşi olanlar aşırı su içme isteği oluyor. Bütün hayvanları suladıgımız yere sürüyoruz en önde giden hayvanları ayırıyoruz bunları havuzlara keserek kanını akıtıyoruz geri kalan hayvanlar aşırı susuz oldugundan bu kanlı suyu içiyorlar. Hayvanlarımız bu şekilde hastalanmıyor
    * Şap hastalığını tedavi edemedikleri için sığırların ağızlarındaki köpükleri sağlamlara ağızlarına sürerek uzun süre uğraşma yerine toplu olarak çıkmasını sağlıyarak sağ kalanlarla uğraşılmış
    Belli bir süre sonra aleminyum hidroksitle virisü muamele ederek bağ dokuya enjeksiyonla aşı şekline gelmiş aleminyum hidroksit virüsün kana geçişini uzattığı için bu arada organizma bu virusa karşı antikorlarını üreterek bağışıklık saglamış
    * Gelelim benim önerime
    Şap taşı dediğimiz potasyumaleminyum sulphate eskiden turşu yaparken içine katılmış turşunun sert kalmasını sağlamış sebep bakterisid etki terlediğimizde koltuk altlarına sürerek bakterisid ve virüsit etkisinden faydalınarak,birde ter salınımını azalttığı için kötü kokma ve teri azaltmış incelendiğinde organizmada tüm salgıları azalttığı hatta erkeklerde bu etki ile eraksiyonu engellediği östrejeni yükselttiği saptanmış bunun üzerine toplu yerler asker lik ceza evi gibi yerlerde kullanılmış.erkekliğin uyanması engellenmiş dünya bir sürü hastalıkta aşılarda bunu kullanmış Bu arada ALEMİNYUM demans yapar diye bir yayın çıkarmışlar ancak aleminyum tuzlarının bu güne kadar bir hastalığa sebep olmadığı bu güne kadar da hastalık yaptığına dair bir yayın yok anca aleminyum direk alınırsa dedikleri doğru
    potasyumAleminyumsulfat dogadaki tuz hali covid test pozitif çıkanlarda hemen agız yolu ile alındıgında ( fazla verilmesi kusturucu) tüm salgıları azalttığı için virusun organizmada tanınıp antikor teşkil edecegi gibi akcigerlerde eksudat toplanmasını engelleyecegi yani aşı görevi yapacagı kanatindeyim.21.09.2020

    ALTINOVA VETERİNER KLINİĞİ-AYVALIK-BALIKESİR
    HASAN TAHSİN TÜZEL
    VETERİNER HEKİM

    YÜZYILLARDIR KULLANILAN MUCİZE: ŞAP
    27 EKİM 2019

    Yazıya öncelikle şapın tanımıyla başlayalım:
    Şap, formülü potasyum alüminyum sülfat olan, tamamen doğal, kokusuz bir tuz çeşididir. İnsanoğlunun tarihte kullandığı en eski doğal malzemelerden bir tanesidir. Öyle ki; hijyene çok önem veren antik mısırlılar binlerce yıl önce şapı kötü vücut kokularını önlemek amacıyla kullanıyorlardı.

    Şapın günümüzde pek çok farklı alanda kullanımı vardır; ama bizi ilgilendiren geleneksel tıraşta uzun yıllardır kullanılmasının sebepleri; ufak kesikleri kapatması, tıraş sonrası damarları büzücü etkisiyle tahrişi gidermesi, varsa kanamayı durdurması, cilt gözeneklerini sıkarak cilde gerginlik, sıkılık hissi vermesi, anti bakteriyel özelliği sayesinde akne, sivilce ve kıl dönmelerini önlemesi, tahrişten kaynaklanabilecek iltihabı önlemesi, cildi yatıştırması ve düzenli kullanımda cildinizi sağlıklı hale getirmesidir. Bunlarla da kalmaz gerek yüzde, gerek koltuk altında bakteri üremesinin önüne geçerek kötü kokuları engeller.

    Burada önemli bir nokta şapı, mineral deodorantlar ile karıştırmamaktır. Şap, doğadan elde edilen tamamen doğal bir malzemedir. Piyasada satılan bazı mineral deodorantlar ise çeşitli mineral tuzlardan sentetik olarak üretilirler. Görünüm olarak ikisi benzer olabilir. Bu noktada tüketici olarak ne aldığınızı kontrol etmeniz önemlidir. Şap, sentetik mineral deodorantlar veya terleme önleyici ürünler gibi ter bezlerinizi bloke ederek terlemeyi önlemez. Kötü kokunun sebebi çoğu zaman, burada üreyen bakterilerin yaydıkları gazlardır. Şap, bu bölgelerdeki bakterileri temizleyerek ve üremesini önleyerek kokuyu bu şekilde zararsızca engeller. Ki, şap kullandığınızda da terlediğinizi ama bunun kötü kokuya yol açmadığını fark edeceksiniz. Çünkü gözenekleri kapamaz, tıkamaz. Çok efektif bir şekilde kokuyu keser ve temizlik hissi sağlar. En güzel yanlarından birisi de, çok ekonomik olmasıdır, ufak bir parça şap düzenli kullanımda birkaç sene gitmektedir.
    Şap’ın bir başka güzelliği de, ne kadar başarılı bir tıraş olduğunuz konusunda harika bir gösterge olmasıdır. Eğer tıraş sonrasında yüzünüze şap sürerken yanma hissediyorsanız anlayın ki cildinizi fazla kazımış ve tahriş etmişsiniz. İdeali, şapı yüzünüze sürerken, belki çok hafif bir ısırma, ama hiçbir yanma hissetmemenizdir. Bu, cildinizi zorlamadan tıraş olmuş olduğunuzu gösterir. Tabi yanma hissetseniz de hiç sorun değil; şap bunu kısa sürede dindirecek ve cildinizi rahatlatacaktır. Ayrıca kaygan saplı bir tıraş makinesi ya da ustura kullanacaksanız, parmaklarınıza şap sürmeniz durumunda, bu kayganlığı alarak, olası kazaların önüne geçebilirsiniz.

    Peki ama şap zararlı mı?
    Bol bol yemezseniz hayır. Eğer yerseniz, tabi ki bir takım yan etkileri ve zararları var. Alzheimer mı? İşte orada durun.
    Sıklıkla Alzheimer hastalığı ile ilişkilendirilen alüminyum kelimesi günümüzde bizler için adeta öcü olmuş durumda. Ne var ki; yapılan çalışmalar ile alüminyumun herhangi bir bağlantısı kanıtlanmış değil. Kaldı ki, şapın içeriği alüminyumun tuz bileşimi, doğrudan metali değil.
    Alüminyum metalinin Alzheimer hastalığına yol açtığı iddia eden çalışmalarda bu ikisini bağdaştıran bulgular yoktur. Dünya sağlık örgütüne (WHO) göre de; alüminyumun Alzheimer hastalığına sebep olduğunu, herhangi bir patolojiye yol açtığı ya da hastalığı hızlandırdığını gösteren bir bulgu yoktur.

    İlaveten, riskli olduğu savunulan anti perspirant tipi yani terleme önleyici ürünlerle, şapın içeriği farklıdır. Doğadan elde edilen şap, potasyum alüminyum sülfat içeriyorken, bahsi geçen terleme önleyici ürünlerin içeriğinde alüminyum klorür veya alüminyum klorohidrat vardır. Bu ikisi birbirinden farklı bileşimlerdir. Bu ikisi ciltteki amino asitler ve peptitlerle reaksiyona girip bir jel dokusu oluşturur ve ter bezlerini bloke ederek terlemeyi önlerler. Potasyum alum ise jelleşmeden, yüzeyde kalarak, bakteri üremesinin önüne geçer ve kokuyu engeller.
    Alüminyumla hastalığı bağdaştırmak veya buna karşı çıkmak adına hala yapılan pek çok bilimsel araştırma var, ama şapla hastalığı bağdaştıran bir çalışma bulunmuyor. Bu konuda yapılmış bilimsel çalışmaları kendiniz de araştırarak kararınızı verebilirsiniz. Ancak Mısır ve Uzakdoğu’da yüzlerce hatta binlerce yıldan beri kullanılan bu doğal ürün konusunda önyargılı olmamanızı tavsiye ederiz. Yeter ki etikete bakarak ve ne aldığınızdan emin olarak kullanın.

Siz de yorumunuzu paylaşın: