VİTAMİN D OLMADAN HÜCRESEL BAĞIŞIKLIK ÇALIŞMIYOR

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Pandeminin başından beri koronavirüsten korunmada ve virüs bulaştığında hastalığın hafif atlatılmasında sağlıklı hayat tarzının ve adam gibi beslenmenin önemine dikkat çekiyoruz.

Sağlıklı gıdalarla adam gibi beslenenlerin elbette besin desteklerine ihtiyacı yok ama iş vitamin D’ ye geldiği zaman durum biraz değişiyor.

Vitamin D esas olarak deride güneş ışınlarının tesiri ile sentezleniyor, yiyecek ve içeceklerle alınan vitamin D’ nin ehemmiyeti az.

Pandemi dolayısıyla bilhassa yaşlı nüfus neredeyse bir seneden beri doğru dürüst sokağa çıkamadı, yazlığa, bağa bahçeye, denize gidemediler yani güneş yüzü göremediler.

Pandemiden önce de genel olarak kan seviyeleri düşük olan insanların bu kısıtlamalara bağlı olarak kan seviyelerinin daha da düşük olması kaçınılmazdı.

Bizler özellikle yaşlıların son derecede ucuz olan, ciddi hiçbir yan etkisi bulunmayan vitamin D almalarını tavsiye ederken mâlûm çevrelerden “Vitamin D damarlarda kireçlenme yapar, böbrek taşı yapar” şeklinde itirazlar geldi.

Günde birkaç bin ünite vitamin D almakla yan etki ortaya çıkması mümkün değildir; kasıtlı olarak çok fazla alınan her ilaç hatta aşırı yenen her gıda tabii ki yan tesirlere yol açar.

Annals of the New York Academy of Sciences’ da yayınlanan “T hücrelerinin neden vitamin D reseptörü vardır?” başlıklı makale vitamin D’ nin neden önemli olduğunu bilimsel delilleriyle ortaya koyuyor.

T hücrelerinin neden vitamin D reseptörü vardır?

Vitamin D’ nin bağışıklık fonksiyonlarının düzenlenmesinde çok önemli bir rolü vardır.

T hücrelerinde, D vitamini reseptörü (VDR) vardır ve doğrudan ve dolaylı D vitamininin hedefleri oldukları gösterilmiştir.

T hücreleri neden D vitaminine duyarlı olmalıdır?

Veriler, vitamin D reseptörü (VDR) ekspresyonunun, otoimmüniteyi baskılayan iki hücre tipinin, NKT (tabii öldürücü hücreler) hücrelerinin ve CD8αα T hücrelerinin gelişimi için gerekli olduğunu göstermektedir.

İlave olarak efektör T hücresi sitokin üretimi, D vitamini tarafından düzenlenir.

Mevcut deliller, NKT ve CD8αα T hücrelerinin, otoimmünite oluşumuna karşı koruma sağlamak için seleksiyon sürecinin bir parçası olarak VDR’ yi eksprese ettiğini göstermektedir.

Covid-19: Cocooning elderly over 70 at risk of vitamin D deficiency

Gelelim neticeye

Hücresel bağışıklığın T hücrelerinde vitamin D reseptörleri vardır ve bunların fonksiyonlarını yerine getirebilmeleri için kanda yeterli miktarda vitamin D bulunması gerekir.

Yeterli vitamin D seviyelerine sahip olabilmek için güneşli günlerde tam öğle vakti 15-20 dakika güneş banyosu yapmak ve adam gibi beslenmek yeterlidir.

Pandemi dönemine mahsus olarak vitamin hapı düşmanı olan ben bile bilhassa yaşlılara her gün birkaç bin ünite vitamin D desteği sağlanmasını gerekli buluyorum.

Kaynak: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/21114675/

Yazı için 18 yorum yapılmış:

  1. Alişan Yıldıran, Çocuk Hekimi dedi ki:

    Kas içine zerk edilmesi hakikaten daha etkili..

    Yüksek dozun şimdiye kadar ayan tesirini müşahede etmedim.

    Doktora danışmadan KULLANMAYIN!

  2. Canan Karatay dedi ki:

    Değerli Alişan Hoca bütün kalbimle katılıyorum.

    ARK hocanın da açıklamış olduğu gibi, ağızdan alınan hiç bir faydası olmuyor. Yalnız para tuzağıdır biline.

    1. Sindirim sisteminde bozulduğu gibi, emilimin ne kadar olduğunu da bilemiyoruz.

    2. IM yapılması en temiz en etkin yöntemdir.

    3. 15-20 dakika güneş ve de dışarıda dolaşmanın da çok etkisi olmuyor maalesef.

    Kış ve sonbahar aylarında kuzey yar kürede zaten güneş yok. Yatay gelen gün ışığında bulunan UVB emiliyor, cildimize ulaşamıyor.

    Yaz aylarında da hava kirliliğinde emiliyor.

    Güneş koruyucu(?) kremler yazın ayrı bir engel teşkil ediyor.

    Yüksek dozdan korkuyu yenmemiz de kolay görülmüyor.Bir zararı yok, sonsuz faydaları gün geştikce ortaya çıkıyor zaten, çalışmalarla. 60-70 yıllık bilgiler bunlar. Yalnız kemik sağlığı için önerilen miniskül dozlardı..

    D vitamini en güvenilir hormondur. Yarılanma ömrü ise 8-10 gündür. Organizma hemen kullanır.

    Yağda eriyen bir hormondur. Yağlı ve de şişman vücutlara yağ dokusu içine girer ve orada hapsolur, dolaşıma giremez. Bu nedenle hemen yükselir, böbrekleri bozar zararlıdır savları da geçersizdir.

    Doktorunuza danışmanız gerekiyor.

  3. Cemal Öztürk dedi ki:

    Alişan bey, size soruyorum, çok değer verdiğim bir hekimsiniz.

    Kas içine zerk edilmesi hakikaten daha etkili sözü bilimsel bir değer taşımıyor. Bunun kanıtları nelerdir?

    Yüksek dozdan kasıt nedir? Kaç Ünite kaç mg ya dane? Ne kadar zamanda? Böyle bir söz sizin gibi bir bilim adamına yakışmıyor.

    D vitamininin ağız yoluyla hap veya damla şeklinde alınmasıyla iğne olarak yaptırılmasının kan düzeylerine etkilerini bilimsel olarak gösteren bir araştırma var mı?

    Bir de kan seviyesi kaç olmalı? Her kafadan bir ses çıkıyor. Karatay hoca 100′ ü geçsin diyor ama buna ait bir kanıt göstermiyor.

    Saygılarımla.

  4. Nahide Yüksel dedi ki:

    Hap içmek Rasim Hocanın hep tekrarladığı gibi insanları sağlıklı beslenmeden ve sağlıklı yaşam tarzından uzaklaştırıyor. Bu sefer insanlar balık yemiyor omega3 içiyor, et yemiyor B12 içiyor, kuru yemiş yemiyor çinko selenyum hapları içiyor… içiyor da içiyor. Bakın güneşlenmek sadece D vitamini sentezini sağlamıyor, Rasim hoca birkaç ay önce yazdı T hücrelerini de aktifleştiriyor. Güneş, nitrik asit yapımını artırıyor tansiyonu düşünüyor. Güneşlenmek mutluluk hormonlarını artırıyor. Bunun için de ben Rasim hoca taraftarıyım. Evet bu dönemde özel koşullardan dolayı d vitamini alınabilir ama bu asla genel bir kural olarak görülmemelidir. Doğrusu bütün vitamin ve mineralleri gıdalardan almak ve sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemekten geçiyor.

  5. CANAN KARATAY dedi ki:

    Bilimsel bütün çalışmalar bir çok bilimsel kanıt verilerek kitaplarımın D Vitamini bölümlerinde bulunmaktadır.

    Ayrıca, Uluslararası D vitamini konseyi üyesi olduğum için en yeni ve son çalışmalar da sürekli bana iletilmektedir.

    Sars CoV-2 virüs pandemisi başından beri de onlarca yeni bilimsel çalışma yayınlanmış ve yayınlanmaya devam etmektedir.

    Önemli bir kaç Klasik kitapları öneriyorum:

    1. THE VITAMIN D SOLUTION: A 3-Step Strategy to Cure Our Most Common Health Problems.
    MICHAEL F. HOLICK, Ph.D., MD.
    2010. ISBN 978-0-452-29688-6.

    2. Vitamin D3 Miracle. The huge secret Big Pharma Does not want you to know: The Miraculous Results of Extremely High Doses of the Sunshine Hormone Vitamin D3. My experience with HUGE DOSES of D3 from 25.000 to 50.000 to 100.00 IU a Day Over a One Year Period.
    Jeff T. Bowles. Can we cut our healthcare cost by 90%?

    3. the VITAMIN D REVOLUTION: How the Power of This Amazing Vitamin Can Change Your Life.
    SORAM KHALSA. MD. 2009
    ISBN 978-1-4019-2470-6-

    Karatay ezber bozar, ama ezbere konuşmaz ve ezbere yazmaz.

  6. Alişan Yıldıran, Çocuk Hekimi dedi ki:

    LABORATUAR TEDAVİ EDİLMEZ!

    Okuyucumuzun lütufkâr tavrı için teşekkür ederim (1).

    Sualleri haklı ve yerindedir.

    Ama hemen söyleyeyim abd-i acizi gözünüzde çok büyütmüşsünüz.

    Her konuda ileri seviyede bilgi sahibi olmak kısacık ömrü olan bir fanî için mümkün değildir.

    Bu suallere RF tıbbı bile (!) cevap verememiş durumda.

    Sadece, basit bir grip virüsü için halkın ödünü patlatan, viroloji, epidemiyoloji de bilmedikleri (immünolojiden hiç anlamadıkları zaten biliniyordu) ortaya çıkan, ta 1850’lerdeki intihalci ve şişik egolu Pastör gibi mikroorganizmaları insanların can düşmanı zanneden AŞICILARA karşı milletimize destek olmak maksadı ile şahsî tecrübemi paylaşdım.

    Ucuz ve emniyetli olan yaygın D vitamini kullanımını teşvik etmek yerine, yaygın aşılamanın neticeleri seneye ortaya çıkdığında, ‘mihraba kılıçla çıkacak’ feraseti gösterip, muhteviyatı mahzurlu maddenin orucu bozmayacağını (acaba?) söyleyen otorite bu durumun muhasebesini yapar herhalde?…

    Dikkat ederseniz, Canan hoca’ya D vitamini konusunda Ahmet Rasim hoca bile karşı çıkıyordu.

    Kan seviyesi kaç mı olmalı? Bunu etkileyen o kadar çok unsur var ki!

    Ama yağda eriyen bir KOLESTEROL bileşiği olan D vitamini yağ dokusunda depolandığı için kan seviyesinin ehemmiyet arz etdiğini zannetmiyorum.

    Tam da bu noktada RF tıbbı ve Pastöryanların bir büyük yanılgısının da, tecrübe yerine laboratuvara aşırı güvenmek ve aynı tetkiki aynı gün bir kaç defa yapdırdığı halde tedaviden iyi netice alamaması olduğunu da belirtmeliyim. Halbuki LABORATUAR değil HASTA tedavi edilmelidir.

    Binnetice; Ahmed Rasim hoca’ınn dediği gibi ‘Tıpdan uzak sıhhatli hayat’!

    (1) https://ahmetrasimkucukusta.com/2021/04/05/yazilar/tip-yazilari/besin-destekleri/vitamin-d-olmadan-hucresel-bagisiklik-caismiyor/

  7. Nahide Yüksel dedi ki:

    Alişan hocam teşekkürler, sizi çok iyi anladım.
    Canan hocam bana klasik kitap ismi, D vitamini üzerinden ticaret yapan konseyin sözlerini söylemeyin. Rasim hoca bu konseyin nasıl ticari bir kuruluş olduğunu birkaç sene evvel kanıtlarıyla yazmıştı.
    Siz bana lütfen hangi d vitamini seviyesinin hangi hastalıkları önlediğini gösteren bir tek bilimsel araştırma kaynağı gösterin.
    Kusura bakmayın, kitaplarda yazıyor lafı beni asla tatmin etmez.

    https://ahmetrasimkucukusta.com/2017/05/31/yazilar/tip-yazilari/besin-destekleri/vitamin-d-konseyi-halk-icin-mi-calisiyor-yoksa-ticaret-mi-yapiyor/

  8. Alişan Yıldıran, Çocuk İmmünoloji-Allerji Mütehassısıziz Hikmet dedi ki:

    İşte bu;

    hedr immunste T hücre cevabı ile değerlendirilecek

    https://twitter.com/jhnhellstrom/status/1372432207776727044

  9. Aslı dedi ki:

    Nahide hanım, hoca kitaplarımda bilimsel kanıtlarla yer alıyor diyor. İncelerseniz zaten referansları göreceksiniz.. Farklı kitaplarla da seçenek sunmuş, bana klasik kitap ismi verme diyorsunuz.. Oralarda atıf yapılan çalışmalar zaten derya deniz.. O çalışmalara bakıp kafanıza yatmayanı sormak daha mantıklı değil mi?

  10. hakkı kaya dedi ki:

    hocam ampul şeklinde olan 300.000 lik olanı ağızdan alma şeklinde yaparsak yine bir faydası olmuyor mu?

  11. Nahide Yüksel dedi ki:

    Aslı hanımefendi, herkesin bu kitaplara sahip olması olanaksız. Hiçbir bilimsel yayında Canan Hoca gibi kitap ismi vererek kaynak belirtilmez. En azından bunun sayfası bildirilir. Ondan istediğim çok basit bir şey. O kitaplardan birer tane araştırmanın bağlantısını versin ki herkes bu yayınlara hemen ulaşabilsin.

  12. Asistan doktor dedi ki:

    Tek başına d vitamini hiçbir şeyi halletmez. Sağlıklı olmak bir bütündür.

  13. CANAN KARATAY dedi ki:

    Kelle-Paça, kemik suyu, köy yumurtası ve de köy tavuğu tüketmek bu nedenle son derece önemli.

  14. CANAN KARATAY dedi ki:

    Pub Med. taranınca her türlü hastalık için en az 55.000 çalışma bulabilirsiniz D Vitamini için.

    YÜKSEK DOZ D VİTAMİNİ REFERANSLARINDAN 2 adet.

    1. Vitamin D’s potential to reduce the risk of hospital acquired infections.
    ww.tandfonline.com › doi › pdf. 10.4161. dermatology

    DA Youssef · 2012 · the barrier protective function of cells. Vitamin 1,25-D3 inhibits proliferation of T cells. Reducing health care-associated infections. Klin Wochenschr. 1977;. 55:507-8; PMID:195120; http://dx.doi.org/10.

    2. Review 50.000 IU kullanılması öneriliyor.

    Vitamin D’s potential to reduce the risk of hospital-acquired infections
    Dima A. Youssef,Tamra Ranasinghe, William B. Grant &Alan N. Peiris
    Pages 167-175 | Received 31 Dec 2012, Accepted 16 May 2012, Published online: 01 Apr 2012
    https://doi.org/10.4161/derm.20789

  15. Asistan doktor dedi ki:

    Sayın Canan Hocam, sizi takdir ediyoruz ama lütfen kusura bakmayın, bu vermiş olduğunuz literatürler aynen sizin gibi yüksek doz D vitamini öneriyorlar. Bunlar D vitaminin hangi kan seviyesinin hangi hastalıktan ne ölçüde koruduğunu göstermiyor. Ben çok aradaım taradım D vitaminin herhangi bir hastalığı önlediğini gösteren hiçbir RCT çalışma bulamadım. Yine hangi D vitamini seviyesinin hangi hastalıktan koruduğuna dair net bir veri yok.

  16. Aslı dedi ki:

    https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3897595/

    Sedef ve vitiligo hastaları üzerindeki bir çalışma.

  17. Asistan doktor dedi ki:

    Bu, plasebo kontrollü olmayan bir çalışma, bunların değeri hadi hiç yok demeyelim ama sınırlı. Randomize ve plasebo kontrollü olmadıkça bir nedensellikten söz edilemez.
    https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3897595/

Siz de yorumunuzu paylaşın: