BRUNO ÇITAYI ÇOK YÜKSELTTİ

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
aa1

Bugün gazetesinde Ali Atıf Bir’ in köşesinden:

Açıkçası OTC (reçetesiz ve inşallah eczane dışı perakende kanalarda satılabilecek ürünler) bir ürünü, serum fizyolojik’i Bruno diye markalayıp bu kategoriye savaş açması oldukça cesur ve akıllıca bir strateji. Akıllıca çünkü reklam aynı zamanda Abdi İbrahim markasının geneline bir yakınlık, sıcaklık sağlıyor.

İlk bakışta Pegasus’un bebekleri oynattığı uçak içi uyarı filmini anımsatsa da, Pegasus uçak içi uyarı filmindeki gibi hedef kitle büyükler olsa da, bebek kullanımının dışında iki strateji arasında büyük farklar var ve Bruno kesinlikle daha büyük bir “fikir “içeriyor.

Bebeklerin aralarındaki “bebekçe” konuşmalarda özellikle annelerine sırf eziyet etmek üzere uyumadıklarını, gece sorun çıkardıklarını vurgulamaları kuşku yok ki hem birincil hedef kitleyi hem de yanal hedef kitleleri tam kalbinden vuran bir fikir.

Ana mesajın mizahla bütünleşmesi ve ürün isminin de ürünün kullanım yeriyle örtüşecek şekilde seçilmesi “markalaşmada” başarıyı artıran unsurlar. Üstelik filmin tekrar izlenme değeri de çok yüksek.
Reklamın kısa sürede sevilmesi ve kulaktan kulağa yayılması da başarılı olduğunun kanıtı. Reklam doğru ağırlıkta medya planıyla yayınlanırsa kesinlikle sonuçlar pazara yansır. Eğer kategori yeterince kârlı bir kategori ise kısa süre içinde pazarı domine eden yurtdışı kaynaklı ürünlerin/markaların reklamlarını da televizyonlarda görürüz.

Açıkçası Abdi İbrahim’in bu reklamını OTC kategorisi reklamlarında bir milat olarak görüyorum. Bruno reklamı çıtayı oldukça yükseltti. Bu çıtanın altına inen işleri reklamverenlerine götüren ajansların işi artık çok zor.

Bruno ve reklam etiği

Bruno reklamının tek eleştirilecek noktası kuşku yok ki bebeklerin kendi tercihleri dışında reklamda, aynı Pegasus filminde olduğu gibi “konu mankeni ” olarak ve uzun sürelerde, uygun olmayan şartlarda kullanılmaları.
Yurtdışında bebeklerin ve çocukların reklamda kullanılmalarını doğru bulmayan çok sayıda aktivist grup var. Özellikle de anne babaların çocuğun sırtından para kazanmaları büyük eleştiri alıyor. Bazı ülkelerde alınan ücretin yarısının 18 yaşından sonra çocuğun kullanımına açılmak üzere bir banka hesabında bloke edilmesini zorunlu kılan yasalar var.

Bruno reklamındaki bebeklerin kullanımına, tahmini çekim süresine, bebek çekimlerine uygulanan bilgisayar dokunuşlarına baktığımda, bebeklerin çekim aşamasında kötüye kullanılmalarıyla ilgili etik bir sorun görmüyorum. Ancak bebeklere ödenen paranın harcanacağı yerle ilgili kuşkularım var. Aileler bu parayı indiragandi yapacaklardır. Abdi İbrahim eğer ana babalara ödediği paranın aynısını bebeklere hesap açıp oraya da yatırırsa tam kaymaklı ekmek kadayıfı olur. Peki bu mümkün mü? Bilmiyorum göreceğiz.

Siz de yorumunuzu paylaşın: