BİZİM MUSTAFA’ MIZ!

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Musiki Dergisi'nde yayınlanan bir yazım:

Geçtiğimiz aylarda sinemalarda gösterilen "Mustafa" filminin tartışmalarından anlıyoruz ki herkesin kendine göre hayal ettiği bir Mustafa' sı var.

Türk musikisine âşık olanların nasıl bir Mustafa' sı olduğunu Prof. Dr. Alaeddin Yavaşça' nın hocası Saadettin Kaynak' tan naklettiği bir hatırası çok güzel dile getiriyor.

İşte, bizim "Mustafa' mız"...

Safiye Ayla Atatürk' ün Çankaya' daki sofrasında bir akşam Saadettin Kaynak' ın yeni bestelediği "Yanık Ömer" isimli hüseyni şarkısını okur. 

Atatürk bu muhteşem eseri büyük bir hayranlıkla dinler...

Yanık Ömer Türk musikisinde klasik formların dışında, belki biraz köçekçelere benzeyen, serbest başlayan, sonra aksak, sofyan ve nim sofyan usullerinde devam eden, arada serbest bölümleri de olan çok farklı bir eserdir.

"İşte bizim musikimizde bu tür coşkulu... heyecanlı... hamasi... şarkılar da bestelenmeli..." sözleriyle heyecanını dile getirir ve eserin bestekarının kim olduğunu sorar, kendisi ile ilk fırsatta mutlaka tanışmak istediğini söyler.

Safiye Hanım da ilk görüşmelerinde Saadettin Kaynak'a Atatürk' ün bu isteğini bildirir. Kısa bir zaman sonra Atatürk' ün bir İzmir seyahatinde Kaynak da tesadüfen bu şehirdedir. Saadettin kaynak Atatürk ile görüşme isteğini bildirir ve hemen huzura kabul edilir. 

Atatürk bestekâra yakın alaka gösterir ve tebriklerini bildirir. "Hafız, ne zaman bir şeye ihtiyacın olursa... veya canın istediğinde bana gelebilirsin" sözleriyle vedalaşırlar.

Alaeddin Hoca' nın yirminci yüzyılın Itrı' si sözleriyle tanımladığı Saadettin Kaynak Atatürk' ün bu iltifatlarından çok memnun olmuştur. Bu büyük insan için de bir beste yapmak arzusu içinde güfte ararken Fuat Hulusi Demirelli' nin "Gazi" başlıklı bir şiirini görür:

Yıllarca elim kalbimin üstünde eğildim
Gölgen gibi topraklara aşkınla serildim
Sensin emelim başka temennileri sildim
Dünyayı tebessümlerinin gülşeni bildim

Göklerden yeşil gözlerinin aşıkı ay gün
Gönlüm gibi lakin sana olmazlar sana düşkün
Ruhumda güneş doğdu nedir anlamadım ülkün
'Gazi' sana sevgisi gökten de büyük Türk' ün

Saadettin Kaynak bu mısraları kısa zamanda evcara makamında besteler ve Ankara' ya giderek Atatürk' ün Kalem-i Mahsusa' sına görüşme isteğini bildirir. Huzura kabul edilen Saadettin Kaynak eserini seslendirir. Atatürk şarkıyı çok beğenir ve birkaç kere okutturur. Eserin az kullanılan evcara makamında olması da Ata' nın hoşuna gitmiştir. 

Kaynak huzurdan ayrılacağı zaman Atatürk "Biraz bekle hafız" diyerek dışarı çıkar ve kısa zaman sonra elinde bir kitapla geri döner. Bu, Hafız Osman' ın el yazması bir Kuran-ı Kerim' dir.

"Bu, Kuran-ı Kerim' in sende olması daha uygun. Sana hediye ettiğimi içinde Allah' ın lafzı olan bir kitabın üzerine yazamayacağım için ayrı bir kâğıda yazıp arasın koydum" diyerek kutsal kitabı Kaynak' a verir.

Alaeddin Hoca sağlığında da hasta olduğu zamanda da her zaman yanında olduğu ve "Ben bestekâr olmuşsam bunda Saadettin Kaynak' ın çok katkısı var" sözleriyle anlattığı Hoca' sının evinde Ata' nın hediyesi bu Kuran-ı Kerimi ve onun yazısını da gördüğünü sözlerine ekledi. 

İşte, herkesin bir tarafa çekmek istediği bizim gönlümüzdeki Mustafa budur...

Kaynak: http://www.musikidergisi.net/?p=1156

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün spora ve sporcuya verdiği önem

Yazı için 1 yorum yapılmış:

  1. Fuzulî dedi ki:

    Maalesef bugün milletimizide musiki namına hemen hiç bir şey kalmamış durumdadır.

    Arabesk lumpenliği ortadadır.

    Bırakın Selahaddin Pınar’ı bir Neşet Ertaş çıkarması artık pek mümkün görünmemekdedir.

    Acaba bu durumun Türk Musikîsinin yasaklanması ile alakası var mıdır?

    Ya Harf inkılabı ve uydurmaca ile?

    Devrim kolay, yapmak ise zordur.

Siz de yorumunuzu paylaşın: