SAĞLIKTA ŞİDDET NASIL ÖNLENİR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Medyada neredeyse her gün yüzü gözü kan revan içinde veya eli kolu sargılı doktorların ve diğer beyaz gömlekli insanların haberleri ve resimleri yer alıyor.

Hakarete, küfre, tehdide maruz kalanların ise haddi hesabı yok.

Birkaç gün önce Şanlıurfa’da Harran Üniversitesi’nde bir hasta yakınının kafasında kaldırım taşı kırdığı nöbetçi doktor Bahattin Ahmet Yalçın’ ın kan revan içindeki resimleri içimizi acıttı.

Dün de Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli Doç. Dr. Aytekin Kaymakçı’ nın gene bir hasta yakınının saldırısı sonucu kafası gözü yarıldı.

Bu saldırlar çok şükür ki yaralanma ile atlatıldı, geçmişte olduğu gibi pekâlâ ölümle de sonlanabilirdi.

Bu vesileyle, son birkaç sene içinde dertlerine derman olmaya çalıştıkları, hayatlarını kurtardıkları hastaların akrabaları tarafından vahşice katledilen meslekdaşlarımız Prof. Dr. Göksel Kalaycı, Dr. Ersin Aslan, Dr. Ali Menekşe’ yi tekrar rahmetle anıyorum.

Yeni Sağlık Bakanımız Koca’ nın görüşleri

Yeni Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca’ nın bu saldırıların sadece doktorlara değil tüm sağlık çalışanlarını ilgilendirdiğinin altını çizmesini çok önemli buldum.

Ben de bu tür saldırıların “doktora şiddet” değil “sağlıkta şiddet” başlığı altında değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum çünkü şiddet görenler arasında doktorlar dışında hemşireler, hasta bakıcılar, laborantlar, idari personel ve hatta özel güvenlik elemanları da var.

Sayın Bakan, bu tür olayların önlenmesinde acil servislerde birer polis noktası oluşturulması, hekimlerin şikâyetleri ve ifadelerinin hastanelerde alınması, saldırıların daha ağır şekilde cezalandırılmasının sağlanması için gerekli kanuni düzenlemelerin yapılması gibi tedbirlerden bahsediyor (1).

Tedavi etmeyin bu şerefsizleri

Habertürk yazarı Fatih Altaylı ise “tedavi etmeyin bu şerefsizleri” diyor:

Doktorlara saldıranları kayıt altına alsın Sağlık Bakanlığı. İsimlerini, sicillerini sisteme işlesinler. Ve hiç bir doktor bu aşağılıklara bakmasın, tedavi etmesin” (2).

Sağlıkta şiddet polisiye tedbirlerle çözülemez

Sağlıkta şiddetin önlenmesinde doktorların daha iyi korunmasının, saldırganlara verilen cezaların artırılmasının, diğer polisiye tedbirlerin ve Altaylı tarzı maço tavsiyelerin meseleye kalıcı ve etkili bir çözüm getireceğine inanmıyorum.

Nitekim altı sene kadar önce “Doktorlara biber gazı verilsin mi” başlıklı yazımda şunları dile getirmiştim (3):

“Sağlıkta memnuniyetin yüzde 30’ lardan yüzde 80’ lere vurduğu bir dönemde saldırıların da aynı hızla artması doğrusu çok ilginç.

Sağlıkta şiddeti, sebeplerini çok iyi incelemeden alelacele çözmeye çalışmanın etkili ve kalıcı çözüm sağlamayacağı kanaatindeyim.

Bu işi polisiye tedbirlerle hâlletmeyi mümkün görmüyorum:

Bütün hastanelerde 24 saat kamera takibi; x-ray ve el detektörü cihazlarıyla bıçak ve silah gibi aletlerin hastaneye girmesinin önlenmesi; sağlık çalışanları için 113 acil şiddet hattı…

Celal Bayar Üniversitesinde olduğu gibi sağlık çalışanlarına yakın savunma sporları öğretilmesi, Cerrahpaşa’ da tıp öğrencilerine ‘krav maga’ dersi verilmesi, doktorlar için kaçış kapısı veya acil polis çağırma butonu…

Biri de çıkıp “doktorlara biber gazı verilsin” derse, şaşırmam hiç.

Telaş ile alınmış bu tür “acul kararlar” çok faydası olabilecek tedbirler değil bence; hatta meseleyi büsbütün içinden çıkılmaz bir hale getirmesinden endişe ediyorum.

Gelelim neticeye

Hekimlere yönelik bu şiddetin, sosyologlarca araştırılması gereken çok yönlü ve çok önemli toplumsal bir mesele olduğuna, bunun polisiye tedbir ve uygulamalarla çözülemeyeceğine inanıyorum.  

Kaynaklar:

1. https://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli-1001/2067961-bakan-koca-doktorlarimizi-koruyacagiz

2. https://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli-1001/2065081-tedavi-etmeyin-bu-serefsizleri

3. http://ahmetrasimkucukusta.com/2012/05/27/yazilar/elestirel-yazilar/saglik-sistemi/doktorlara-biber-gazi-verilsin-mi/

Yarın: Sağlıkta şiddetin sebepleri ve çözüm tavsiyelerim.

Yazı için 3 yorum yapılmış:

  1. Alişan Yıldıran, Çocuk İmmünoloji-Allerji Mütehassısı dedi ki:

    SAĞLIKDA ŞİDDET ESKİDEN NEDEN YOKDU? EĞİTİM Mİ? MAARİF Mi?

    “Sağlıkta şiddeti, sebeplerini çok iyi incelemeden alelacele çözmeye çalışmanın etkili ve kalıcı çözüm sağlamayacağı kanaatindeyim” (1). Çok doğru ancak;
    Sebepleri inceleyecek bir merci var mı? Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK bizâtihi buna sebeb olmadı mı?

    Nüfusun 81 milyon olduğu bir ülkede, yılda bir milyar poliklinik muayenesi, yılda 120 milyon acil muayenesi, dünya MR şampiyonluğu, dünya antibiyotik kullanma şampiyonluğu sağlıkdaki yüzde seksenlik memnuniyetin SAHTE sebebi olmasın?

    On iki yıl kesintisiz ve mecburî eğitim saçmalığı ile (kim çiftçilik yapacak?) 18 yaşına kadar hiç bir düzgün talim ve terbiye görmemiş, ekmek parası kazanmamış test çocuklarının makul ve mantıklı düşünmeleri mümkün müdür? Şiddetin sebebi eğitimsizlik midir yoksa boşa emek harcanan kalitesiz eğitim midir? Ülkemiz eğitimde neden nal toplamakdadır (2)?

    O test çocuklarının 91 adet büyük kısmı tabela tıp fakültesinden hoca ve hasta yüzü görmeden diploma almış olmaları, ingilizceyi bırakın doğru dürüst türkçe bile bilmiyor olmaları halkla iletişim kuramamalarına yol açıyor olabilir mi?

    Osmanlı neden eğitim değil de, MAARİF yani âlim ve ârif yetişdirme anlamına gelen bir kelimeyi kullanıyordu? Ârif olan anlar (var mı ki?).

    Toplumumuzdaki sadece sağlıkda değil, ‘umumî olarak’ şiddete eğilimin artışı ‘6284’ gibi ‘aile yapısını bozan’ erkekleri doğrudan suçlu kabul eden uygunsuz hukukî uygulamalar olabilir mi (3)?

    İyi bir ‘Aile Hekimliği’ sistemi (aşı uygulaması hariç) kurulmuş iken neden sevk zinciri oluşturulmadı? Şehir hastaneleri gerçekden yerinde bir yatırım mıdır?

    Diğer bazı mesleklerde durum çok daha vahim iken (on yılda kadük olan sözde modern binalar) neden daha ziyade sağlık mensubları şiddete maruz kalıyor? Diğerleri göz önünde olmadıkları için olabilir mi?

    Peki, neler yapılabilir?

    Umumî şiddeti pek bilmem ama, sağlıkda şiddetin önlenmesi için naçizane kanaatim şudur; derhal tıp fakültesi kontenjanları makul seviyelere çekilmeli, işlerliği olmayan tıp fakülteleri kapatılmalı, tıp fakültelerinden tecrübeli öğretim üyelerinin kaybı önlenmeli, SUT fiyatları makul hale getirilerek tıp fakültelerinin batması önlenmeli, sevk zinciri uygulanmalı, doktorların sadece bazı branşlarda yığılmaları, alternatif tıp şarlatanlarının halkı ifsad etmeleri önlenmelidir.

    Bürokrasi ve vesayetin önüne geçilen yeni hükümet sisteminin bu konuyu eski sisteme göre çok kolay bir şekilde çözmesinin mümkün olduğu aşikârdır.

    (1) http://ahmetrasimkucukusta.com/2018/07/22/yazilar/elestirel-yazilar/doktorlar/saglikta-siddet-nasil-onlenir/
    (2) http://factsmaps.com/pisa-worldwide-ranking-average-score-of-math-science-reading/
    (3) https://www.yeniakit.com.tr/haber/6284-yuva-yikiyor-393091.html

  2. Murat Tekin dedi ki:

    Doktorlara silah taşıma ruhsatı verilmelidir.Müteahhitler(!), Muhtarlar(!), Avukatlar, Noterler,Kuyumcular, Arıcılar, İcra memurları, ziraat odası yönetim kur. üyeleri,sürü sahipleri (!) ve bunlar gibi birçok meslek grubuna, bir doktor kadar can güvenliği riski taşımadığı halde verilen silah tasıma ruhsatı doktorlara isteği halinde neden verilmiyor? Siz hangi avukatın, muhtarın, arıcının saldırıya uğradığı haberini duydunuz? Ama doktorlar sürekli saldırıya uğruyor ve hatta öldürülüyor!! Bakanlığımızdan doktorlara da silah taşıma hakkı verilmesi için yasa çıkarılmasını talep ediyoruz. Dr.Murat

  3. Dr. Müjdat dedi ki:

    Bakan yeni ama söyledikleri yeni değil. Ben de bu sorunun adli ve polisiye önlemlerle ortadan kaldırılabileceğini sanmıyorum. Olayın sebepleri araştırılmalıdır.

Siz de yorumunuzu paylaşın: