GİDİŞİN OLSUN DA DÖNÜŞÜN OLMASIN

Yazı Fontunu Büyült Yazı Fontunu Küçült Yazı Fontunu Sıfırla
kasa fişi

Dikkat: Yazının sonunda ek var!

***

Ülkemizde ilk Kovid vakası, iki sene önce bugün yani 11 Mart 2020′ de tespit edilmişti.

Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca‘ nın bu münasebetle attığı tivit:

Türkiye’ de ilk Covid-19 vakası iki yıl önce bugün tespit edilmişti. gelinen noktada salgın, toplumsal hayatı tehdit eden bir olay olmaktan önemli ölçüde çıktı. Riskle orantılı tedbirlerle hayatımıza devam ediyoruz. Kayıplarımıza Allah’ tan rahmet, hastalarımıza şifa diliyorum.”

Resim

Çok şükür ki Kovid artık sıradan bir üst solunum yolları enfeksiyonuna dönüştü. İstatistiklere göre gripten daha az öldürücü bir hastalık oldu.

Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu bu vesile ile şunları söylüyor (1).

Haftalardır bunu anlatmaya gayret ediyorum, gelinen noktada toplumsal hayatımız tehdit altında değil, #omicron çok daha az öldücü, aşılı ve hastalığı geçiren sayısı çok fazla dolayısı ile artık eskisi kadar korkacak bişi kalmadı. Normal hayatınıza dönüşe alışmalıyız..”

Kaynak: https://twitter.com/drkaanyl/status/1502377451569262597?s=20&t=C4jt__DYTl-VZ-koqdi_Xg

Artık #coronavirus normal gripten daha öldürücü değil hatta daha az öldürücü… Artık bu pek çok yerde dillendiriliyor. Siz hala tsunami bekliyorsanız, artık uzun bir süre bekleyeceksiniz demek oluyor… Rahatlayın derken, kafadan atmıyorduk…

Resim

Kaynak: https://twitter.com/drkaanyl/status/1502406810879287305?s=20&t=C4jt__DYTl-VZ-koqdi_Xg

 Ülkemizde tedbirler hafifletildi

Vaka sayılarının tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de azalması üzerine Kovid’ e karşı alınan tedbirler de tamamen kaldırılmasa bile hafifletildi. Açık havada maske takma zorunluluğu ve HES kodu uygulaması kaldırıldı. 

Buna Bilim Kurulu Üyesi ve KLİMİK Başkanı Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz gibi itiraz edenler var.

Kovid ile ilgili önlemleri alırken vaka-hastanede yatan hasta ve ölüm sayıları, aşılama oranları gibi bazı ölçütlere bakıldığı ve salgının kontrol altında olup olmadığına buna bakarak karar verildiği hatırlatması yaparak, “Tüm bu sayılara bakarak bugün salgının çok da kontrol altında olmadığını söyleyebiliriz. Hastaneye yatış ve ölüm sayılarımız maalesef yüksek. Dolayısıyla var olan önlemleri de kaldırarak bir normalleşmeye gitmek çok mantıklı gelmiyor. Zaten haziran ayından bu yana dünyadakinin aksine, ek önlemler almak yerine daha ‘gevşek’ bir model izliyor, yapılması gerekenleri tam anlamı ile yapmıyorduk. Şimdi bir de var olan önlemler kaldırıldı. Bu benim önerdiğim bir şey değil” diyor.

Prof. Dr. İftihar Köksal ve Prof. Dr. Bülent Ertuğrul da aynı fikirde:

Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İftihar Köksal önlemlerin gevşetilmesinin sıkıntı yaratacağını düşünüyor ve diyor ki: “Zamansız alınmış bir karar. Toplum olarak bu karara hazır değiliz. Aşılama oranları özellikle de hatırlatma dozları istediğimiz noktada değil. Kronik hasta ve ölüm sayısında belirgin bir azalma yok. Vaka sayıları hâlâ 70 bin civarında. Bu ortamda alınan önlemlerden taviz vermek doğru değil. Keşke biraz daha bekleseydik bu kararları almak için. Kapalı ortamlarda risk şu an daha da artmış durumda. HES kodu uygulaması ve test yapma zorunluluğu kaldırıldı. COVID-19 aramızda, daha da yakın temas halindeyiz demek bu. İnsanlar artık daha da dikkatsiz davranacak. Kronik hastalar, gebeler, ileri yaştakiler ne olacak? Onlar için risk büyük. Açık havada uzun zamandır zaten kimse maske takmıyordu ama kapalı alanlarda ne olacak? Bulaşma oranlarının artmasından endişeliyiz. ‘Kapalı alanların havalandırma koşulları’ deniyor. Bunu kim kontrol ediyor, standart neye göre belirlendi? Bunların cevapları yok. O nedenle maske ve kişisel önlemleri bırakmamaya davet ediyorum herkesi.”

Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Ertuğrul da salgın ile mücadelede artık bireysel korunma sürecine geçildiğini belirterek, “2020 haziranında da bir benzeri olmuştu, Sağlık Bakanı Koca o zaman, ‘Bundan böyle herkes kendi güvenlik çemberi içinde yaşamayı öğrenmeli’ demişti. Bir buçuk yılda yine aynı yere geldik. Sadece Türkiye’de de değil, ülkeler (Avrupa ve Kuzey Amerika başta) ve bazı sağlık otoriteleri: ‘Zaten Omikron aşısını olan yetişkinlerde hafif geçiyor, insanlar istedikleri zaman ücretsiz aşılarını oluyor, testler var, hastalara verilebilecek tedavi edici, ‘Molnupiravir’ gibi ilaçlar da piyasada, testler de var’ gibi bir bakış açısı ile salgın ile mücadele etmekten, çoğunlukla da ekonomik nedenler ile vazgeçmeye başladılar. Hastalığı ‘normalleşme’ koşullarına uydurmaya çalışıyorlar. Peki, böyle mi gerçekten? Hayır, değil. Dünyanın geri kalanında pandemi devam ediyor. Oralardan gelen veriler pek de sağlıklı değil. Yakın zamanda ‘Nature’da yayınlanan bir makalede ‘Can kayıpları açıklananın dört katı’ deniliyor. Virüsün yeni bir formda karşımıza çıkmayacağının garantisi yok. Kronik hastalar ile ileriki yaştakiler risk altında. ‘Herkes kendini koruyabildiği kadar yaşasın’ derecesine varan bir vazgeçmişlik. Bir biliminsanı, hekim olarak bunu kabul etmem mümkün değil. Siz istediğiniz kadar yok sayın, virüs yayılıyor. Toplum salgınla baş başa bırakıldı.”

Prof. Dr. Tevfik Özlü tedbirlerin gevşetilmesine olumlu bakmaya çalışıyor

Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, bu gevşemeyi olumlu görüyor. Özlü, “Kalabalık olmayan bir caddede yürüyorsanız ya da açık havada bir konserde iseniz, insanlarla aranızda önemli bir mesafe var ve bu mesafeyi koruyabiliyorsanız maske takmak gereksizdir” diyor ve ‘Ama’ diyerek, şöyle devam ediyor: “Diyelim ki açık havada ama kalabalık bir konserde ya da cenaze namazı, düğün-dernek gibi yoğun bir kalabalıktasınız. İnsanlarla dip dibe, burun buruna, karşılıklı muhabbet ediyorsunuz. Fiziksel olarak mesafeyi koruyamadığınız bu durumlarda, açık havada olsa bile maske takmakta yarar var. Maske zorunluluğunun kalkması ‘Maske yasak’ anlamına gelmiyor. Solunum ve damlacık yolu ile bulaşan her türlü hastalık/belirtide başkalarını korumak adına (bulaşı engellemek için) maske takılmalıdır.” Kapalı ortamlarda da aynı kuralların geçerli olduğuna değinen Prof. Dr. Özlü, “Havalandırılmayan, geniş-yüksek olmayan mekânlar ile insanların yüz yüze baktığı, mesafeyi koruyamadığı (okul, kafe, hastane, sinema, tiyatro, AVM, kalabalık mağaza, cami gibi) yerlerde maske elzemdirTakılması şarttır. Herkes durumuna ve çevresine bakıp riskine göre maske kullanmaya kendisi karar verme noktasındayız” diyor.

Kaynak: https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/fulya-soybas/tedbirler-kalkti-salgin-bitti-mi-42015513

İstanbul Tabip Odası müfteri değilse iftirasını ispat etsin

Prof. Dr. Haluk Vahaboğlu‘ nun “İstanbul Tabip Odası: Türkiye’de Koronavirüs’ten can kaybı 250 binin üzerinde” https://t24.com.tr/haber/istanbul-tabip-odasi-turkiye-de-koronavirus-ten-can-kaybi-250-binin-uzerinde,1020369 başlıklı haber üzerine tivit dizisi:

İstanbul Tabip Odası müfteri değilse iftirasını ispat etsin. Ne kadar kifayetsiz var bir araya toplanmış. Bakın size kifayetsiz diyorum neden mi? Siz kim oluyorsunuz da üniversite öğretim üyelerinden hesap sormaya cüret ediyorsunuz. Kifayetsiz muhterisler. Sizden bi halt olmaz”

“Hatta daha ileriye gideyim utanmıyor musunuz uluslararası bir çetenin, bigfarmanın reklamını yapmaya? Saygın bir öğretim üyesine mektup gönderip soruyorlar “mRNA aşılarına karşı mısınız” Siz kim mRNA kim, reklamcı kifayetsizler. Sizinle hukuk önünde hesaplaşmaya varım!”

“Bunlardan bu memlekete fayda gelmez. Mesleğini yapmak yerine çöp siyaseti yapan bu kifayetsizler bu gün sağlık personelinin ve doktorların hak kaybının temel sebebidir ve behemehâl değiştirilmelidir

https://twitter.com/HalukVAHABOLU/status/1502327592245936133?s=20&t=J_bQA79QGxVO4l3fnBzwdw

Gelelim neticeye

Ben de tedbirlerin hafifletilmesini doğru buluyorum hatta bunun için geç  bile kalındığına inanıyorum. 

Tedbirlere sadece ortodoks tıp penceresinden bakmanın dünyayı ne hale getirdiğini hepimiz yaşayarak gördük ve görmeye de daha uzun yıllar devam edeceğimiz ortada.

BİR: HES kodu zaten hiçbir işe yaramayan bir uygulama idi.

İKİ: Maskenin ise 40 seneden beri savunduğumuz ve tavsiye ettiğimiz gibi kapalı sahalarda sadece öksüren, aksıran “hastalar” tarafından “başkalarını” korumak için takılması gerekir. Açık havada yürürken maske takmak çılgınlıktır. 

ÜÇ: Cumhurbaşkanımız gibi 2 Sinovac + 3 Biontek aşısı olmanın bile enfeksiyonu da bulaşmayı da önlemediği herkes tarafından görüldü.

DÖRT: Aşılar sadece risk grubu için uygundur. Dileyen, elbette istediği tür aşıyı yaptırabilir; ben sadece iki doz inaktif aşı yaptırdım ve başkalarına da inaktif aşıyı tavsiye ediyorum.

Kibariye “Kim bilir bu gidişin dönüşü olacak mı?” diye soruyor. Ben de diyorum ki “Olmayacak canımın içi, olmayacak.” Ferdi Baba’ ya kulak verelim: Merak etme sen“.

***

“İstanbul Tabip Odası: Türkiye’de Koronavirüs’ten can kaybı 250 binin üzerinde”

İstanbul Tabip Odası (İTO) Genel Sekreteri Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu, Türkiye’nin 2 yılını dolduran pandemi sürecini en ağır şekilde yaşayan ülkelerden biri olduğunu söyledi. Küçükosmanoğlu, Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı resmi rakamlara göre bu süreçte 95 bin, gerçekte ise 250 binin üzerinde kişinin korunması ve önlenmesi mümkün olan bir hastalık yüzünden öldüğünü bildirdi.

İTO’nun Fatih’teki binasında, Koronavirüs vakasının Türkiye’de görülmesinin ikinci yıl dönümüne ilişkin 11 sendika ve dernek bir araya gelerek ortak basın toplantısı düzenledi. ‘Pandeminin Ağır Sonuçlarının Sorumlularını Biliyoruz’ başlıklı toplantıya İstanbul Tabip Odası, İstanbul Dişhekimleri Odası, İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası, SES İstanbul Şubeleri, Genel Sağlık-İş, Dev Sağlık-İş, Birlik Dayanışma Sendikası, İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED), Tüm Aile Sağlığı Sağlık Memuru- ATT- Hemşire ve Ebe Derneği (İSAHED), Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) kuruluşları destek verdi.

“Her birinin acısını yüreğimizde taşıyoruz”

Kurumların ortak açıklamasını İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Prof. Dr. Küçükosmanoğlu okudu. Küçükosmanoğlu, “Dünya Sağlık Örgütü’nün Koronavirüs pandemisini ilan ettiği ve Türkiye’de ilk Covid-19 vakasının açıklandığı 11 Mart 2020’den bu yana iki yıl geçti. 14,5 milyon vakayla dünyada 9’uncu sırada yer alan Türkiye salgını en ağır yaşayan ülkelerden. Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı resmi rakamlara göre bile vefat sayısı 95 binin, gerçek rakamlar ise 250 binin üzerinde. Her biri bir can, her biri bir insan, her biri bir anne, bir baba, bir eş, bir dost, bir arkadaş, bir sevgili, bir çocuk. Her birinin acısını yüreğimizde taşıyoruz. Korunması ve önlenmesi mümkün olan bir hastalık yüzünden öldüler” dedi.

Pınar Saip: Sağlık hizmetini verenler beton duvarlar değil

İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip de meslektaşlarına ve tüm sağlık çalışanlarına göstermiş oldukları özverili çalışmalardan dolayı teşekkür etti. Saip, şöyle konuştu:

“Bu dönem boyunca çok yüksek sayıda sağlık çalışanını kaybettik. Birçoğu hastalanma pahasına hastalarına bakmaya ve sağlık hizmetini vermeye devam etti. Sağlık hizmetini verenler maalesef beton duvarlar değil. Pandeminin ilk günlerinden bir alkış yapılmıştı ama bunların ne kadar sahte olduğunu iktidarın son söylemlerinde görmekteyiz. Bizleri koruyamadıkları için güvenli sağlık koşullarını sağlayamadıkları için 14- 15 Mart’ta güvenli ve güvenceli koşullar istediğimiz için g(ö)revde olduğumuzu buradan bir kez daha hatırlatıyoruz.”

“İstanbul Tabip Odası: Türkiye’de Koronavirüs’ten can kaybı 250 binin üzerinde” https://t24.com.tr/haber/istanbul-tabip-odasi-turkiye-de-koronavirus-ten-can-kaybi-250-binin-uzerinde,1020369 başlıklı haber üzerine:

***

EK 1 (12.3.2022): PETER SWEDEN “Avusturya zorunlu aşılama yasası ERTELEDİ. Polis insanların evraklarını kontrol edecekti ve insanlar € 3600 para cezası alma riskiyle karşı karşıya kalacaktı. Artık insanlar bunun yerine kendileri karar verebilir. Özgürlük için büyük zafer.”

Kaynak: https://twitter.com/PeterSweden7/status/1502414408303140864?s=20&t=C4jt__DYTl-VZ-koqdi_Xg

***

EK 2 (12.3.2022): HİKMET GEÇKİL “Güney Kore! Aşılama oranı %87 Booster doz bile %60’larda En yüksek PCR testi Sonuç! ŞU anda belli nüfus başına dünyadaki en yüksek VAKA, AĞIR HASTA ve ÖLÜM oranına sahip!!!” 

Resim https://twitter.com/HikmetGeckil/status/1502526102123814913?s=20&t=C4jt__DYTl-VZ-koqdi_Xg

***

EK 3 (12.3.2022): Pandemi bitti bitiyor, gitti gidiyor!

Kaynak: https://twitter.com/drahmetrasim/status/1502530016193753092?s=20&t=C4jt__DYTl-VZ-koqdi_Xg

***

EK 4 (20.3.2022): HİKMET GEÇKİL “Yeni! Fauci emekli oluyor! Dünyaya kaos üstüne kaos yaşattıktan sonra!!!”

 

HALUK VAHABOĞLU “Kaçmaya çalışıyor desek… Ama zor, ön ayak olduğu olduğu “mass massacre” ‘ın hesabı sorulacak. Tamam da bizim şapşallara ne demeli? Yahu be kardeşim ruhunuzu da mı esir ettiniz?”

“”mediocracy” Ortada satılık medya süprüntüleri var, adam diye ortada geziyorlar. Bu şer….lere itibar eden sadece siyaset. Yahu uyanın bunların kıymeti harbiyesi yok. Medya mensubu olmak için öncelikle belli bir IQ testi barajı oluşturulmalı, yani hiç olmaza 60-70 falan olsun”

“Uzun bir süre filim kuruluna ulaşacak şekilde tüm senaryoyu, olanları ve olacakları anlattım. Ta ki çocuklarımıza musallat olacaklarını anlayana kadar. Baktım ki bunlar laftan anlamıyor ve çocuklarımıza kastetmiş başka yolum kalmadı. Sosyal medyayı kullanmak zorunda kaldım.”

Ben hala “pizum uşakların” bu işlere bilmeden bulaştıklarını düşünüyorum. Yani suç bizde, bilim adamı yetiştirememişiz? Konklüzyon profu yetiştirmişiz. okuduğunu anlayacak formasyonu yok. Ha bir de misyoner faaliyeti var….

Kaynak: https://twitter.com/HalukVAHABOLU/status/1505542003915952134?s=20&t=6731c-e4m0YvfpIm3jOw8Q

***

Siz de yorumunuzu paylaşın: