BİLİM ADAMINDAN TÜCCARA DÖNÜŞMEK
Dikkat: Yazının sonunda ek var!
***
Bundan iki ay kadar önce Fatih Altaylı’ ya “Tutarsız bir Uğur Şahin” başlıklı yazısı için şöyle seslenmiştim (1, 2):
“Sağlık Bakanı’mızdan sonra bugün de Fatih Altaylı’ nın “uyanmasına” şahit olduk. Ona, Uğur Şahin’ in bilim adamı olmaktan ziyade bir CEO olduğunu anlamakta neden bu kadar geciktiği üzerine kafa yormasını tavsiye ediyorum. Hatta her gün sorduğu “Ne zaman adam oluruz?” sorusuna en kısa zamanda “Uğur Şahin’ in tutarsız olduğunu anladığınız zaman” diye bir cevap da yazabilir.”
Fatih Altaylı şimdi de “Bilim adamından tüccara dönüşmek” başlıklı yazısında diyor ki (3):
“Covid 19’a karşı kullanılacak aşıları piyasaya çıkmaya hazır hale geldiği günden beri Dr. Uğur Şahin sürekli konuşuyor. Ve konuştukça gözden düşüyor, konuştukça bilim adamlığından uzaklaşıyor, konuştukça giderek bir tüccara dönüşüyor. Haklı olarak herkes bu durumu Dr. Şahin’in para kazanma, milyar dolarları cebe indirme, sürekli olarak millete aşı kakalama girişimi olarak algılıyor ve çok da haklılar. Artık Uğur Şahin’e bakınca gördüğümüz saygın bir bilim adamı portresi değil, Ortadoğulu uyanık bir tüccar portresi ne yazık ki!”
Fatih Altaylı’ nın “re-uyanışına” şahit oluyoruz.
Gelelim neticeye
Uğur Şahin, birbirini tutmayan, bilimsel temeli olmayan sözleriyle bana hiçbir zaman güven vermedi (4).
Aşılarla virüsün başını ezmekten, salgını bitirmekten bahseden birine zaten ancak gazeteciler inanabilirdi ki zaten öyle de oldu.
Aşıları, bilime dayalı verilerle eleştirenlere çemkiren bilim dünyası bakalım Fatih Abilerine ses çıkarabilecek mi?
Kaynaklar:
1. https://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli-1001/3281569-o-asi-biontech
3. https://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli-1001/3225886-tutarsiz-bir-ugur-sahin

***
Fatih Altaylı’ nın yazısı:
Biontech’ten söz açılmışken, Biontech’in kurucusu ve ortağı Dr. Uğur Şahin’den söz etmesek olmaz.
Covid 19’a karşı kullanılacak aşıları piyasaya çıkmaya hazır hale geldiği günden beri Dr. Uğur Şahin sürekli konuşuyor.
Ve konuştukça gözden düşüyor, konuştukça bilim adamlığından uzaklaşıyor, konuştukça giderek bir tüccara dönüşüyor.
Aşıları ilk onayı aldığında Dr. Şahin, Biontech’in Covid aşısının çok uzun süreyle etkin olacağını rakiplerinden çok daha fazla etkin olduğunu söyledi. Neredeyse yüzde 100’e yaklaşın bir etkinlikten söz etti.
Bilimsel olarak yüzde 100 etkinlik deseydi zaten komik duruma düşerdi. Ama 2 yıl sürecek bir etkinlikten söz etti.
Aradan birkaç ay geçti.
Dr. Şahin’in uzun süreli etkisi yalan oldu. Bu kez yine ortaya çıkıp “3. Doz şart” demeye başladı.
Herkesi 3. doza ikna etme görevine soyundu.
Ve şimdi yine ortalıkta ve “4. doz da şart” diyerek dolaşıyor.
Haklı olarak herkes bu durumu Dr. Şahin’in para kazanma, milyar dolarları cebe indirme, sürekli olarak millete aşı kakalama girişimi olarak algılıyor ve çok da haklılar.
Artık Uğur Şahin’e bakınca gördüğümüz saygın bir bilim adamı portresi değil, Ortadoğulu uyanık bir tüccar portresi ne yazık ki!
Söyledikleri aslında bilimsel.
Delta varyantının daha yüksek antikor koruması ile engellenebildiğini, yeni Omicron’un da benzer bir şekilde davrandığını, bu nedenle kandaki antikor oranını yüksek tutmak için 6 aylık periyotlarla aşı olmak gerektiğini anlatmak istiyor belki ama bir bilim adamı olarak çok konuşuyor ve bir bilim adamına yakışmayacak biçimde her seferinde kesin konuşuyor.
Sonrasında da kendi kesinliğini kendi bozuyor ve bir sahtekar görüntüsü veriyor.
İşin bilimsel tarafını yürüten eşi Dr. Özlem Türeci konuşmazken, Uğur Şahin susmuyor.
En kötüsü de aşı kampanyalarına aşı karşıtlarından daha fazla zarar veriyor.
Kaynak: https://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli-1001/3225886-tutarsiz-bir-ugur-sahin
***
EK 1 (15.12.2021): FATİH ALTAYLI NE ZAMAN AŞI KARŞITI OLUR?
Fatih Altaylı, BioNTech‘in CEO’su Uğur Şahin için “Bilim adamından tüccara dönüştü” diye yazmış.
Millet de haklı olarak, Altaylı’nın Şahin’e yönelik bu eleştirileri daha önce dile getirenlere ettiği küfürleri, hakaretleri hatırlatıyor. Yazarımızın bu ani aydınlanışıyla kafa bulup Altaylı’nın “Ne zaman adam oluruz” isimli köşesine yaratıcı önerilerde bulunan da çok.
Fazla bir şey söylemek istemiyorum ama başlıktaki soruya “Çok sürmez” cevabını verebilirim.
Yeter ki üzerine çok gitmeyin, kızdırmayın, zamanla kendiliğinden döner.
Kaynak: https://www.sabah.com.tr/yazarlar/melihaltinok/2021/12/15/sonradan-gurme-yozdil
***
EK 2 (15.12.2021): ALLAHIM BENİ SALAKLARDAN KORU
En zor mücadele aptalla ve cahille olandır.
Genelde ikisi aynı bedende buluşur. Ama tek başlarına dolaştığı da görülür.
Benim Biontech kurucusu Doktor Uğur Şahin’e yönelik eleştirilerimi bir kez daha kendi düşük zekaları ile yorumlayıp, “Aşı karşıtı oluyor” diyen salaklar olmuş.
Aşı karşıtı falan olduğum yok.
Üçüncü doz Biontech aşımı oldum.
Ve hem Delta hem de Omicron varyantlarına karşı oldukça korumalı hale geldiğimden kuşkum yok.
Buna rağmen COVID 19 olabilir miyim?
Olabilirim.
Ama büyük ihtimalle hafif atlatırım.
Çevremde aşısız kimse yok ve aşısız kişilerle görüşmüyorum.
Onları korumak için.
Mesela önceki hafta Bire Bir programına gelen bir konuğum Habertürk binasına girerken aşısız olduğunu söyledi.
Bunun üzerine kendisinden PCR testi sonucu istendi.
O da olmayınca kendisinden özür dileyerek binaya alamadık.
Benim Uğur Şahin’e eleştirim zaten pazarlamacı tavrının aşı karşıtları tarafından kullanılmaya müsait olması ve aşı karşıtlarının ekmeğine yağ sürmesi üzerine.
Tıp okumuş ama bilim insanı olmayı başaramamış bazı hekimler bile 3. dozu olmaktan kaçınabiliyorsa eğer işte burada bir iletişim ve bir güven sorunu var demektir ve bu sorunun adı da “Uğur Şahin” olabilir.
Yoksa aşıların büyük oranda koruyuculuk sağladığından, ağır hastalığı ve ölümü büyük oranda engellediğinden hiç şüphem yok.
Yan etki meselesine gelince.
Vücudumuza giren bir şeyin bir yan etkisi olması kaçınılmaz zaten.
Patates kızartmasının da, trans yağların da, hamburgerin de, sütün de, buğdayın da, aspirinin de yan etkisi var.
Kaynak: https://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli-1001/3283711-siyasetin-etiketi-elle-duzelir-mi
***
EK 3 (19.8.2026): Tıp ve bilim dünyasının bağımsız kalabilmesi, kamu sağlığını doğrudan ilgilendiren konularda mutlak bir şeffaflık ve adalet anlayışının tesis edilmesine bağlıdır.
Sayın Ahmet Rasim Küçükusta’ nın gündeme taşıdığı Aurich Bölge Mahkemesi kararı ve Oldenburg Yüksek Bölge Mahkemesi’nin bu kararı onaması, küresel ölçekte yürütülen algı yönetimlerine ve ticari gizlilik zırhlarına karşı hukukun indirdiği önemli bir darbedir.
İç güvenlik, toksisite, üretim süreçleri ve yan etki verilerinin kamuoyundan ve mağdurlardan saklanamayacağının mahkeme kanalıyla kesinleşmesi, hakîkatin tecellisi yolunda atılmış hayati bir adımdır.
Zarar tespiti için veri ifşası yükümlülüğü, yıllardır “bilimsel sarsılmazlık” adı altında dokunulmaz kılınan ticari devlerin ve onların arkasındaki yapıların adalet karşısında hesap verme zorunluluğunu alenen ortaya koymuştur.
Salgın döneminde küresel ilaç sermayesinin ve Pfizer gibi devlerin finansal gücüyle âdeta birer bilim peygamberi, insanlığın tek kurtarıcısı gibi ambalajlanıp sunulan Uğur Şahin ve Özlem Türeci gibi figürlerin bugün geldiği nokta, hakîkatin gecikse de kararmayacağının açık bir delilidir.
İnsan hayatını, kamu sağlığını ve tıp etiğini devasa iktisadi çıkarlara ve küresel pazar stratejilerine kurban eden, kendi ürettikleri biyolojik ürünlerin olası ağır sonuçlarını, toksisitesini ve yan etkilerini halı altına süpürerek kitlelerin güvenini istismar eden bu zihniyet, tarih ve vicdan önünde mahkûm olmaya mahkûmdur.
İnsanlığa “şifa” adı altında sundukları belirsizlikler ve sebep oldukları telafisi imkânsız tahribatlar nedeniyle, bu gidişata çanak tutan ve küresel sermayenin taşeronluğuna soyunan isimlerin insanlığın ortak vicdanında lanetlenmesi kaçınılmazdır.
Hukuki süreçlerin ilerlemesiyle birlikte, sadece veri paylaşımıyla sınırlı kalmayıp doğrudan tazminat ve cezaî sorumlulukların da gündeme gelmesi, bilimi kendi dar çıkarları için araçsallaştıran tüm odaklara hak ettikleri dersi verecektir.
Ahmet Rasim Hocamızın hakîkatten, şeffaflıktan ve insan sağlığından yana duran bu dirayetli ve cesur duruşunu yürekten destekliyor; adaletin tecelli edeceği günü kararlılıkla bekliyoruz.
Hâricî olarak lâhika-1’deki ilgili yazıma da bakılması rica olunur. Lâhika-1 : https://x.com/mer00729291/status/2087744965677850994 @drahmetrasim @FSYuksek
Kaynak: https://x.com/mer00729291/status/2089999494121230613?s=20
***















Viral enfeksiyon salgınının en başından beri söylüyoruz.
Solunum yolu virüslerine karşı aşı üretilemez, viral solunum yolu enfeksiyonlarına ilaçlar işlemez diye.
Galiba başlarına taş düştü, durmadan bunları savunanların, her an her daim TV’lerde boy gösterenlerin.
Bir örnek de ben vereyim dedim:
Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’dan ‘favipiravir’ uyarısı: Tedavi rehberinden hemen çıkarılmalı demiş.
Good morning after supper, değerli bilim adamı!!!
Yakında, KELLE-PAÇA DERSE, YA DA BİKARBONATLI SU İLE GARGARA DERSE, şaşmayın sakın haa!!
“Buna sadece gazeteciler inanırdı” demeniz çok anlamlı olmuş.
Altaylı’nın ortadoğu vurgusu yapması da aşağılık psikolojisi olsa gerek. Aynı kurnazlığı çok sevdiği batılılar yüzyıllardır yapıyor…
Dünya uyanıyor.
Ona tüccarlık unvanı pardon CEO unvanı daha çok yakışıyor.