MEKTEB-İ TIBBİYE-İ ŞAHANE!

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
obez kadın 4

Prof. Dr. Alişan Yıldıran' ın yazısı:

Sağlık Bilimleri Üniversitesi ile ilgili iki yazı yayınlamış ve mahzurlarına dikkat çekmeye gayret etmişdim (1, 2). Bir kaç gün önce, en yetkili ağızdan benim gibi düşünenlere uzuuun bir cevap verilmiş (3). Göstermelik bir de web sayfası düzenlenmiş.

,Fakir aşağıdaki yorumu göndermişdi fakat, herhalde şahsımı müşkilâtdan muhafaza içün (!) neşredilmedi:

---------
Nasreddin Hoca’ya bir gün komşunun kızı, pencereden başını sarkıtıp:
– Hocam, demiş, leyleği havada görmek gezmeye yerde görmek yatmaya, bacada görmek de birine sevdalanıp baca gibi tütmeye delalet edermiş. Doğru mu bu?
Hikâye bu ya, o güne kadar hiç leylek görmemiş olan Nasreddin Hoca merakla sormuş:
– Leylek de ne oluyor?
– Bak Hocam, demiş komşu kızı, biri sizin bacada?
Hoca başını çevirip bacaya bakmış. Gözlerine inanamamış. Geri dönüp sezdirmeden bacaya çıkmış. Bir hamlede leyleği yakalayıp eve getirmiş. Kuş dese benziyor gibi ama, değil.
Eline makas mı almış, yoksa bıçak mı almış, orası bilinmez; hayvancağızın gagasını, bacağını, kanadını bir güzel düzelttikten sonra:
– Eh, demiş, şimdi kuşa benzedin!

Nerenizi düzelteyim be kardeşim!

Tıp Fakültelerinde merhum Prof. Dr. Ayhan Songar gayr-i müslim ve mason olmayan ilk muhafazakâr öğretim üyesi imiş. TUS’dan sonra bu durum oldukça düzelmişdi. Şimdi muvazeneyi Müslüman-muhafazakarlar lehine değiştirelim diye yapdığınız hokkabazlığın hesabını mahkeme-i kübrâda nasıl vereceksiniz?

------------
Eğitim konusunda yazılar yazan Abbas Güçlü’nün “Yabancı dil bilmeyen, uluslararası yayını olmayan, bu yayınları refere edilmeyen, toplumsal katkısı bulunmayan, yeterince araştırması, yayını ve doktora öğrencisi olmayanların profesörlüğü hele hele bilim adamlığı, sadece Türkiye’de değil bütün dünyada tartışma konusu.

Zaten oralarda profesörlükten çok doktor unvanı kullanılıyor” ve “Kim bugüne kadar hangi tezleri ve yayınları yaptı, kaç kez refere edildi ve en önemlisi de unvanlarını nereden ve nasıl aldılar?.. Bakalım yine BİZ YAPDIK OLDU mu denilecek, yoksa ayrıntılara girilecek mi, hep birlikte göreceğiz” şeklindeki yorumu durumu net olarak ortaya koymakdadır sanırım.

Ülkemize dünyanın en büyük tıp fakültesi mi (5), yoksa John’s Hopkins ayarında eğitim veren gerçek bir tıp fakültesi mi lazım muhterem cumhurbaşkanım?

(1) http://ahmetrasimkucukusta.com/2014/11/05/misafir-yazar/muhterem-cumhurbaskaninin-yanildigi-kanaatindeyim/
(2) http://ahmetrasimkucukusta.com/2016/01/06/misafir-yazar/milli-saglik-enstitusu-mu-universitesi-mi-bilim-uretir/
(3) http://www.medimagazin.com.tr/hekim/universiteler/tr-saglik-bilimleri-universitesi-bu-yil-2-bin-500-kadro-acacak-2-15-68796.html
(4) http://ahmetrasimkucukusta.com/2014/11/06/misafir-yazar/her-profesor-profesor-mu/
(5) http://ahmetrasimkucukusta.com/2014/11/06/etibba-diyor-ki/dunyanin-en-buyuk-tip-fakultesi-kuruluyor/

Yazı için 2 yorum yapılmış:

  1. uz dr seyfullah kılıç dedi ki:

    Sayın yazar körlerin fil tarifi gibi dev bir anomalinin kendine bakan yonunu tarif etmiş. İyi etmiş. De.. yazının son kısmında nedense asıl icra makamı olan sayın basbakanı muhatap kabul etmemiş. acaba neden. yoksa malumun ilanımı?

Siz de yorumunuzu paylaşın: