REFLÜ’ DEN KORKMAYIN!

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi
Türk Gastroenteroloji Derneği' nin reflü uzlaşı raporunun beğendiğim ve beğenmediğim kısımları var (1). Önce beğendiklerimden başlayalım. BİR: Her reflü şikâyeti olana endoskopi önerilmemesi İKİ: Her reflü hastasına endoskopi uygulanmasının suiistimal olarak değerlendirilmesi ÜÇ: Hekimlere, hastalara gereksiz endoskopi yaptırmamaları uyarısı DÖRT: Reflü belirtilerinin bizde Batı’ dan farklı olduğunun ve kansere ilerlemesinin çok nadir olduğunun bildirilmesi BEŞ: Reflüde tanı ve tedavi yöntemlerinin bugüne kadar hep Batı’ dan hareketle uygulandığının itiraf edilmesi ALTI: Bize özgü teşhis ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi gerektiğinin altının çizilmesi YEDİ: Helikobakter pilori bakterisinin bilinenin aksine reflüyle ilişkili yemek borusu kanserinden koruyucu olabileceğinin açıklanması SEKİZ: Reflü hastalarının kanser riski ile bugüne kadar çok korkutulduklarının ifşası DOKUZ: Gıdaların reflüyü tetikleyici etkisi bireysel farklılıklar gösterdiğinin ve diyet kısıtlamalarının hastanın tecrübeleri doğrultusunda düzenlenmesi gerektiğinin vurgulanması ON: Reflü hastalığı görülme sıklığının ülkemizin değişik bölgelerinde farklı bulunması ONBİR: Risk faktörleri üzerinde ayrıntılı olarak durulması ON İKİ: İlaç tedavisi dışında reflüyü önleyici tavsiyelerde bulunulması Şimdi gelelim raporun beğenmediğim taraflarına: BİR: Böyle bir uzlaşı raporu hazırlamak için bile bir ilaç firmasından destek almak yakışık almıyor. Firma destekli toplantıların bilimsel bir değeri yoktur. Lütfen bu alışkanlıktan vaz geçelim arkadaşlar. İKİ: Raporda “reflü” ve “reflü hastalığı” ayırımının yapılmaması çok büyük affedilemez bir yanlıştır. Böyle bir ayırım yapılmadığı zaman fizyolojik reflü ile patolojik reflü birbirine karışıyor ve raporun da hiçbir kıymeti harbiyesi kalmıyor. “Reflü” kelimesinin Türkçe karşılığı geriye akıştır. Burada sözü edilen, esasında gastro-özofagal reflü’ dür, yani mide içeriğinin ve asidinin yemek borusuna akmasıdır, kaçmasıdır. Normalde, yemek borusu alt ucunda yer alan sifinkter ismi verilen halka şeklindeki kasların kasılması sayesinde, mide içeriğinin yemek borusuna geçmesi engellenir. Bebeklerde bu kaslar gelişmemiş olduğu için bu “fizyolojik” reflüye bağlı kusma ve geğirme çok sıktır; bir yaşından sonra kendiliğinden düzelir. Sağlıklı erişkinlerde de, özellikle fazla miktarda ve hazmı zor yiyeceklerden sonra kısa süreli olarak reflü meydana gelebilir; bu da tedavisi gerekmeyen “fizyolojik” bir durumdur. Reflünün uzun süre ve fazla miktarda olması durumunda, yemek borusu alt ucunda ödem ve iltihap oluştuğunda (özofajit) ise “reflü hastalığı” (doğrusu gastro-özofagal reflü hastalığıdır ama kısaca böyle söylenebilir) söz konusudur. Reflü, yemek borusunda iltihaba ve geğirme, ağıza acı su gelmesi, yanma gibi çeşitli belirtilere neden olduğunda fizyolojik bir olay olmaktan çıkar ve bir hastalık olarak kabul edilir. ÜÇ: "Sebebi açıklanamayan müzmin öksürüğün ya da sebebi açıklanamayan kronik larenjit ve farenjitin en önemli nedeni reflü kabul ediliyor" diyorlar ki, bu tamamen yanlıştır ve her reflü şikâyeti olana endoskopi yapılmasından farklı bir şey değildir. Bu yüzden her astımlıya her öksürene PPİ verilmesi Allah’ ın emri oldu. Reflü hastalığı belirtileri olmayanlara -hele de bebek ve çocuklara- “sebebi bilinmeyen öksürük, larenjit, farenjit için PPİ verilmesi” kanaatimce tıbbi bir hatadır (2, 3, 4, 5). "Sebebi açıklanamayan öksürük, larenjit ve farenjit" diye bir kavram yoktur, olsa olsa "öksürüğün, larenjitin, farenjitin sebebini bulamayan etıbba" dan bahsedilebilir. DÖRT: PPİ adı verilen ilaçlar için kullanılan “İlaçların gösterilmiş olan 4 yan etkisi bulunuyor. Bu durumlarda da ilacı kesmek gerekmiyor, yan etkiyi tedavi ediyoruz” ifadesi doğru değildir. Raporda bahsedilen 4 yan etki dışında PPİ’ nin saymakla bitmeyecek kadar çok riskleri vardır (6, 7, 8). Yeni bir araştırmada, reflü teşhisiyle PPİ kullananlarda “kalp krizi riskinin bu ilacı kullanmayanlara nazaran yüzde 16 ve kalp hastalığından ölümlerin iki misli fazla olduğu” tespit edildi (9). Milyonlarca insan tarafından çoğu zaman gelişigüzel, bilinçsizce ve çok uzun süreli kullanılan ilaçları “masum” gösterilmek yanlıştır. BEŞ: Gebelik reflüsü için ilaç kullanılmasını doğru bulmuyorum. ALTI: Rapordaki “Reflünün tedavisi için gastroenteroloji, göğüs hastalıkları, kulak burun boğaz, genel cerrahi ve psikiyatri hep birlikte bir takım oyunu oynamak zorunda” ifadesi ise kusuruma bakmasınlar çok "zorlama" olmuş. Bir pratisyen hekimin veya aile hekiminin bile rahatlıkla tedavi edebileceği reflü hastalığı için -şikâyeti olanların çoğunun zaten fizyolojik reflü olduğunu da hatırlatırım- bu kadar çok uzman hekimin işe karıştırılması yakışık almıyor. Takımda mikrobiyoloji, patoloji, farmakoloji, radyoloji, onkoloji, nöroloji, pediatri, kardiyoloji ve diğer branşlar neden yok anlayamadım. Basit bir hastalığı bu kadar karmaşık hale getirmek ne iştir? ALTI: Reflü hastalığının tek tedavisinin PPİ imiş gibi sunulması ve 7 çeşit PPİ’ nin etki bakımından bir diğerine üstünlüğü olmadığının ve en ucuzunun tercih edilmesi gerektiğinin üzerinde durulmaması doğru değildir. YEDİ: PPİ’ nin bizde çok yaygın şekilde “mide koruyucu” olarak kullanılmasının yanlış olduğu vurgulanmalıydı. SEKİZ: Reflü hastalığının bölgelere göre farklı olduğu bildiriliyor ama sebebi hakkında yorum yapılmıyor. Bu farklılık kanaatimce büyük ölçüde başta “beslenme” olmak üzere hayat tarzıyla ilgili olmalıdır. Oranın düşük olduğu bölgelerde teşhis koyacak “takımın” eksik olması da önemli bir faktör olabilir. Gelelim neticeye BİR: Bu tür açıklamalar elbette yapılabilir ve hatta yapılmalıdır. Bunlar faydalıdır ve diğer derneklere de örnek olmalıdır ancak adının uzlaşı raporu olması yanlıştır. “Bilimde uzlaşı olmaz” arkadaşlar, uzlaşı politikacıların işidir. İKİ: Uzlaşı raporunun şu cümlesine ise kalpten iştirak ediyorum: Reflüden korkmayın! Ve ilave de ediyorum: Reflü sizden korksun! Kaynaklar  1. http://ahmetrasimkucukusta.com/2015/06/19/bir-tavsiye/reflude-endoskopi-somurusu-var/ 2. http://journal.publications.chestnet.org/article.aspx?articleid=1388071#r10 3. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21508423 4. http://jama.jamanetwork.com/article.aspx?articleid=1104902 5. http://ahmetrasimkucukusta.com/2012/01/25/yazilar/tip-yazilari/astim/reflu-ilaclari-bir-ise-yaramiyor/ 6. http://www.drugs.com/sfx/nexium-side-effects.html 7. http://ahmetrasimkucukusta.com/2010/07/31/yazilar/reflu-ilaclarindaki-tehlike/ 8. http://ahmetrasimkucukusta.com/2013/12/12/yazilar/elestirel-yazilar/ilaclar/reflu-ilaclari-vitamin-eksikligi-yapiyor/ 9. http://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0124653 PPİ: Proton pompası inhibitörleri

Yazı için 2 yorum yapılmış:

  1. İlhan Siper dedi ki:

    3yıldır reflü şikayetlerim var.Sırasıyla;
    çok sevdiğim yoğurt,sarımsak yada domatesi fazla kaçırdığımda,
    Dolu mideyle pantolon kemerini sıkı takıp yolculuğa çıktığımda,
    Yatmadan 2-3 saat evvel bunları yediğimde ağzım zehir gibi acı oluyor,enaz 15-20 gün her çeşit sıvı içişimde ağzım çok acı oluyor.1 yıldır Protonex+gaviskon kullanıyorum.Perhize uymazsam devam ediyor.Gece uyurken boğazıma dönen asit nedeniyle boğulma tehlikesi yaşadım Nefes alamadım.Aile hekimim PPİ nin hiçbir yan etkisi olmadığını,yıllarca kullanabileceğimi söylüyor.Sizlerin değerlendirmesi nedir.Saygılarımla…

  2. Suleyman dedi ki:

    Hocam meraba yaklasik 1 haftadir nefes darligi cekiyorum oda soyle ozellikle gece uyumaya calisirken hafif ates basiyo sonradan bogazimda agri hissi yarim nefes aliyorum tam alinca oksuruk oluyo sizce sebebi ne olabilir ilginize tesekkurler simdikten hocam…

Siz de yorumunuzu paylaşın:

CAPTCHA (Şahıs Denetim Kodu) Resmi